Genellikle yeşil çay ile servis edilir.Często podaje się je do zielonej herbaty.
Erkekler kimonoyu daha çok evlilik törenlerinde ve çay seremonisinde giyer.Mężczyźni noszą kimono zazwyczaj na ślubach i podczas ceremonii herbacianej.
Çayı ve pai sho oynamayı çok sever.Uwielbia pić herbatę i grać w Pai Sho.
Ukraynalı da değildir çünkü o çay içmektedir (4).Na pewno nie herbatę, ponieważ ją pije Duńczyk (4).
Çoğu Tibetli günde birkaç bardak yak yağı çayı içmektedir.Koczownicy tybetańscy wypijają kilkadziesiąt czarek dziennie.
Agari: Yeşil çay.Zielona herbata (tyt. oryg.
Yıl sonunda ise B1A4 Tower Records K-Pop Lovers! ödül töreninde yılın çaylağı ödülünü aldı.Pod koniec roku B1A4 zdobyli nagrodę „Debiutant Roku” podczas rozdania Tower Records' K-Pop Lovers!
Çayırlı (Siirt/Kurtalan) : İlk olarak Kalkolitik çağda yerleşilen höyük, günümüzde de iskan edilmektedir.Zabronione jest wynoszenie ognia poza dom; szczególnie w pierwszym i ostatnim dniu Goresztnici.
Çay yemekten hem önce, hem de sonra içilir.Wypiję moją herbatę, potem idę do pokoju.
Çay evinde düzenli Japon çay töreni düzenlenmaktedir.Używana w japońskiej ceremonii picia herbaty.
Bu çay Oltu çayına karışır.Po zaparzeniu herbata jest wlewana do filiżanek.
İsyancılar İngiltere'den ithal edilen çay balyalarını gemilerden denize atarak imha ettiler.Koloniści wyrzucili wówczas do morza cały transport herbaty, który przybył z Anglii.
Yapraklarından çay yapılmaktadır.Z suszonych liści robiono herbatę.
Çayır labadası Rumex crispus L. Kıvırcık labada Rumex cristatus DC.Rumex crispissimus Kuntze Rumex crispus L. – szczaw kędzierzawy Rumex cristatus DC.
Kitab-ı Mente, Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk'un beraber yayımladığı kitaptır.Dalsza część księgi jest poświęcona czartowi, czarownikom i czarom.
Orada bulunduğunu gördükleri bir çaya kendilerini atıp susuzluklarını giderdiler.Na ten widok chłopi odstąpili od oblężenia i rozpierzchli się.
NBA Yılın Çaylağı 2005 NBA Çaylak Takımı 2005 Nba.com ProfiliMonety okolicznościowe z 2005 r.. nbp.pl. .
Efteni Gölü Melen Çayı ^ "Efteni Gölü Kuş Cenneti" (PDF).Jezioro (ang. The Lake) – siedlisko ptactwa wodnego (m.in. czapla siwa).
Türkiye'de uzun yıllar Çaykur Rizespor forması giymiştir.Przez rok występował w Turcji w barwach Çaykur Rizespor.
Yakın civardaki Çayboyu ve Fatmalı Kalecik Höyüğü ile benzeyen buluntular ele geçmiştir.Kora Gałęzie posiadają rdzeń blaszkowy (podobnie jak u orzechów.
İlk Mahir Çayan düşer.Mistrz pierwszy pada na deski.
Çaylar üzerine ilave edilir ve 15 dakika demlemeye bırakılır.Następnie napar należy odstawić na 15 minut i przecedzić.
Abdopus aculeatus çoğunlukla kıyıya yakın deniz çayırı yataklarında bulunur.Abdopus aculeatus żyje głównie w przybrzeżnych trawach morskich.
Besteci Çaykovski onun ziyaretçilerinden biriydi.Czolokaszwili był jednym z jego przywódców.
Kısa süre sonra çayırlara çıkmaya başladı.Niedługo później zaczęła jeździć na łyżwach.
Aslında çay törensel amaçlı veya geleneksel bitkisel ilacın bir parçası olarak kullanılıyordu.Początkowo, używano herbaty do celów ceremonialnych oraz w tradycyjnej medycynie opartej na ziołach.
(Evet köylünün bir dileği vardır lemas çayından sulama suyu temin etmek).Wieś posiada własne ujęcie wody pitnej ze studni głębinowej.
Çay tarımının Çin'de kesin olarak ne zaman başladığı bilinmemektedir.Trudno określić dokładnie kiedy kawa po raz pierwszy trafiła do Europy.
Günde üç ila altı defa, 1 ila 2 çay kaşığı alın.Pić 2–3 razy dziennie po ½–⅔ szklanki po jedzeniu.
Hurman Çayı'nın kenarı piknik için çok uygundur.Pomidor musi na wszystkie pytania odpowiadać pomidor.
Ayrıca Çaylak birinci beşi'ne de seçildi.Został też wybrany do pierwszej piątki debiutantów.
Bu çayır belki de yeryüzündeki en büyük ve yaşlı canlıdır.Kosmodrom Bajkonur jest najstarszym i największym tego typu obiektem na świecie.
Japonya’da yeşil çay (oça) daima suşi le birlikte servis edilir.Do sushi najczęściej zamawia się zieloną herbatę.
Sengoku döneminden ve Azuchi-Momoyama döneminden başlayan çay töreninin bu yönleri devam etmektedir.Zdarzenie to rozpoczęło okres zwany Azuchi-Momoyama.
Dağların zirvelerinde alpin ve supalpin dağ çayırları görülür.W górach tereny pokrywają subalpejskie i alpejskie gleby górskie.
Bitki örtüsü yönünden Çayırhan ormandan yoksundur.W leśnictwie dziupla jest wadą drewna.
Törenin esası, ev sahibinin konuklarına çay hazırlaması gibi gündelik bir ihtiyaca dayanır.Często oddziela miejsce gospodarza przygotowującego herbatę od miejsca gościa.
Tarımdan kasıt öncelik olarak çay üretimidir.Region słynny przede wszystkim z produkcji czarnej herbaty.
Son olarak 0,5 çay bardağı sıcak suyu tavaya ilave edip 1-2 taşım kaynatın.Zaleca się np. wypijanie rano i wieczorem po pół szklanki mleka z 1–2 ząbkami czosnku.
Saat 10.00’da ve 15.00’te çay molası.O godz. 13 zjadł śniadanie (sok owocowy i porcję suszonej żywności).
Çay şekerinden 180 kat daha tatlıdır.600 razy słodsza od zwykłego cukru.
Genmaicha (Japonca: 玄米茶), kavrulmuş kahverengi pirinçle yapılan bir Japon yeşil çayıdır.玄米茶) - nazwa rodzaju zielonej herbaty japońskiej, sporządzanej w połączeniu z prażonym ryżem brązowym.
Daha uzun süre beklemiş çay acılaşır.Wina nadają się do dłuższego dojrzewania.
Ayrıca Habur Çayı var.Najpierw łykniesz trochę herbaty.
Temel'in maymunu Çaydanlık'ı da unutmamak gerek.Nie wolno też okładać ran preparatami mydlnicy.
Çayın üzerinde Romalılar devrinden kalma Kırk Göz Kemeri vardır.Na terenie Przeworska funkcjonują cztery parafie rzymskokatolickie.
"Türk çayı".Marokańska whisky.
Bir fincan çay alacaksın, değil mi?A może filiżankę herbaty?
Kadınlar çayı sever.Kobiety uwielbiają herbatę.
Genellikle yeşil çay ile servis edilir.Det serveras ofta tillsammans med grönt te.
Amerikalılar genelde çay yerine kahveyi tercih ederler.Amerikaner i allmänhet föredrar kaffe framför te.
Ailesi bir şeyler yemesi için çağırdığında pirinçli çay istedi ve "Bu lezzetli" dedi.Efter att hennes föräldrar hade uppmanat henne att äta någonting begärde hon te och ris och sa "det är bra".
Yerden çıkan küçük su kaynaklarının iyelerine Çaygara (Çaykara) veya Çığanak (Çağanak) İyesi denilir.Jordhus (piséhus) är byggnader uppförda med väggar av packad (stampad) jord, eller lerblandad jord.
Endonezya dünyanın en büyük kahve, çay ve şeker üreticilerinden biridir.Brasilien är en av världens största exportörer av kaffe och socker.
Lipton, Unilever'e ait bir çay firması.Lipton är ett företag som säljer te.
Gözlem yapan bir çayır köpeği.Den är en vallande och vaktande herdehund.
Bu akarsuların en önemlisi Karasu Çayı’dır.För andra betydelser, se Karasu Çayı.
Doğuş, Bir çay markası.God Morgon är ett varumärke för juice.
Yarı oksidasyonlu, yeşil veya siyah çay olarak satılır.Där odlas både svart och grönt te.
Çaylak Soyguncular (İngilizce: 30 Minutes or Less) 2011 yapımı Amerikan aksiyon komedi filmi.30 Minutes or Less är en amerikansk action-komedifilm från 2011.