Şövalyeler ise kızgınlıklarından kılıçlarını çekerek Tannhauser'e hücuma hazırlanırlar.众骑士大怒,拔剑要攻击唐怀瑟。
9 inçlik uzun burunlu maskesiyle dikkat çeker.短而大的鼻子,有時會飾以數根突出的鼻毛。
Fakat para ve güç isteği onu Balla'ların tarafına çeker.妄想得到錢和權力來擺脫佳子。
Bir şeyler konusunda karar vermekte güçlük çeker.어떤 일을 결정하는 것이 힘들어지기도 한다.
Bu asteroitlerden 3753 Cruithne, Dünya'yla aynı periodu olmakla dikkat çeker.지구를 가로지르는 소행성 중 3753 Cruithne는 지구와 같은 주기의 궤도를 가지고 있는 것으로 유명하다.
Lopez'in halk imajı ve özel hayatı dünya basınının dikkatini çeker.로페즈의 대중적 이미지와 사생활은 전 세계 언론으로부터 큰 관심을 받고있다.
Bu durum Tanrının öfkesini çeker.이 남자의 분노에 주목하라!
Siyah gözlüğü ile dikkat çeker.검은 안경을 쓴다.
Eğer bir söz söylenirse kılıcımı çeker ve kimseyi sağ bırakmam." dedi."만일 그가 저의 침묵에 의해 고양되시지 않는다면, 그는 저의 연설로도 고양되시지 않을 것이오."
Genellikle yalnız avlanmasıyla dikkat çeker.평소에는 단독 생활을 하며 사냥한 먹이를 먹을 때만 몰려든다.
Sadece arkadaşlarıyla müzik videoları çekerek kayıt ve kurgu yapmıştı.자신과 주변의 뮤지션들이 찾아와서 녹음을 하곤 했다.
Birçok sağlık sistemi hastalığı kimliklendirmede, tanıda ve tedavide zorluk çeker.많은 의료체계에서 만성 폐쇄성 폐질환의 확인, 진단 및 치료법의 확보에 어려움이 있다.
Kafasının küp şeklinde olmasıyla dikkat çeker.그는 쇠뭉치로 머리를 맞아 실신했다.
Özellikle fındık üretimi başı çeker.특히 과일의 씨앗을 꺼내기 쉽다.
Katılımcılar yerel ve tarihi anıtların ve alanların fotoğrafını çeker ve Wikimedia Commons'a yüklerler.참가자는 역사적인 기념물과 지역의 문화 유산의 사진을 찍어 위키미디어 공용에 올린다.
Bu sahnelerde kamera, kendisini tepeden çeker.극장의 무대는 그 뒷면을 길가에 마주하고 있다.
Şubat ayı, 28 gün (Artık yıllarda 29) çeker.1월: 31일 2월: 28일, 윤년에는 29일.
Hogwarts'ta arabaları çekerler.그러나 다케조에는 철병을 강행한다.
Gözlerden dördü dikkat çeker derecede iri olup, öne doğru çıkıktır.눈 위의 뿔은 매우 길고 앞쪽으로 심하게 휘어 있다.
Dik çatılı tipik evleri ile dikkat çeker.원형주거지는 전형적인 송국리형 주거지로 무문토기가 주류를 이루고 있다.
Isınmak istiyenler bu örtüyü dizleri üzerine çekerler, ayaklarını mangalın etrafına koyarlardı.용군은 그 꼬리를 베어버리고, 껍찔을 벗겨내어 산 위에 펼쳐놓았다.
Genellikle FIFA oynanış videoları, farklı platformlarda ve farklı türlerden oyunlar ve ara ara vlog'lar çeker.그는 일반적으로 FIFA 게임 플레이 비디오, 다양한 플랫폼과 다양한 장르의 게임, 가끔 브이로그 를 촬영합니다. '
Carlos krala karşı kılıcını çeker.קרלו שולף את חרבו כנגד המלך.
Sertliği ile dikkat çeker.מביט אליי בתשומת לב.
Jase çıplak bir halde evden kaçarken, Quentin telefonuyla onun fotoğrafını çeker.כאשר ג'ייס רץ עירום מחוץ לביתה של בקה, קוונטין מצלם את ג'ייס בטלפון הסלולרי שלו בעודו ערום.
Sonra İkbal, Anderson'a silah çeker.שם מחכה להם בראונינג עם רובה.
Bir şeyler konusunda karar vermekte güçlük çeker.מתנהג בטיפשות לגבי דברים מסוימים.
Bu döngülerde mutlak adalet hakimdir: İnsan her kötülüğü bir sonraki hayatta çekerek öder.דבר זה יתוקן בעולם הבא, ששם יקבל כל אדם גמול מושלם על מעשיו.
Kürek cezasına çarptırılan suçlular eskiden gemilerde kürek çekerek cezalarını tamamlarlardı.במעצמות הים-תיכוניות היה נהוג שפושעים שהורשעו נשלחו, כעונש, לחתור בספינות משוטים.
Dik çatılı tipik evleri ile dikkat çeker.הלב דואב לראות את שברי הבתים.
İnce kumlu kumsalları ve balık avlama olanakları adaya çok sayıda turist çeker.באי אתרי צלילה ודיג רבים המושכים תיירים רבים.
Burada Tanrı'nın öneminin Buda Ana'dan daha mühim olduğuna dikkat çekeriz.כנסייה זו מעידה על חשיבותה הבינלאומית של בולגר.
Kene eğer ısırmışsa ve deriye yapışmışsa çekerek çıkartmaya çalışılmamalıdır.אם הוא נתפס הוא יכול להתנפח מבלי שיתאפשר להוציא אותו.
Bir zombiyi suyun dibine çeker.איך להציף ביצה על פני המים?
Köylüler bu yüzden sıkıntı çekerler.האיכרים החלו לטבוח בהם.
Aynı tur içinde Kovalainen motor problemi yaşayınca aracını kenara çekerek yarışa daha fazla devam edemedi.בעיה במנוע במהלך הקפת החימום מנעה ממנו להשתתף במרוץ בסופו של דבר.
Erkekler gibi dört çeker araç kullanır ve futbol oynardı.Израства като мъжкарана – кара четириколки и играе футбол.
Siyah gözlüğü ile dikkat çeker.Носи черни очила.
Anıt, oldukça ziyaretçi çeker.Паметникът привлича голям брой посетители.
Başka insanlarla anlamlı bir iletişime girmekte zorluk çeker.Било ѝ трудно да се свързва емоционално с други хора.
Reçelden daha çok kaynatılır ve suyunu daha çok çeker.Така, продуктът набъбва още повече, и поема водата.
Bizans ordusunu batıya çeker.Иалианската армия атакува от запад.
Artık yıllarda 29, diğer yıllarda 28 çeker.Той съдържа 28 дни, а през високосните години – 29.
2. Öteki Kale şah çeker.Глава втора: Кошмарът продължава.
2000'de ilk filmi Scarlet Diva'yı ve 2004'te The Heart Is Deceitful Above All Things filmini çeker.През 2004 Менсън участва във филма „Сърцето лъже за всичко“ (The Heart Is Deceitful Above All Things).
Uzun saçı ve sakalıyla dikkat çeker.Изрично се забранява дългата коса и брада.
Fakat hala boş vakitlerini fotoğraf çekerek geçirdi.В свободното си време се занимава с фотография.
Fakat para ve güç isteği onu Ballaslar'ın tarafına çeker.От силата и траекторията на неговото хвърляне зависи ударът на батъра.
Kuzgunlar siyah tüyleriyle dikkat çeker.Скалните видове се отнасят към черните базалти.
Japonya'nın Beppu şehri yılda 12-13 milyon termal turist çeker.Пазарът в Белу Оризонти поглъщал от 60 до 100 сандъка домати на ден.
Eve dönmekten vazgeçer ve karısına telgraf çekerek dönmeyeceğini söylemek ister.Той се сбогува с жена си и и казва, че не знае кога ще се завърне.
Bu akıma uyan kişiler saçlarına fön çeker, gözlerine sürme sürerler.Искам да гледам безжизнените Ви очи и да ви махам с ръка.
Her önüne gelene hareket çeker ve daima hareket çektiğini inkar eder.Тя винаги прави това което си науми, без да го премисли и все се забърква в неприятности.
Bu durum Tanrının öfkesini çeker.В противен случай би се нарушила Божията неизменяемост.
Karşıt güçler çeker, benzer güçler iter.Задвижват се от водна сила, подобно на водениците.
Ancak yaşlı çiftin gizemli davranışları Caroline'in dikkatini çeker.Въпреки метресите на нейния съпруг, той има добро отношение към Каролина.
Su kirletici maddeleri çekerek nehir ve göllerin temiz kalmasını sağlarlar.В противен случай змеят спира реките или отравя езерата.
Başka insanlarla anlamlı bir iletişime girmekte zorluk çeker.Zbog njega ima problema u komunikaciji s drugim ljudima.
Bundan sonraki her kart çekme aşamasında ise yalnızca tur oyuncusu bir kart çeker.Nakon toga svaki igrač iz špila izvuče jednu karticu zadataka.
Pişme sürecinde suyunu çekerse, soğuk su eklenir.Kad god bi poželio popiti hladne vode, voda bi se povukla.