-şunu belirtmek isteriz ki biz bu çatışmada aktif rolü oynayanlarız.-we wanted to state that we're the active part in this conflict.
-iddia edilen menfaat çatışması ile ilgili medyadaki bilgiler spekülasyondan ibaret(miş).-about an alleged conflict of interest is pure speculation.
Pirate Bay davasında karar anı geldi çattı.The verdict is in for the Pirate Bay trial.
Ve çatı katında herhangi bir tavan bulunmuyordu, sadece yarım bir sac tabaka vardı.And that rooftop did not have any ceiling, only half a tin sheet.
Ve hepimiz o çatının altında olanlar olarak, bugün bile hala biraradayız.And all of us that were under that roof are still here together today.
Bu 80'lerdi, bilgisayar-sevenler ve bilgisayar-sevmeyenlerin büyük çatışması.This is in the '80s, in the great clash of computer/non-computer people.
Let me first catch my breath, girl.Let me first catch my breath, girl.
Gerçi şu gerçeği fazlasıyla kabullendik ki biz, BMW çatısı altında çalışan hanımlarız.We've pretty much accepted the fact, though, that we are the women in the organization at BMW --
Bence bu aileden başlıyor, aynı çatı altındakilerden.I think it starts household by household, under the same roof.
Sonuçta, taş çatılar çok ağır oluyor.Well, stone roofs weigh a lot.
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."Whereas living room water, it's better to do tar on the roof."
Yardımcıları yerlerde sürünecek. Sünger Bob'un yorgunluktan başı çatlayacak.He'll run his employees into the ground and when SpongeBob's mind finally cracks from exhaustion,
Biraz baskıya ihtiyacı var sanırım. Sonrasında yumurta gibi çatlayacak.But with a little more pressure, the sponge will crack like an egg.
You'll catch a cold.You'll catch a cold.
Buna rağmen ülkemizde bir politik çatışma sürmektedir.However there is a political battle in our country.
Londra'daki Aziz Catherine hastanesinden týp diplomasý var!He has a degree in medicine from Saint Catherines hospital in London!
Güzel çadır ve kauçuk çatı penceresi altı ayda güneş tarafından yendi.The beautiful canvas and rubber skylights got eaten by the sun in six months.
Hint meşesi kadar sık ve güçlüdür. Ve herhangi bir çatıyı tutabilir.It's as strong and dense as teak and it will hold up any roof.
Temeli bittiği zamanda üç ay içinde katları ve çatışı vardı.From the time the foundations were finished, in three months it had roofs and floors.
Dünyadaki çatlakların etrafında yükselir.It arises around cracks in the Earth.
O zaman 1993 yılbaşında geldi çattı.[fireworks bursting] That moment came on New Year's Eve, 1993.
Haydi çatıya çıkalım."Let's go out on the roof.
Yale Hukuk Fakültesi'nin çatısında şarkı söylemeye başladım, sessiz de değildim hani.I began to sing, and not quietly either.
Birinin kanında da Catamen bulduk.One toxicology analysis revealed catamen.
Temelde kaynak çatışmaları.Mainly the resource conflicts.
Al Gore, çatla!Al Gore, eat your heart out.
Catharina'nın, Vermeer'in eşinin kıyafetlerinin bir listesi olduğunu biliyoruz.We happen to know, there's a list of Catharina, the wife's clothes.
İç çatışması var.She's conflicted.
Napolyon'un bütün askerleri gümüş çatal bıçaklarla yemiş,All of Napoleon's troops were fed with silver utensils,
Napolyon'un kendi altın çatal bıçaklarla.Napoleon himself with gold utensils.
Ama Siyam Kralı, o aluminyum çatal bıçaklarla yemiş.But the King of Siam, he was fed with aluminum utensils.
Polis vardığında silahlı çatışma olduAnd there's a gunfire when police arrived.
Ve silahlı çatışmalar falan !So many gunfire.
Çatıdaki keskin nişancıların mızmızlanıyor mu?Are the gunmen having a hard time on roof?
Fiil bir cümlenin çatısıdır.The verb is the chassis of the sentence.
Çatal bıçak kullanmayı bilmiyordum.I didn't know how to use the cutlery.
CAT-Scan ile beyninin prototipini çıkarttık.We prototyped by CAT-scanning the brain out of this animal.
I'll catch you anyway.I'll catch you anyway.
Let the children catch their breath.Let the children catch their breath.
Sorun aynı zamanda denge ve kaosun çatışması.It's also stability versus chaos.
Bu bireyde nano ölçüdeki çatallı uçlardan 2 milyar tane var.And the individual has 2 billion of these nano-size split ends.
Mezopotamyanın miraslarından biri de şehirler ve şehirler arasındaki kalıcı çatışmaydı.One of the legacies of Mesopotamia is the enduring conflict between country and city.
Herkesin kalbine kulak ver,... ...ve çatırdayan sesleri duy.Listen close to everybody's heart And hear that breaking sound Hopes and dreams are shattering apart
-Billy? -Efendim? Çatalı bacağına saplıyorsun.You're driving the spork into your leg.
Çatınıza panelleri biz yerleştireceğiz.We will install panels on your roof.
Kaplanmışlar.Bu çatlaklar organik materyallerle kaplanmışlar.They are coated. These fractures are coated with organic materials.
Bu yüzden doğal çatışması var. faiz.So we've got inherent conflict of interest.
Don't catch a cold.Don't catch a cold.
She might catch a cold.She might catch a cold.
"Ben bir matematikçiyim ve ben senin çatında durmak istiyorum.""I am a mathematician and I would like to stand on your roof."
Fakat kız kımıldamıyor, gülümsemiyor, kaşlarını çatmıyor.But the girl does not budge, does not smile, does not frown.
Yani, popüler inancın aksine deneysellik ile değerler arasında çıkar çatışması yoktur.So, contrary to popular belief, there is not a conflict of interest between empiricism and values.
Daha çok fazla hastanın gelemeyeceğini biliyorduk, çatışmalardan dolayı.We knew that many more patients could not come, prevented by the fighting.
Birden, çatışmalar başladı.Suddenly, they started fighting.
İki Mücahidin gurubu çatışmaya başladı.Two groups of Mujahideen started fighting.
Şimdi gerçekten iyice derine inersek, çatlakları görebilirsiniz.Now just to get really deep in, you can really get to the cracks.
Her asker çatışma alanında bulunmak ister.Every soldier eventually wants to go in combat.
Hey, Nestor, kıçının çatalı karşımda duruyor.Hey, Nestor, your ass crack is right in my face.
İnsanlar başkaldırmadılar, ve 1941'de ASCAP çatladı.Well, they didn't revolt, and in 1941, ASCAP cracked.
Bugün sizlere etnik çatışma ve iç savaştan söz edeceğim.Today I want to talk to you about ethnic conflict and civil war.