Ana içeriğe geç
Sözlük

çay ile cümle

çay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Türkiye'de tarçın ya da nane katkılı çay poşeti şeklinde piyasada bulmak mümkündür.Er muss in türkischen Werkstätten zu Pfeifen oder Schmuck verarbeitet werden.
Çayırlı Oğulları buraya hiç gelmemişlerdir.Zu Nachwuchs kam es nie.
Siyah çay kurutulurken oksijenle tepkimeye girer, yeşil çayın ise tepkimeye girmesine izin verilmez.Grüner Tee wird bald nach dem Pflücken mit Dampf behandelt und darf nicht oxidieren.
Çayda balıkçılık yapılmaz.Das Fischen ist im See nicht gestattet.
Geniş merası ve 2000 dönüme yakın çayırlık alanı vardır.Zurzeit sind etwa 2.000 Türme und Massive bestiegen.
Bu çok iyi bir çay.Ce thé est très bon.
Sadece çayımız var.Nous n'avons que du thé.
Bu çay çok demli. Biraz üzerine su ekle.Le thé est trop fort. Verse encore un peu d'eau dedans.
Çay, iki avro ediyor.Le thé coûte deux euros.
Çayımız yok.Nous n'avons plus de thé.
Çay sever misin?Aimes-tu le thé ?
Kız çay içiyor.La fille boit du thé.
Bir fincan tropikal çay içiyorum.Je bois une tasse de thé tropical.
Çayına çok şeker koyar.Elle met trop de sucre dans son thé.
Kız şu an çay içiyor.La fille est en train de boire du thé.
Şekersiz çay içemem.Je ne peux pas boire le thé sans sucre.
Çay alır mısınız?Vous prenez du thé ?
Çay o kadar sıcaktı ki dilim yandı.Le thé était si chaud que je me suis brûlé la langue.
Kitab-ı Mente, Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk'un beraber yayımladığı kitaptır.On dit : kitabu (livre) et kitabuka (ton livre).
Genellikle yeşil çay ile servis edilir.Elle est souvent servie avec du thé vert.
Çay Azerbaycan günlük yaşamda çok önemli bir yere sahiptir.Le thé a une place très importante dans la vie quotidienne azerbaïdjanaise.
Lipton ilk buzlu çay tozu karışımını ise 1964 yılında ABD'de piyasaya sundu, ürün Avrupa'ya 1978'te geldi.Lipton a présenté son premier mélange de thé glacé en poudre aux États-Unis en 1964 et en Europe en 1978.
Kahve sabahleyin ve gün boyunca hazırlanır ve çay genellikle akşamda içilir.Le café est servi le matin et au long de la journée, tandis que le thé est plutôt siroté le soir.
Virgin Çayı'nın akış meyli bu park arazisi içinde %0,9 ve %1,5 olarak değişmektedir.La pente suivie par la rivière Virgin varie entre 0,9 à 1,5 % dans le parc.
Çayı yapılabilir.Préparation du thé.
Earl Grey harmanı çay, adını 2. Earl Grey'den alır.Le thé Earl Grey est nommé en l'honneur du 2e comte.
Çayan (Çadan, Şayan, Çeyen): Scorpius.(Arachnida: Scorpiones).
Çay poşetleri genellikle kâğıt, ipek veya plastikten yapılmaktadır.Les sachets de thé sont souvent faits de gaze de papier, de soie ou en plastique poreux.
Çayoba, köyünün insanları çok sıcak ve misafirperverdir.La communauté de Hoa se veut accueillante et chaleureuse.
Hitler bir çay evi olarak Kehlsteinhaus'u kullanmamıştır.Hitler ne se rendit au Kehlsteinhaus qu'une vingtaine de fois.
Kent daha çok çayı ile tanınır.La région est particulièrement connue pour son thé.
Bir masaya tek başına oturup çay ve tarçınlı çörek ısmarlar.Ils s'en servent dans le thé et dînent de riz safrané.
Başlıca avları çayır köpekleridir.Hundjager Ce sont des chiens de chasse.
Bertrand Russell bu konuda göksel çaydanlık örneğini gösterir.Bertrand Russell a abordé le sujet dans son analogie de la théière.
Şarap, kahve ve çay da servis edildi.Le caoutchouc, le thé et le café sont atteints.
Bu kimin çayı?¿De quién es este té?
İlke çayı kenarına kurulmuştur.Le premier lancer se fait sur le tee.
Lipton, Unilever'e ait bir çay firması.La marque Lipton appartient à Unilever.
Ukraynalı da değildir çünkü o çay içmektedir (4).On sait que le Slovène boit du thé (propriété 12).
Çay yemekten hem önce, hem de sonra içilir.Il est invité à prendre l'apéritif, puis à souper.
Karasu Çayı (Van), Van Gölü'ne dökülen akarsu.La rivière Karasu Cayı se jette dans le lac de Van.
16. yüzyılda bile toplu çay içilen "çayhanaların" varlığı bilinmektedir.Le XVIe siècle voit apparaître les « boutiques » de forgerons.
Kahta Çayına daha sonra Cendere Çayı eklenir.Pendant la macération, ajouter deux sachets de thé.
Tibetliler, çayı yağsız da içmezler.Les classes populaires ne boivent pas encore de thé, quant à elles.
Bu sırada sırası ile Aktaş, Eğridere ve Falaka Çayı ile birleşir.Il sert d'accompagnement ou de collation à l'heure du thé.
Çaylaklık sezonunda, sakatlık yüzünden 82 maçın 46'sında oynayabilmiştir.Mais il est difficile de courir sur le terrain durant 82 matchs.
Çay bardakları hazırlandı.Voici les verres...
Salvia austriaca (Avusturya ada çayı) Jacq.J. Gay Cota austriaca (Jacq.)
Bir bardak çaya ulaşma gibi basit bir iş aslında şaşırtıcı derecede karmaşıktır.Le chose est une boisson désaltérante légèrement amère.
Kanak Çayı ve Yahyasaray sulama barajı sulu tarıma imkan vermektedir.Plan d'eau et digues du Salat au centre-ville.
Kuzey Amerika'daki çayır köpeği marmotlara benzer.Les marmottes y tiennent une place similaire à celle des chiens de prairie d'Amérique du Nord.
Çaycı İzzet Paşa sadaret mektubî kalemine girdi.Crampe de l'écrivain : un crayon dans l'avant-bras.
Bir adet çay alım evi vardır.On trouve également une maison de thé.
Çok güzel de çay demler.C'est un thé très réputé.
Çaylakların gerçek birer kahraman olmadan dünyayı terk etmeyeceğine yemin eder.Il fait serment de ne rentrer au camp que vainqueur.
Temel'in maymunu Çaydanlık'ı da unutmamak gerek.Ne doit pas être confondu avec Le Clan de l'Ours des Cavernes.
Tatar çayı olarak da anılır.Le thé est nommé 茶 chá.
Kırmızı çaylak kuşu da bölgede yaşayan nadir türlerden biridir.Son clocher-porche roman est un type rare dans la région.
Çayın Amerika’ya ulaştıran ise Peter Stuyvesant’tır.Pour les articles homonymes, voir Peter Stuyvesant.
İscehisar Çayı ise, ilçeyi ikiye ayırmıştır.Pour les Grecs, l'ivresse double la peine.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod