2000'de ilk filmi Scarlet Diva'yı ve 2004'te The Heart Is Deceitful Above All Things filmini çeker.Năm 2004, anh đóng vai Emerson trong bộ phim "The Heart Is Deceitful Above All Things".
Bu akıma uyan kişiler saçlarına fön çeker, gözlerine sürme sürerler.Dân làng bằng lòng, thế là họ móc cặp mắt nàng.
Adam öldükten sonra cesedin fotoğrafını çeker ve fotoğrafın üzerine ÖLDÜ yazar.Ông đã thấy trước điều đó, và viễn ảnh ấy đã giết ông chết.
Hans Zimmer'in dikkatini çeker ve Hans Zimmer'e ait Remote Control Productions şirketinde çalışmaya başlar.Sau khi tốt nghiệp, ông trở thành một thực tập sinh tại công ty Remote Control Productions của Hans Zimmer.
Anıt, oldukça ziyaretçi çeker.Hàng ngày, khu tưởng niệm đón khá nhiều khách đến viếng.
Şarkılar söyleyerek denizcileri kandırır ve suyun içine çeker.Các tiên chim cất lên tiếng hát mê hoặc để lừa những người đi biển và khiến họ tử nạn.
Bu durum Tanrının öfkesini çeker.これらのことのために、神の怒りが下るのである。
Daha çok ilkbaharda tüketilir; çünkü sonbahara doğru deniz tuzunu iyice içine çeker.また海陸風の影響を受けるため夏季でも朝夕の寒暖の差が激しい。
Turakolar göz alıcı renkleriyle dikkat çeker.彼は色遣いに注意を払う。
Adam öldükten sonra cesedin fotoğrafını çeker ve fotoğrafın üzerine ÖLDÜ yazar.彼はデッドの遺体を見つけるとすぐにカメラを持ち、遺体の写真を撮った。
Mars topoğrafyası ilginç bir ikilem göstermesiyle dikkat çeker.マルトは二重の周壁を持つ、興味深い形状をしている。
Rama, bu yayı çekerek kırar.メインロッドはこのロープを引いて低められる。
BL tarafında, M4 ve M6 transistörleri, bit-line’ı, VDD’ye çeker.BLの側ではトランジスタM4とM6がビット線をVDDすなわち 1 にする。
İnsanları ayaklarından tutup suya çeker.お湯をかけたり乾燥させると人の足になる。
Nasyonal sosyalizm, aile yaşamının önemine dikkat çeker.安部は家庭生活を重要視していた。
Kafasının küp şeklinde olmasıyla dikkat çeker.頭が蓮根の形をしているのが特徴。
Okulda başarılı bir öğrenci olarak dikkat çeker.在学中に優れた学徒として知られるようになった。
Karadelik oluştuğu zaman çevresindeki her şeyi çeker.その嫉妬のために、周囲にも強制しているという次第。
Dağlarda su bolluğu dikkati çeker.山間部では降水量が多い。
Siyah gözlüğü ile dikkat çeker.黒縁眼鏡を着用している。
Fakat hala boş vakitlerini fotoğraf çekerek geçirdi.空いた時間にはイラストを描いて過ごしていたという。
Sertliği ile dikkat çeker.守矢に思いを寄せている。
Piramit'e benzeyen şekli ile dikkati çeker.ピラミッドのような形をしていることで有名である。
Bu dönemde ekonomik gelişme ile nüfus artışında süreklilik dikkat çeker.この期間には、強力な経済発展と人口増加があった。
Bunun tersine kadınların giymek zorunda olduğu siyah renkli abiye güneş ışığını tümüyle çeker.全身黒い服で固めた沙夜とは対照的に白い服をまとっている。
Adamı, 3 yıl boyunca askerler açlık çekerken havyar yediği için suçlar.慶応三年にも狼害のため兵卒が退治に出動。
Erkekler gibi dört çeker araç kullanır ve futbol oynardı.活発な性格で、男子に交じってサッカーをする。
Bir an iç çeker gibi oldu; tam bir agnostik olsam da, o an ruhunun ayrıldığını hissettim.私は信心深い人間ではないが、その瞬間に彼の魂が旅立ったのだと感じた。
Genellikle yalnız avlanmasıyla dikkat çeker.よく一人で毬をついて遊んでいる。
Katılımcılar yerel ve tarihi anıtların ve alanların fotoğrafını çeker ve Wikimedia Commons'a yüklerler.コンテスト参加者は各自の居住する地域にある文化財建造物や史跡などを撮影し、ウィキメディア・コモンズに投稿する。
Dükün hatırasına yaş çekerek odasından iki gün çıkmadı.天国で2週間だけ夢子の体を借りることになった時子。
Ayrıca deniz banyosu yazın pek çok turisti çeker.また、夏場には多くの海水浴客で賑わう。
Haziran, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 6. ayı olup 30 gün çeker.6月(ろくがつ)はグレゴリオ暦で年の第6の月に当たり、30日ある。
Daha sonra uzaylıyla tanışır ve "Kayıp Tanrı" hakkındaki broşürleri dağıtırken Jaggu’nun ilgisini çeker.宇宙人は「神さまが行方不明」と書かれたチラシを配っており、ジャグーは興味をそそられる。
Gerektiğinde kıvrımlardan tutup çekerek kolayca çözülür.必要な場合はアクセルを踏み空ぶかしする。
Temmuz, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 7. ayı olup 31 gün çeker.7月(しちがつ)はグレゴリオ暦で年の第7の月に当たり、31日ある。
Carlos krala karşı kılıcını çeker.ロドリーグは剣を王に差し出す。
Bu koku sayesinde sinekleri kendine çeker ve hapseder.この臭いがハエをおびき寄せ粘液を運んでもらう。
Novo, nükteleriyle sıklıkla dikkat çekerdi.e o がつねに長いことに注意。
Çıkardıkları sesler, yakınlardaki kişilerin dikkatini çeker.これらの誘発音は近くの他の人には聞こえない。
NHK Japonya'nın her yerinden çeker.日本各地に鎮座する。
Önden çekiş ve dört çeker opsiyonları verilmiştir.前文と4か条が廃止されずに残っている。
Robert Ford valiye telgraf çekerek ödülünü istedi.そのためロバート卿は執筆業で食い扶持を稼がねばならなくなった。
O sırada Deniz eşi Hakan (Teoman Kumbaracıbaşı), şikayetini geri çeker.本来は下海通蕃の禁と呼び、海禁は略称であった。
Photo Booth, resim çekerken uygulanabilecek iki görüntü efekti setine sahiptir.Photo Booth拥有两组图像效果,可以在拍照的时候应用。
O kış Memed ve anası çok zorluk çekerler.其冬,以省親歸,孝養母。
Uçuş sırasında boyunlarını geri çekerler.飞行时将脖子伸展。
Çok sert şut çekerdim.我真该好好扁你一顿。
O gece Alex uyurken, Wyatt battaniyeyi yatağından çeker ve onu havaya uçurur.在那天晚上,当亚历克斯因吃了安眠药睡着的时候,怀亚特让毯子从床上飞起来并将她悬浮在半空中。
Wyatt banyo alırken Toby onu suyun altına doğru çeker.就当他正在洗澡时,他被托比拉到水下。
Köylüler bu yüzden sıkıntı çekerler.難道鄉民不怕麻煩?
Eğer bir söz söylenirse kılıcımı çeker ve kimseyi sağ bırakmam." dedi.雖朕舉動,靡不猜防,朕故別居,不與接見。
Gerektiğinde kıvrımlardan tutup çekerek kolayca çözülür.如果需要,可以繞繩下降進行清潔。
Ağa ehli vukuf (bilirkişi) bulmakta zorluk çeker.其文筆風格「幽深孤峭」,不免流於艱澀。
Bu ırmak Çekerek Nehri'ne kadar gider.牽梚使過河。
Siyah gözlüğü ile dikkat çeker.戴眼鏡的黑人。
Dili genellikle Almanlar anlamakta güçlük çekerler.对于大多数德国人来说,瑞士德语很难理解。
Telefonunuzun bir ekran-shot çekerken,kamera deklanşör gürültüsü geliyor.在屏幕上射击铃铛可以使铃铛跳跃。
Daha çok ilkbaharda tüketilir; çünkü sonbahara doğru deniz tuzunu iyice içine çeker.清朝初年至同治年间,为平凉府海剌都地。
Böylece biri, bütün ögeleri çekerek mesela She lamazo kalo! "ey güzel bayan!" diyebilir.比較如下: lamazi kali「美麗的女人」(主格) lamazo kalo!