Ayrıca deniz banyosu yazın pek çok turisti çeker.De verão concorrem aqui muitas pessoas a tomar banhos do mar.»
Dorian'ı kendi dünyaya bakış açısına çeker.Dorian teme por sua vida.
Bunlar arasında Çekermiş'in çok beğendiği bir cariye vardı.Tinha a certeza de que ela gostaria de apanhar um entre as patas.
Bu ırmak Çekerek Nehri'ne kadar gider.Ele corre até chegar ao rio Grey.
Temmuz, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 7. ayı olup 31 gün çeker.Julho é o sétimo mês do ano no Calendário gregoriano, tendo a duração de 31 dias.
Bölüm üç milyon izleyici çekerek sezonun en yüksek reytingini elde etti.O episódio foi assistido inicialmente por 3 milhões de espectadores, a mais alta audiência da temporada.
Bundan dolayıdır ki tavan süslemelerinin birbirinden farklı olması herkesin dikkatini çeker.Juntos, mostram que trabalhar em equipe faz toda a diferença.
O gece Alex uyurken, Wyatt battaniyeyi yatağından çeker ve onu havaya uçurur.Naquela noite, Wyatt entra no quarto de Alex e a levita enquanto dorme.
Bizans ordusunu batıya çeker.Forças polacas a oeste.
Bu sembol partinin barışçı hareketlerle bağlantısına dikkat çeker.Esta identificação é realizada através da observação do movimento relativo dos pares.
Frank Tenpenny ve Eddie Pulaski onu yanlarına çeker.É provável que o gestor Eddie Pulaski estava servindo também com Tenpenny neste momento.
Oğlan dayıya çeker tezinin en açık kanıtıdır.Mentir é a ofensa mais direta contra a verdade.
Raskoln'ü kendi yanına çeker.Rimbaud por Ele Mesmo.
Uçtan ya da ana ipten çekerek sıkıştırılmaz.Não encolhe ou escorrega sob forte pressão.
Bu keşif onu şeytani bir dünyaya çeker.Suas investigações os levarão a uma horrível descoberta.
Bu durum, aylakların dikkatini çeker.Fato que chamou a atenção da montadora.
Sonra kullanıcı bolt kolunu kendisine doğru çeker.Depois, agarrou Walton pelo braço.
Negatif kütle negatif kütleyi çeker.Redução do peso corporal ao nível ideal.
İnsan nefesiyle ağrı veren sıcak havayı göğsüne çeker.Isto normalmente resulta em dor no peito que piora com a respiração.
Talaş deresi bu bakımdan çok ilgi çeker.A geografia da assistência médica trata muito desta questão.
Bu özelliği onda çok dikkat çeker çünkü yaşıtlarına göre çok daha zekidir.Quem o vê pela primeira vez, acha que ele é pequeno demais para sua idade.
Bunun üzerine Ali Muhsin Beyi dişçiye götürür ve dişçi Muhsin Beyin dişini çeker.Seu maior receio é ir ao dentista, por isso escova os dentes muito bem.
2002 yılında Ni, komşusunun evinin yıkımını filme çekerken tutuklandı.In 2002 werd Ni gearresteerd tijdens het filmen van het slopen van het huis van een buurman.
Eğer bir söz söylenirse kılıcımı çeker ve kimseyi sağ bırakmam." dedi.En wanneer de volgende man langszij komt en mij verslaat, zal ik ook daarover niet klagen."
Photo Booth, resim çekerken uygulanabilecek iki görüntü efekti setine sahiptir.Photo Booth heeft twee sets effecten die ingeschakeld kunnen worden bij het maken van een foto.
Son kompozisyonun fotoğraflarını çeker ve böylece bu fotoğraflar yazdırılıp daha sonra sergilenebilir.Hij neemt foto’s van de uiteindelijke compositie, zodat ze later afgedrukt en tentoongesteld kunnen worden.
İlk üç aylık periyotta Rosemary acılar çeker, kilo kaybeder ve çiğ et aşerir.De eerste drie maanden heeft Rosemary abnormale pijn en verliest ze veel gewicht.
Genellikle yalnız avlanmasıyla dikkat çeker.Hij jaagt meestal alleen.
Bundan yalnızca on gün sonra derecesini 22:24.31'e çekerek rekoru geliştirdi.Twee jaar later verbeterde ze dit record opnieuw tot 2:22.31.
Bu sultanların kadınlara ve içkiye düşkünlükleri de dikkat çeker boyutta idi.Was te zien in Vrouw Zijn (EO) en Koffietijd.
Mürid mürşidinin sözü üzerine zikir çeker.De woorden ontroeren de vechtenden.
Kap tekrar soğutulduğunda ise kavanozdan bir miktar su çeker.Als ze gaat rusten neemt ze wat water.
2000'de ilk filmi Scarlet Diva'yı ve 2004'te The Heart Is Deceitful Above All Things filmini çeker.In 2000 maakte ze zo Scarlett Diva, gevolgd door onder meer The Heart Is Deceitful Above All Things (2004).
Ökten, 1963'te ilk filmi Ölüm Pazarı'nı çeker.Zeki Ökten regisseerde zijn eerste film, Ölüm Pazarı, in 1963.
Benzer şekilde Lyotropic likit kristalleri biomimetik kimya alanında özel ilgi çeker.Daarom krijgen lyotrope LC grote aandacht in het vakgebied van de biomimetische chemie.
Siyasi kabiliyeti ve bilgeliğiyle dikkat çeker.Zij valt op door haar politieke inzicht en wijsheid.
Ayrıca mahallede cep telefonu şebekeleri çeker.De lokale bel schijnt ook in verbinding te staan met andere bellen in de buurt.
Ses bükme Üfleyerek bükme ve Çekerek bükme olarak ikiye ayrılır.De klank is afwisselend ijl en vol (Sleepless 2).
Çok sert şut çekerdim.Hij verzette zich hevig.
Persler, Grek Donanması'nın kürek çekerek üzerlerinde doğru geldiğini görünce derhal saldırıya geçtiler.Toen ze begrepen dat de Griekse vloot aan het ontsnappen was, probeerden ze deze te achtervolgen.
Rama, bu yayı çekerek kırar.Mani sluit deze rij dan af.
Yatağına uzanır, yorganını başına çeker.Hij gaat met haar naar bed onder de invloed van drugs.
Novo, nükteleriyle sıklıkla dikkat çekerdi.Sijnde genaempt griffeendt ofte cermes gaensen.
Tüm aile mal varlıklarını kaybettiği için geçim sıkıntısı çekerek büyüdü.De familie is door allerlei ellende aan lager wal geraakt.
Talaş deresi bu bakımdan çok ilgi çeker.Het interieur is om die reden hoogst bezienswaardig.
Kellerman ve Lincoln silahlarını çekerler.Vervolgens herlaadden Klebold en Harris hun wapens.
Halk arasında "The Ben" olarak anılan dağ, yılda yaklaşık 100.000 turist çeker.De beklimming van Ben Nevis is populair; per jaar beklimmen zo'n 100.000 mensen de berg.
Burada Sarah'nın vücüdu bilimsel çevrelerin dikkatini çeker.Haar natuurkundeleraar wekte Sara’s interesse in wetenschap op.
Lou, şef Wiggum'un baş yardımcısıdır ve çoğunlukla Wiggum'un hatalarına dikkat çeker ve onu uyarır.Lou is een groot deel van zijn tijd bezig met het corrigeren van Chef Wiggum.
Bob Michael'i kendi tarafına çeker ve Johnson'a karşı savaşı başlamıştır.Tom komt binnen en start een gevecht met William.
Erkekler gibi dört çeker araç kullanır ve futbol oynardı.Mees leerde, zoals zovelen, voetballen op de speelplaats.
Çiftlik ayrıca ziyaretçi turist gruplarını da kendine çeker.De boerderij wordt druk bezocht door toeristen.
Halat çekme: Yarışmacılar birbirlerine karşı teke tek halat çekerler.Battle: de rovers vechten tegen elkaar totdat er één wint.
Çocuklar atalarına çeker.De appel valt niet ver van de boom.
O, kapıyı çekerek açtı.Ze trok de deur open.
Jim sınavda kopya çekerken yakalandı.Jim was tijdens het examen betrapt op spieken.
Sık sık vatan hasreti çekerim.Ik heb dikwijls heimwee.
1989'da, ABC televizyonu The Ryan White Story adlı televizyon filmini çekerek yayınladı.W roku 1989, telewizja ABC wyemitowała film "The Ryan White Story".
Ses bükme Üfleyerek bükme ve Çekerek bükme olarak ikiye ayrılır.Podobnie jak wiatr halny, są suche i przynoszą odwilż.
Başka insanlarla anlamlı bir iletişime girmekte zorluk çeker.Ostrożna w nawiązywaniu kontaktów z innymi ludźmi.