İnsan nefesiyle ağrı veren sıcak havayı göğsüne çeker.Тому для цього потрібна людина через чиї руки тече тепло.
Sonunda Chris Carrie'nin üstüne domuz kanını dökmek için ipi çeker.Кріс виливає відро свинячої крові на Керрі і Томмі.
Kanaat eksikliği çekerek, başarı için haklara sahip olduğunu belirtiyor.Виникає мета, і вона виправдовує засоби.
Hasta çok acı çeker.Той важко хворий.
Bu özellikler, Hasiçi İli'ni görülmeye değer yapar ve turist çeker.Господар зберігає їх, як реліквію, показує туристам.
Tiyatro oyunları kadar, sade anlatımıyla günlük yaşamın ayrıntılarını işlediği öyküleri ile de dikkati çeker.Як і у війську, театрали подавали рапорти про кожен день своєї діяльності.
Bu durum Tanrının öfkesini çeker.Хай його гнів Божий поб'є!
Çiçekler arıları çeker.Квіти приваблюють бджіл.
Bu yıl en az on Rus selfie çekerken öldü.Цього року щонайменше десять росіян загинули, роблячи селфі.
Bir gün şans eseri bir parkta iki aşığa rastlar ve onların fotoğraflarını çeker.Jednoho dne narazí v parku na dva milence, které vyfotografuje.
Carlos, Tanrı'ya haykırarak, kendinin Engizisyon muhafızlarından korumak için kılıcını çeker.Carlos, vzývající Boží ochranu, tasí meč a je připraven bojovat se strážemi.
Dağlarda su bolluğu dikkati çeker.Při úpatí kopce se nacházely prameny čerstvé vody.
Burada Tanrı'nın öneminin Buda Ana'dan daha mühim olduğuna dikkat çekeriz.Důležitost a role Boha je vyšší než Matky Buddhy.
Duvardaki parıltılı bir taşı fark eden Amanda can havliyle taşı çeker, ve yaratık yok olur.Na to Amanda vytáhne ze zdi zářící klenot a tvor náhle zmizí.
Merkezi yıldızdaki ışığı içine doğru çeker ve kızılötesi dalgaboylarında tekrar yayar.Absorbuje světlo centrální hvězdy a znovu jej vyzařuje na infračervených délkách.
Havadan nem çeker.Je těžší než vzduch.
Carlos krala karşı kılıcını çeker.Rozlícený Carlos tasí na krále meč.
Şöyle ki; joystiki yukarı çekersek pclere yukarı komutu vermiş oluruz.Hrajeme ji tak, že, když jdeme nahoru, máme na fis prostředníček.
Ayrılan kuyruk, hareket etmeye devam eder ve avcının dikkatini çekerek hayvanın kaçmasına olanak verir.Část, která se odlomí, se dále pohybuje, možná aby odvedla pozornost a umožnila ještěrce uniknout.
Siyah gözlüğü ile dikkat çeker.Nosit tmavé brýle.
Özgün şiir tarzı ile dikkat çeker.Zabýval se časoměrnou poezií.
Vakum etkisiyle yüzeye yapışıp vücudu çekerek hareket sağlar.Nutno rozlišovat pohyb bodu a pohyb tělesa.
Raskoln'ü kendi yanına çeker.Raskolnikov tedy další den bude sám doma.
Onun fotoğrafını çeker.Ona mu věnuje svou fotografii.
Firkatelerin her küreğini iki-üç kişi çekerdi.Tak či onak, za každého mrtvého jsem dostal dva nebo tři dolary.
Haziran, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 6. ayı olup 30 gün çeker.Červen je šestý měsíc gregoriánského kalendáře v roce, má 30 dní.
Bilimden çok hurafeler ilgilerini çeker ve inanırlar."Těžko se hledá grip, musíte si věřit“.
Talaş deresi bu bakımdan çok ilgi çeker.Taneční komunita si takovýchto věcí velice váží.
Şubat ayı, 28 gün (Artık yıllarda 29) çeker.Únor mívá 28 dnů, v přestupném roce dnů 29.
Kariyerine 1998'de New York'ta fotoğraf çekerek başlamıştır.V roce 1998 začal studovat fotografii v Londýně.
Erkekler gibi dört çeker araç kullanır ve futbol oynardı.Věnoval se cyklistice a hrával fotbal.
Kura çekerler.Vyžeňte krávu.
Halat çekme: Yarışmacılar birbirlerine karşı teke tek halat çekerler.Členové cechu obchodníků táhnout za jeden provaz a navzájem si nekonkurují.
Küçük kuşlardır, ayak tırnaklarının uzunluğu dikkat çeker.Bývají to ptáci až o velikosti našeho kosa.
Bu asteroitlerden 3753 Cruithne, Dünya'yla aynı periodu olmakla dikkat çeker.3753 Cruithne je blízkozemní planetka, která patří do Atenovy skupiny.
Willow ve Anya onu sorguya çekerler.Eva i Sykoš se na něj obracejí se svými žádostmi.
Artık yıllarda 29, diğer yıllarda 28 çeker.Má 28 dní, v přestupném roce má 29 dní.
Korkunç acılar çeker.Zachvátilo je trápení.
Sonraki üç sene boyunca çocuklarının ve arkadaşlarının portrelerini çekerek atölyesinde tek başına çalıştı.Spisovatel se v následujících třech letech při svém pobytu věnoval úpravám domu a zahrady.
Bedenin her yerine iğneler batıyormuş gibi korkunç acılar çeker.Mám takovou horečku, že se mi na celém těle udělala vyrážka.
Köy yamacındaki eski "Sunak" dikkat çeker.Na území bývalé obce se nachází „Štítarský klen“.
Bütün sDrive modelleri önden çekişli, bütün xDrive modelleri dört çekerdir.All sDrive modely jsou s náhonem pouze na 1 nápravu, zatímco xDrive modely jsou s náhonem na všechny 4 kola.
Çok sert şut çekerdim.Byla velice vleklá.
Son kompozisyonun fotoğraflarını çeker ve böylece bu fotoğraflar yazdırılıp daha sonra sergilenebilir.El fotografiază compoziția finalizată, pentru a o putea printa și expune mai târziu.
Benzer şekilde Lyotropic likit kristalleri biomimetik kimya alanında özel ilgi çeker.În consecință, cristalele lichide liotrope atrag atenția în mod deosebit în domeniul chimiei biomimetice.
Afrika altın kedisi Asya altın kedisine çok benzerliği ile dikkat çeker.Pisica africană aurie seamănă cu caracalul.
Scarpia bu sefer dikkatini Tosca'ya çeker.Alboin și-a îndreptat apoi atenția asupra Toscanei.
Carlos krala karşı kılıcını çeker.Petru rămâne singur în fața regelui Suediei.
Daha sonra uzaylıyla tanışır ve "Kayıp Tanrı" hakkındaki broşürleri dağıtırken Jaggu’nun ilgisini çeker.Jaggu întâlnește extraterestrul și devine curioasă în timp ce-l privește distribuind pliante despre Zei lipsă.
BL tarafında, M4 ve M6 transistörleri, bit-line’ı, VDD’ye çeker.Pe partea BL, tranzistorii M4 și M6 leagă linia de bit cu VDD, 1 logic.
Önden çekiş ve dört çeker opsiyonları verilmiştir.Gusturile si preferințele 4.
Her önüne gelene hareket çeker ve daima hareket çektiğini inkar eder.El îl însoțește pe acesta peste tot și nu vorbește niciodată.
Ardından döktüklerini kürekle düzenler ve patatesleri koymak için sıra çeker.Lași goluri, le împlinești pe urmă ca să ferești petele...
Diğerleri, Roma generalleri arasındaki koordinasyon eksikliğine dikkat çeker.Activează în cadrul influentei Ligi pentru Unitatea Culturală a tuturor Românilor.
Novo, nükteleriyle sıklıkla dikkat çekerdi.Se asociază frecvent cu sinovitele.
Zombileri kendine çeker.Dar zombi te caută ei pe tine.
Film boyunca kronik ağrı çekerken görülen Gaga'nın fibromiyalji rahatsızlığı olduğu ortaya çıktı.Pe parcursul filmului, solista a fost prezentată suferind de dureri cronice datorate bolii fibromialgie.
Alaska yerli sanatı içinde Guçinler daha çok boncuk işiyle (naagąįį) dikakti çeker.În ținuturile asiatice, locuitorii pretind că fapturile cu un singur corn sunt destul de răspândite.
Sufiler, günlük düzenli olarak zikir çekerler.Prizele de medicamente trebuie repartizate regulat pe timpul zilei.
Düğün yemeğinin bütün masraflarını erkek tarafı çeker.Bărbatul trebuie să îi facă toate plăcerile femeii în ziua nunții.