Kışın ise hayvanlarını ağıllara çekerek bakımlarını burada yaparlar.Jeszcze zimą dotarł do rodziny, ukrywał się, chorował (odmrożenia i inne).
Bu durum Tanrının öfkesini çeker.Na tych przyszedł jednak w końcu gniew Boży.
Onun fotoğrafını çeker.Robi im zdjęcie.
Cephesoinde üç dikkati çeker Gotik stilde giriş vardır.Przetrwały trzy portale w stylu gotyckim.
Ancak Yakut Olongoları uzunlukları ve kendilerine özgü anlatım yapılarıyla dikkat çeker.Zachowały się z jego wielu dzieł tylko fragmenty i świadectwa pośrednie, tzw. testimonia.
Havadan nem çeker.Wreszcie brakuje powietrza.
Bir an iç çeker gibi oldu; tam bir agnostik olsam da, o an ruhunun ayrıldığını hissettim.Wtedy on westchnął i – chociaż jestem niewierzący – poczułem, że to była chwila, w której jego dusza odeszła.
Uzun saçı ve sakalıyla dikkat çeker.Nosił charakterystyczne długie włosy i brodę.
Kamerayla kim olduklarını videoya çekerler.Gracze muszą też pokazać do kamery na kogo zagłosowali.
Photo Booth, resim çekerken uygulanabilecek iki görüntü efekti setine sahiptir.Photo Booth posiada dwa zestawy efektów.
Basının da dikkatini çeker, Büyük Britanya'da son derece popüler olur.Serial był i nadal jest, niesamowicie popularny na całym świecie.
Talaş deresi bu bakımdan çok ilgi çeker.Słodkość wody ma tu bardzo duże znaczenie.
Bu ırmak Çekerek Nehri'ne kadar gider.Las schodzi miejscami aż do rzeki.
Libary destesinizi simgeler, kartları burdan çekersiniz.May I borrow your scissors? → Czy mogę pożyczyć twoje nożyczki?
Özgün şiir tarzı ile dikkat çeker.Uwagi o poezji współczesnej.
Giles, Buffy'i bulur ve cadıların şüpheli olabileceklerine dikkat çeker.Bubbles, zdolna do czytania w myślach, miałaby się dowiedzieć, co czarodzieje ukrywają.
Bu sebeple Bulgarların büyük bir kısmı Pomakça'yı anlamakta güçlük çeker.Tylko połowa Polaków uważa spór o TK za istotny.
Görülebildiği zamanlar, gökyüzündeki en parlak cisim olarak dikkat çeker.Po dotknięciu ręki Sama uznała, że jest on najjaśniejszą smugą na niebie.
Bu vadiden çekerek ırmağı geçmektedir.Doliną tą spływa potok Banské.
Nihayetinde bu olaylar onu gölge dünyasına çeker.W końcu wszystkie trzy zastawiają na niego pułapkę.
20- 30 kadın kendi aralarında halay çekerler.Pewne wydaje się istnienie 20-30 takich rodzin.
Raskoln'ü kendi yanına çeker.Gnarr o nim samym.
Fakat para ve güç isteği onu Balla'ların tarafına çeker.Jego siła i zwinność pozwoliły mu wygrać z robotem nasłanym przez Baldwina.
Anıt, oldukça ziyaretçi çeker.Schronisko cieszyło się dużym uznaniem odwiedzających.
Fakat, yapılan araştırmalardan eski çağlarda Çekerek civarında yoğun ormanlarla kaplı olduğu anlaşılmıştır.W czasach starożytnych, według przekazów antycznych, była obficie pokryta lasami.
Joker, bir kişiye işkence yapıp videoya çeker ve bunu bir televizyon kanalına yollar.Mężczyzna zamierza wytresować szczeniaka i wykorzystać go w swoim programie telewizyjnym.
Tiyatro oyunları kadar, sade anlatımıyla günlük yaşamın ayrıntılarını işlediği öyküleri ile de dikkati çeker.Ma dar jasnowidzenia, wszystkie wydarzenia z życia notuje w swoim dzienniku.
Laponların dokuma giysilerinin kullanışlı ve güzel olması dikkat çeker.Mężczyźni chcą, by to, co noszą pod spodniami, wyglądało efektownie.
Müritleri birçok takipçi çekerek Avrupa'nın her yerinde sayısız Hasidik tarikatlar kurmuşlardır.Europejskie koncerty zgromadziły rekordowe ilości widzów w każdym z obiektów.
2006 güzünde de ilk filmini çekerek sektöre girmiş oldu.10 października 2006 ukazał się pierwszy odcinek w formie krótkiego filmu.
Kütle çekimi atraksiyonu galaksileri birbirine doğru grup kümeleri oluşturmak için çeker.Problem jego modelu polega na tym, że wszystkie masy wzajemnie przyciągają się grawitacyjnie.
Bunun ardından Münker ve Nekir melekleri kişiyi (ruhunu) sorguya çeker.Przebywać na niej będą jedynie szatan i jego aniołowie.
Siyah gözlüğü ile dikkat çeker.Bär svarta solglasögon.
2003'te Marilyn Manson şarkısı (s)AINT klibini çeker.Han medverkar även i Marilyn Mansons kontroversiella video till låten (s)AINT från 2003.
Alex, Carter'ı açık camdan çeker ve tren yolunun yakınındaki bir yere düşerler.Men Alex lyckas dra ut honom genom fönstret innan tåget kör på bilen.
Bu durum, aylakların dikkatini çeker.På så sätt gör de honorna uppmärksam på sig.
Çok sert şut çekerdim.Han tålde mycket stryk.
Bu durum Çekerek'i olumsuz yönde etkilemiştir.Detta motverkade den negativa trenden.
Akira Kurosawa da bu filmini çekerken Amerikalı yönetmen John Ford'un westernlerinden ilham almıştı.Kurosawa själv var starkt inspirerad av amerikanska västernfilmer, speciellt John Fords verk.
Burada Tanrı'nın öneminin Buda Ana'dan daha mühim olduğuna dikkat çekeriz.Mukasa är den högste guden hos Bugandafolket i Afrika.
Carlos krala karşı kılıcını çeker.Marsken genomborrar kungen med sitt svärd.
Bu şarkının Ally'nin şarkısı olduğunu bilmeden çalar ve bu şarkıya video çeker.Lisa påpekar att hon är trött på att höra den sången.
Genellikle yalnız avlanmasıyla dikkat çeker.Jakten utförs vanligen ensam.
Bu asteroitlerden 3753 Cruithne, Dünya'yla aynı periodu olmakla dikkat çeker.Asteroiden tillbringar det mesta av sin tid i en omloppsbana som liknar den 3753 Cruithne har.
Önce suikast ile ilgili kişileri sorguya çeker.Först pekar alla indicier mot självmord.
Sufiler, günlük düzenli olarak zikir çekerler.Efemeriddata uppdateras typiskt varannan timme.
Bir an iç çeker gibi oldu; tam bir agnostik olsam da, o an ruhunun ayrıldığını hissettim.Jag hade sett honom som en märkvärdig man, men i detta moment kände jag mig äcklad.
DYC'lerin çarpma tahminleri çoğu zaman Dünya haberlerinde dikkati çeker.Restons död uppmärksammades stort i media världen över.
Uzun saçı ve sakalıyla dikkat çeker.Носить довге волосся і бороду.
Siyah gözlüğü ile dikkat çeker.Носить темні окуляри.
Bunlar arasında Çekermiş'in çok beğendiği bir cariye vardı.Любив, щоб навколо нього була добра компанія.
Başka insanlarla anlamlı bir iletişime girmekte zorluk çeker.Має проблеми у спілкуванні з іншими людьми.
Elio o günü Marzia ile geçirir, ama Oliver'ı göreceği zamanı iple çeker.Еліо починає більше часу проводити з Марсією, але не перестає думати про Олівера.
Kafada yüz bulunmaz, ama dalgalı bir saç stili dikkat çeker.Не часті, але спостерігаються пилові бурі.
Polis şefi emri verir ancak diğer polis memurları el hareketi çekerler ve oradan uzaklaşırlar.Вони його майже ловлять, але поліція допомагає йому і ті тікають.
Yusuf'un bu durumu doktorların ilgisini çeker.Ці властивості зацікавили лікарів.
Paraları çeker.Збір коштів.
Çocuklukta en çok bilimsel aktiviteler ilgisini çekerdi.Замолоду він найбільше цікавився наукою.
1992’de “ Bitter Moon - Acı Ay” u çeker ama beğenilmez.2003 — «Чарівні окуляри» Men jeg sagde ikke noget.
Daha sonra Traianus'un imparatorluğuna kadar devlet işlerinden elini çeker.Тут він перебував до правління імператора Траяна.