çekiyorlar ile cümle
çekiyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Ale ví se o nich, protože dělají také hodně špatných věcí.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Azért viszont sokat sajtózzák őket, hogy mennyi szörnyűséget okoznak.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Dar au o imagine proastă pentru că fac și o grămadă de lucruri groaznice.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.E invece se ne parla tanto perchè fanno anche un sacco di malestri.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Jedoch bekommen sie viel schlechte Presse, für all die grauenvollen Sachen, die sie auch anrichten.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.오히려 우리에게 가하는 여러 끔찍한 일들이 주목을 끌곤 했습니다.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Mais elles reçoivent beaucoup d'attention pour toutes les choses terribles qu'elles font.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Mas aparecem muitas vezes nas notícias, por também fazerem muitas coisas terríveis.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Men de får mycket press för att de gör en massa hemska saker.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Nhưng chúng vẫn vì làm nhiều việc tồi tệ nữa
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Pero consiguen un montón de crédito, ya que hacen un montón de cosas terribles también.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Ponovno se jih pa zavemo, ko smo zaradi njih ogroženi.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Tapi mereka mendapat banyak publikasi karena mereka banyak melakukan hal yang mengerikan juga.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Veľkú publicitu si však získalo to, že robia aj veľa hrozných vecí.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Za to mówi się dużo o okropnych rzeczach, które robią.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Ze komen wel in de krant voor de vele verschrikkelijke dingen die ze doen.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Αντίθετα συνήθως ακούμε ότι κάνουν πολλά τρομακτικά πράγματα.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Втім, газети чимало пишуть про них за те, що вони роблять і чимало жахливих речей.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Затова пък пишат много за другите неща, които бактериите правят -- ужасните неща.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Однако о них вспоминают, потому что они также делают много плохого.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.אבל הם מקבלים פרסום רב מכיוון שהם עושים גם דברים נוראיים.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.ولكن تحصل على الشهرة للقيام بكثير من الأمور الفظيعه.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.しょっちゅう新聞沙汰になります つまり地球上には、もともとあなたの一生とは
Archie'nin gerçekten anlamadığı dayanılmaz ve elden ayaktan düşüren bir durumdan dolayı acı çekiyorlar.심한 고통을 받고 있고 엄청나게 쇠약한 상황에 빠져 있는데 그가 그 원인을 모른다는 것이었죠.
Archie'nin gerçekten anlamadığı dayanılmaz ve elden ayaktan düşüren bir durumdan dolayı acı çekiyorlar.lider av en smärtsam och försvagande sjukdom som Archie inte riktigt förstår.
Archie'nin gerçekten anlamadığı dayanılmaz ve elden ayaktan düşüren bir durumdan dolayı acı çekiyorlar.lijden aan een ondraaglijke en invaliderende aandoening die Archie niet echt begrijpt.
Archie'nin gerçekten anlamadığı dayanılmaz ve elden ayaktan düşüren bir durumdan dolayı acı çekiyorlar.סובלים ממחלה מייסרת ומגבילה שארצ'י לא ממש מבין אותה.
Archie'nin gerçekten anlamadığı dayanılmaz ve elden ayaktan düşüren bir durumdan dolayı acı çekiyorlar.كانوا يعانون من حالة وهن وضعف شديدة وكان آرشي لا يعيها ولا يفهمها
Archie'nin gerçekten anlamadığı dayanılmaz ve elden ayaktan düşüren bir durumdan dolayı acı çekiyorlar.衰弱していくという コクランに理解のできない状況でした 症状は
Beni güldüren şeyde bazılarıda fotoğraf çekiyorlardı studionun içindenImádom mikor az érdeklődők fotót is készítenek.
Binaların fotoğraflarını çekiyorlardı.Fotili budovy.
Binaların fotoğraflarını çekiyorlardı.Fotókat készítettek épületekről.
Binaların fotoğraflarını çekiyorlardı.Ils prenaient des vidéos des immeubles qui tremblaient.
Binaların fotoğraflarını çekiyorlardı.Mereka mengambil berbagai foto bangunan.
Binaların fotoğraflarını çekiyorlardı.Robili zdjęcia budynków.
Binaların fotoğraflarını çekiyorlardı.Sie schossen Fotos von Gebäuden.
Binaların fotoğraflarını çekiyorlardı.Tomando fotos de los edificios.
Binaların fotoğraflarını çekiyorlardı.Ze maakten foto's van gebouwen.
Binaların fotoğraflarını çekiyorlardı.Έπαιρνε φωτογραφίες των κτιρίων.
Binaların fotoğraflarını çekiyorlardı.Правеха снимки на сградите.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Anda dapat melihat mereka bekerja sama, menarik pada saat yang sama.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Bạn có thể thấy là chúng làm việc cùng nhau, kéo chiếc hộp vào cùng một lúc.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Conseguem ver que eles trabalham juntos, que puxam ao mesmo tempo.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Du kan se att de samarbetar och drar samtidigt.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Együtt dolgoznak, egyszerre húzzák.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Je ziet dat ze samenwerken, gelijktijdig trekken.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.그들은 동시에 줄을 당기면서 같이 일하고 있죠.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Man kan se at de arbejder sammen, at de trækker på samme tid.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Ne työskentelevät yhdessä; ne vetävät samalla hetkellä.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Pueden ver que trabajan juntos, arrastran a la vez.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Sie arbeiten ganz offensichtlich zusammen, ziehen zur gleichen Zeit.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Vedete che lavorano insieme, tirano simultaneamente.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Vedeți că lucrează împreună, trag concomitent.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Vidite lahko tudi, da sodelujeta in vlečeta istočasno.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Vidíte, že pracují spolu, tahají současně.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Vidíte, že spolupracujú, ťahajú debnu v rovnakú chvíľu.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Vous voyez qu'ils travaillent ensemble, ils tirent au même moment.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Współpracują ze sobą, ciągną w tym samym momencie.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Μπορείτε να δείτε ότι δουλεύουν μαζί, τραβούν την ίδια στιγμή.
Birlikte çalışıyorlar ve aynı anda çekiyorlar.Вони працюють пліч-о-пліч і тягнуть коробку одночасно.