Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.Das sind meine traditionellen Schüler, die eine traditionelle Sauce kochen, mit Plastikgabeln.
Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.Iată studenții mei grozavi fâcând un sos grozav, cu furculițe de plastic.
Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.저의 소중한 학생들이 소스를 만들어 학교 구내 식당에 내놓았습니다,
Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.Mijn eigenste studenten maken onze eigenste saus. We brengen ze naar de cafetaria.
Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.To so moji dragoceni učenci, ki pripravljajo dragoceno omako s plastičnimi vilicami.
Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.Это моё наследие, студенты, готовящие соус с пластиковыми вилками.
Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.אלה הם תלמידי המורשת שלי שמבשלים רוטב-מורשת, עם מזלגות פלסטיק, ואנו מביאים את זה לקפטריה,
Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.وهؤلاء طلاب الإيرلوم يصنعون صلصة الإيرلوم، مع الشوك البلاستيكية، ونأخذها إلى الكافيتريا،
Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.プラスチックのフォークでね そんで食堂に運んで 育てた野菜を先生達に食べさせるんだ
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.A chcem, aby ste obzvlášť venovali pozornosť trom malým hrotom v strede tohto obrázku.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.A chci, abyste si povšimli zejména těchto tří malých hrotů uprostřed obrázku.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.Et je veux que vous fassiez particulièrement attention aux trois petites dents au centre de cette image.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.Facciamo particolare attenzione a quelle tre piccole protuberanze al centro dell'immagine.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.Fordítsanak különös figyelmet erre a három ágacskára a kép közepén!
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.Graag jullie bijzondere aandacht voor deze drie vorkjes in het midden van deze foto.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.Ich möchte, dass Sie sich besonders auf die drei kleinen Zacken konzentrieren, in der Mitte des Bildes.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.그리고 여기 사진 가운데 있는 세개의 작은 갈래에 특히 집중해 주시기 바랍니다.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.Och jag ber er vara speciellt uppmärksamma på de tre små spirorna i mitten av den här bilden.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.Quero que prestem atenção a três pequenas garras no centro desta fotografia.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.Vă rog fiți atenți la aceste mici vârfuri din centrul imaginii.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.Y aquí quiero que pongan particular atención a los 3 pequeños cuernos en el centro de esta imagen.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.Zwróćcie szczególną uwagę na te trzy małe wypustki w środku tego zdjęcia.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.Θα ήθελα να δώσετε ιδιαίτερη προσοχή στις τρεις μικρές προεξοχές στο κέντρο αυτής της εικόνας.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.А сейчас я прошу вас обратить особое внимание на эти три зубчика в центре картины.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.Искам да ви обърна специално внимание на трите малки зъба в центъра на тази картина.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.אבקשכם לשים לב במיוחד לשלושת שיני-הקילשון שבמרכז התמונה.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.وأريدكم أن تبدوا اهتماما خاصا بهذه الشوكات الثلاث الصغيرة في منتصف هذه الصورة.
Ve sizden, resmin ortasındaki üç küçük çatala özellikle dikkat etmenizi istiyorum.絵の中央にある 小さな三つの突起です この部分を拡大して見ると
We know, we know. We know. Spill it, Çatalcalı.Αυτή η τιμή, νομίζουμε ότι θα τριπλασιαστεί... το ποσό... εεε... το γνωρίζουμε... το γνωρίζουμε...
We know, we know. We know. Spill it, Çatalcalı.Тази голяма цена, смятаме, че ще утрои размера си... е..Ние знаем... ние знаем..
"Whole Earth Catalog" çıktı.Byl to hippie časopis o soběstačnosti.
"Whole Earth Catalog" çıktı.En automne 1969, paraissait le Whole Earth Catalog.
"Whole Earth Catalog" çıktı.En ese otoño, en 1969, salió el catálogo "Whole Earth".
"Whole Earth Catalog" çıktı.În acea toamnă a lui 1969, a apărut catalogul Whole Earth.
"Whole Earth Catalog" çıktı.In diesem Herbst 1969, erschien der Whole Earth Catalog.
"Whole Earth Catalog" çıktı.Whole Earth Catalog가 나왔습니다.
"Whole Earth Catalog" çıktı.השלמת קיטלוג כדור הארץ הסתיימה.
"Whole Earth Catalog" çıktı.ظهرت صحيفة " دليل الأرض بأسرها "(the Whole Earth Catalog) .
"Whole Earth Catalog" çıktı.自己充足性のためのヒッピーな雑誌でした。
"Whole Earth Catalog"un medikal editörüydü.Whole Earth Catalog의 의학 부분 편집자였습니다.
"Whole Earth Catalog"un medikal editörüydü.היה העורך הרפואי של קטלוג כל כדור הארץ.
"Whole Earth Catalog"un medikal editörüydü.كان المحرر الطبى لصحيفة " دليل الأرض بأسرها ".
"Whole Earth Catalog"un medikal editörüydü.そして彼は私達が医学・医療の中で
yapılan bir çatal tasarımı değil, diyebilirim.잡기 위해 고안된 포크가 아니죠. 물론, 로비에서는 유용하겠지만요. 제 생각입니다.
yapılan bir çatal tasarımı değil, diyebilirim.שמשמש לתפיסת שלושה מתאבנים בפעם אחת, דבר שהיה יכול להיות מאוד שימושי בלובי פה בחוץ, הייתי אומר...
yapılan bir çatal tasarımı değil, diyebilirim.للإمساك بثلاثة مقبلات في آن واحد، والذي يمكن أن يكون مفيدا خارجا في الردهة، يمكنني القول.
yapılan bir çatal tasarımı değil, diyebilirim.もしそうなら便利だと 思いますが 明らかに見える
Yedi yaşındayken, bir matkaba bir çatal bağlayıp anneme "Anne bak, ben Olive Garden'a gidiyorum" demiştim.제가 7살 때, 포크를 테잎으로 드릴에 붙여서 "엄마, 저 스파게티 먹으러갈 거예요." 라고 했었죠.
Yedi yaşındayken, bir matkaba bir çatal bağlayıp anneme "Anne bak, ben Olive Garden'a gidiyorum" demiştim.Kiedy miałem 7 lat, przyczepiłem widelec do wiertarki i krzyczałem: "Mamo, idę do włoskiej restauracji".
Yedi yaşındayken, bir matkaba bir çatal bağlayıp anneme "Anne bak, ben Olive Garden'a gidiyorum" demiştim.Toen ik 7 was, plakte ik een vork aan een boor. Ik zei: 'Hé mam,ik ga naar het Italiaanse restaurant.
Yedi yaşındayken, bir matkaba bir çatal bağlayıp anneme "Anne bak, ben Olive Garden'a gidiyorum" demiştim.וכשהייתי בן שבע, הדבקתי מזלג למקדחה ואמרתי "היי, אמא, אני הולך לגן הזיתים."
Yedi yaşındayken, bir matkaba bir çatal bağlayıp anneme "Anne bak, ben Olive Garden'a gidiyorum" demiştim.「お母さん イタリアンに行ってくる」 と言っていたくらい そして-(ウィーン)(笑)
ZB: Hey, Nestor, kıçının çatalı karşımda duruyor.(Bazzi:) Hey Nestor, mi hai messo il culo in faccia!
ZB: Hey, Nestor, kıçının çatalı karşımda duruyor.바치: 어이, 네스터. 니 궁둥이가 내 얼굴 앞에 있잖아.
ZB: Hey, Nestor, kıçının çatalı karşımda duruyor.ב: הי נסטור, חריץ התחת שלך בפרצוף שלי.
ZB: Hey, Nestor, kıçının çatalı karşımda duruyor.ب : هاي نيستر , إن مؤخرتك في وجهي مباشرة .