çekiç ile cümle
çekiç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Dikkat çekici giysisi, yüksek bir sesi vardır.Puhuu käheällä äänellä ja pukeutuu näyttävästi.
İlk kurulduğunda fikirler, radyonun yayınlarının fazla ilgi çekici olmamasıydı.Monien mielestä Yleisradio ei tuolloin lähettänyt riittävästi viihteellistä ohjelmaa.
Müziği de çekicidir.Musiikki on myös harkitumpaa.
Orada liberalizmin mimarisi üzerine uzun ve ilgi çekici bir konuşma yaptı.Hän teki pitkän ja ansiokkaan päivätyön työläisurheilun piirissä.
Nükleonları "residual strong force" adı verilen kısa menzilli bir çekici güç bir arada tutar.Se on peruvastavammanlaatuisen vahvan vuorovaikutuksen jäännösvoima, engl. residual strong force.
Dikkat çekici biçimde, bu ikinci Brocard noktası ile birinci Brocard noktası aynı Brocard açısına sahiptir.Brocardin kulma ensimmäiselle- ja toiselle Brocardin pisteelle ovat aina samat.
DSSC’nin özellikle çekici başka bir alanı var.NVC:llä taas on erityinen alkuperä.
Yanına çok çekici bir kadın oturur ve Jack ile sohbet etmeye çalışır.Hän on homo ja seurustelee Jackin kanssa.
Sürü teknolojisi ucuz, sağlam ve basit olması nedeniyle ilgi çekicidir.Η τεχνολογία νοημοσύνης σμήνους είναι ιδιαίτερα ελκυστική επειδή είναι φθηνή, εύρωστη και απλή.
BuddyTVranked onu "2014'te Televizyonun En Çekici 100 Kadını" listesinde 5. sıraya koydu.Το BuddyTV την κατέταξε στην 5η θέση στη λίστα με τις 100 πιο σέξι γυναίκες της τηλεόρασης για το 2014.
Yıldızın ve çekiçle orakların konumu bayrak direğine daha yakın bir yere taşındı.Η θέση του σφυροδρέπανου και του αστεριού μετακινήθηκε πιο κοντά στον πόλο της σημαίας.
Britanya özellikle madenleri ve köleler bakımından Roma için çekici bir hedefti.Η Βρετανία ήταν για τη Ρώμη ελκυστικός στόχος λόγω του πλούτου της σε μέταλλα και δούλους.
Bebek özellikleri bütün kültürlerde tabiatından gelen bir çekiciliktedir ve gençlik, güzellik ile ilişkilidir.Τα νεογνικά χαρακτηριστικά είναι ενυπάρχων ελκυστικά και η νεότητα γενικά συσχετίζονται με την ομορφιά.
Numidya kralı Juba I ise dikkat çekici yerel bir müttefikti.Ο βασιλιάς Ιόβας Α' της Νουμιδίας ήταν επίσης ένας πολύτιμος σύμμαχος.
19. yüzyılın başlarında, Alman yolları dikkat çekici derecede bozulmuştu.Ωστόσο, στις αρχές της δεκαετίας του 1900, ο γερμανικός κίνδυνος είχε ενισχυθεί σημαντικά.
Kelime kökeninde Türkçe Kut kavramının bulunması bu bakımdan ilgi çekicidir.Η ταχύτατη ανέλιξή του για Τούρκο πολιτικό προκαλεί εντύπωση.
Mücevherlerini ya telkari tekniği ile ya da çekiçle döverek yaparlardı.Οι ζωγράφοι τα επεξεργάζονταν είτε με την τεχνική της εγκαυστικής είτε με την τεχνική της αυγοτέμπερας.
Don Pasquale yeni sözlüsünu çok çekici bulur.Η προσωπικότητα του Δον Ζουάν έχει εμπνεύσει πολλές σύγχρονες αντιλήψεις.
Çok ilgi çekici tarihsel bir merkezi bulunmaktadır.Είναι ιστορικού κυρίως ενδιαφέροντος.
İlk kurulduğunda fikirler, radyonun yayınlarının fazla ilgi çekici olmamasıydı.Την περίοδο έναρξης της σειράς, η εκπομπή δεν είχε μεγάλη θεαματικότητα.
Yüzündeki yaraları ile çok dikkat çekicidir.Φέρει ζημιές στο πρόσωπο.
Geçiş metali iyonlarını bağlama yeteneği için dikkat çekicidir.Έχει άμεση σχέση με την ολκιμότητα των μετάλλων.
Her iki sorun da uğraşması çok zor olmasına rağmen asla çekiciliğini yitirmemiştir.Και τα δύο προβλήματα αποδείχθηκαν δύσκολα, αλλά δεν έχασαν ποτέ το ενδιαφέρον τους.
Sen dikkat çekici birisin.Είσαι αξιοσημείωτος.
Çekiç faydalı olur, tornavida da aynı şekilde.Το σφυρί θα είναι χρήσιμο, και το κατσαβίδι.
Çekiç, çivi çakmak için kullanılır.Το σφυρί χρησιμοποιείται για κάρφωμα.
Anthimos Gazis'in kartografik çalışması da çok dikkat çekiciydi.Η χαρτογραφική του ενασχόληση ήταν πολύ αξιόλογη.
Negatif özgürlük konsepti, birkaç dikkat çekici unsura sahiptir.Idéen om negativ frihed har flere bemærkelsesværdige aspekter.
Viyana'nın eski Doğu Bloku ülkelerine coğrafi yakınlığı bu anlamda dikkat çekicidir.Den geografiske nærhed til den forhenværende østblok bemærkes særligt i denne sammenhæng.
Çekiç her atıldıktan sonra muhakkak Thor'a geri döner.Dagen efter bringer de derfor hammeren tilbage til Thor.
Kendine has, dikkat çekiçi bir mimariye sahiptir.Han gør for øvrigt et vist condottieremæssigt indtryk.
Artık Sif kısa saçlarıyla hiç çekici değildir.Kurvesvøbbladene er korte med fine hår.
Kulaklarının arkası dikkat çekici beyaz bir lekesi olan siyah renktedir.Bagsiden af ørerne er sort med en iøjnefaldende hvid plet.
Napolyon'un Rusya Seferi'ne benzerlikler dikkat çekicidir.Der er blevet draget paralleller til Napoleons invasion af Rusland.
Bu noktada özellikle ikinci kitapta anlatılanlar dikkat çekicidir.De eksempler der nævnes ligger i forlængelse af emneområderne for anden bog.
Grant Kurtarma Aracı Grant I ve II tanklarının topları çıkartılarak kurtarıcı ve çekiçiye dönüştürüldü.Grant ARV Grant I og Grant II modeller med kanonen fjernet og erstattet med en bjergningsudstyr.
Hiç kuşkusuz, bu çekici sabit bir nokta değildir.Bogstaverne er dog ikke noget sikkert holdepunkt.
Mrs. Dalloway, Virginia Woolf'un en ilgi çekici romanlarından biridir.Mrs Dalloway regnes fremdeles som en av Woolfs best kjente romaner.
Britanya özellikle madenleri ve köleler bakımından Roma için çekici bir hedefti.Britannia var atraktivt for romerne på grunn av dets ressurser, og da spesielt i form av gruver og slaver.
Viyana'nın eski Doğu Bloku ülkelerine coğrafi yakınlığı bu anlamda dikkat çekicidir.Den geografiske nærheten til den forhenværende østblokken er særlig viktig i denne sammenhengen.
19. yüzyılın başlarında, Alman yolları dikkat çekici derecede bozulmuştu.Innen tidlig på 1800-tallet hadde tyske veier forfalt til en veldig dårlig grad.
Dikkat çekici karmaşık desenlere sahip olabilir.Noen kan ha komplekse trekk.
Homoerotizm aynı cinsiyete sahip insanlar arasındaki cinsel çekiciliktir.Homoseksualitet, seksuell omgang mellom personer av samme kjønn.
Delphi, derleme hızı açısından dikkat çekici bir hıza sahiptir.Kelvin for å oppnå en akseptabel reaksjonsrate.
Atın en dikkat çekici özelliği taşların üzerinden atlayabilmesidir.Hans mest kjente tegneserie var om hesten Grane.
Bu tekniğin çekici yanı, teorik olarak sonsuz çözünürlük sağlamasıdır.Normalformer i logikk er viktige for bl.a. automatisk teorembevising.
Esasında Harran şehri Haçlılar için hiç çekici değildi.Men plyndringen av byen var ikke nok for korsridderne.
En dikkat çekici şey, Ca II'nin H ve K çizgileri olup, bunlar G2'de en belirgin olanlarıdır.Noen av de mest lyssterke H II-regionene er synlige for det blotte øye.
Artık Sif kısa saçlarıyla hiç çekici değildir.Oversiden er uten påfalende hår.
Ara sıra çekiç kullandığı da görülür.Av og til også innledende panikkangst.
Yahuda, Yehuda HaMakabi (Çekiç Yahuda) olarak bilinir oldu.Sebagai seorang pemimpin agama Yahudi, Ia mengetahui isi kandungan dari Taurat.
19. yüzyılın başlarında, Alman yolları dikkat çekici derecede bozulmuştu.Pada awal abad ke-19, kualitas jalan di Jerman sangat buruk.
10000 güney gökküre yıldızını ve 42 bulutsu benzeri nesneyi listelediği katalogu dikkat çekicidir.Ia terkenal karena katalognya yang berisi 10.000 bintang selatan, termasuk 42 objek samar-samar.
Orak çekiç işçi ve köylü sınıfların birlikteliğini, kızıl yıldız ise komünist partiyi simgelemektedir.Palu arit melambangkan buruh dan petani, sedangkan bintang merah melambangkan kekuasaan Partai Komunis.
Heykelin ilgi çekici kısmı olan esirler, çok gerçekçi şekilde tasvir edilen acılar içinde kıvranır haldedir.Para calon pembunuh dipenjara dalam realitas virtual mereka yang bahagia.
Bu yüzden böcekler için çekici olurlar.Mereka juga kasar pada serangga.
Etkinliğin bir diğer özelliği ise görsel tasarımlarının dikkat çekici olmasıdır.Perbedaan yang dapat dengan mudah terlihat adalah dengan melihat desain karakterya.
Bu holdeki tarihi asansör dikkat çekici başka bir detaydır.Peninggalan-peninggalan sejarah tersebut sangat menarik untuk dikunjungi.
Tek dikkat çekici mücadele, 1974 FIFA Dünya Kupasın'da Doğu Almanya'nın 1-0 kazandığı maç olmuştu.Satu-satunya pertemuan penting antara mereka adalah di Piala Dunia 1974, dimana Jerman Timur menang 1-0.
Orada liberalizmin mimarisi üzerine uzun ve ilgi çekici bir konuşma yaptı.Naskahnya berisi suatu perpaduan tradisi yang menarik.