çatı ile cümle
çatı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.Its charter is basically designed to stop conflicts between states -- interstate conflict.
Ben onlarla aynı çatı altında, henüz yaşayan deli gitti değil ki görünce.Seeing that I haven't gone insane yet, living under the same roof with them.
Bu silahlar, olası çatışmalarda ülkeler tarafından kullanılmak üzere üretildi.Weapons: objects / machinery specifically designed to hurt.
Paris'in tünellerine giriyor, arkadaşlarımla çatıların üzerinde geziyordum.I was going in the tunnels of Paris, on the rooftops with my friends.
İnanın bana o sıralar sadece İsrail ve Filistin arasındaki çatışmadan bahsediyorlardı.I mean, at that time, trust me, they were only referring to the Israeli and Palestinian conflict.
Çatışma esnasında ilk hedef alınanlar kadınlar oluyor.Women are always the first ones targeted during conflict.
Çatıları kapladığımızda, bir kadın şaka olarakWhen the roofs were covered, a woman said as a joke,
Kibera'da her sene daha çok çatıyı kaplıyoruz.In Kibera, each year we cover more roofs.
Tepeden veya çatıdan attığımızda düşerken aldığı yol, yer değiştirmesi.DlSPLACEMENT OVER THE COURSE OF DROPPlNG THlS ROCK OFF OF THlS LEDGE OR ROOF
Bir iş binasının çatısı civarında.ABOUT THE ROOF OF A COMMERClAL BUlLDlNG
Çatışma kaçınılmaz değildir.Conflict is not inevitable.
Corral'de silahlı çatışma mı? O.K.You've been here, what?
-Çatıya koyuyorum. -Yardıma ihtiyacın olacak! Beni koru.You should be proud of that.
Peki, aynı çatı altında yetiştirilmiş tek yumurta ikizlerindeki durum nedir?What about identical twins who are raised in the same home environment?
Bazı çatışmalar vardı, ama biz daha önce birbirlerini gözlerini hiç.We have had some skirmishes, but we had never set eyes upon each other before.
İklim değişikliği nadir ama en önemli küresel veya stratejik bir çatışma.But the climate crisis is the rare but all-important global, or strategic, conflict.
Güneş çatıların tepesinde harikadır.Solar's wonderful on rooftops.
Çatımda güneş paneli var.I've got solar PV on my roof.
-şunu belirtmek isteriz ki biz bu çatışmada aktif rolü oynayanlarız.-we wanted to state that we're the active part in this conflict.
-iddia edilen menfaat çatışması ile ilgili medyadaki bilgiler spekülasyondan ibaret(miş).-about an alleged conflict of interest is pure speculation.
Ve çatı katında herhangi bir tavan bulunmuyordu, sadece yarım bir sac tabaka vardı.And that rooftop did not have any ceiling, only half a tin sheet.
Ve hepimiz o çatının altında olanlar olarak, bugün bile hala biraradayız.And all of us that were under that roof are still here together today.
Bu 80'lerdi, bilgisayar-sevenler ve bilgisayar-sevmeyenlerin büyük çatışması.This is in the '80s, in the great clash of computer/non-computer people.
Gerçi şu gerçeği fazlasıyla kabullendik ki biz, BMW çatısı altında çalışan hanımlarız.We've pretty much accepted the fact, though, that we are the women in the organization at BMW --
Bence bu aileden başlıyor, aynı çatı altındakilerden.I think it starts household by household, under the same roof.
Sonuçta, taş çatılar çok ağır oluyor.Well, stone roofs weigh a lot.
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."Whereas living room water, it's better to do tar on the roof."
Buna rağmen ülkemizde bir politik çatışma sürmektedir.However there is a political battle in our country.
Güzel çadır ve kauçuk çatı penceresi altı ayda güneş tarafından yendi.The beautiful canvas and rubber skylights got eaten by the sun in six months.
Hint meşesi kadar sık ve güçlüdür. Ve herhangi bir çatıyı tutabilir.It's as strong and dense as teak and it will hold up any roof.
Temeli bittiği zamanda üç ay içinde katları ve çatışı vardı.From the time the foundations were finished, in three months it had roofs and floors.
Haydi çatıya çıkalım."Let's go out on the roof.
Yale Hukuk Fakültesi'nin çatısında şarkı söylemeye başladım, sessiz de değildim hani.I began to sing, and not quietly either.
Temelde kaynak çatışmaları.Mainly the resource conflicts.
İç çatışması var.She's conflicted.
Polis vardığında silahlı çatışma olduAnd there's a gunfire when police arrived.
Ve silahlı çatışmalar falan !So many gunfire.
Çatıdaki keskin nişancıların mızmızlanıyor mu?Are the gunmen having a hard time on roof?
Fiil bir cümlenin çatısıdır.The verb is the chassis of the sentence.
Sorun aynı zamanda denge ve kaosun çatışması.It's also stability versus chaos.
Mezopotamyanın miraslarından biri de şehirler ve şehirler arasındaki kalıcı çatışmaydı.One of the legacies of Mesopotamia is the enduring conflict between country and city.
Herkesin kalbine kulak ver,... ...ve çatırdayan sesleri duy.Listen close to everybody's heart And hear that breaking sound Hopes and dreams are shattering apart
Çatınıza panelleri biz yerleştireceğiz.We will install panels on your roof.
Bu yüzden doğal çatışması var. faiz.So we've got inherent conflict of interest.
"Ben bir matematikçiyim ve ben senin çatında durmak istiyorum.""I am a mathematician and I would like to stand on your roof."
Yani, popüler inancın aksine deneysellik ile değerler arasında çıkar çatışması yoktur.So, contrary to popular belief, there is not a conflict of interest between empiricism and values.
Daha çok fazla hastanın gelemeyeceğini biliyorduk, çatışmalardan dolayı.We knew that many more patients could not come, prevented by the fighting.
Birden, çatışmalar başladı.Suddenly, they started fighting.
İki Mücahidin gurubu çatışmaya başladı.Two groups of Mujahideen started fighting.
Her asker çatışma alanında bulunmak ister.Every soldier eventually wants to go in combat.
Bugün sizlere etnik çatışma ve iç savaştan söz edeceğim.Today I want to talk to you about ethnic conflict and civil war.
Özetle artık daha az çatışma oluyor ve daha az can kaybı yaşanıyor.So, we have fewer conflicts today in which fewer people get killed.
Ama bakış açılarındaki bu çatışma ilginç sayılır.But this conflict of views is kind of interesting.
Bunlar Kabul'ün çatısındaki afyon bağımlısı insanlar savaşımız başladıktan 10 yıl sonra.These are opium-addicted people on the roofs of Kabul 10 years after the beginning of our war.
Ben size Dinah ayarlamak! ' Herhangi bir anlamda olsaydı, bu çatı alırdım kapalı. 'If they had any sense, they'd take the roof off.'
Çatılar ya da bambu ağaçları gibi yerler şimdi moda.Rooftops and bamboo groves seem to be the current trend, you see.
Duvar çatışması devam ediyor.The clashes over the fence continue.
Eğer çoğalırlarsa, İsrail-Filistin çatışmasının bütününde etkileri büyüyecek.If they multiply, their influence will grow in the overall Israeli-Palestinian conflict.
Çoğu sınıftaki çatılar yıkık durumda, bu yüzden sınıflar yeterince karanlık olmuyor.Often the roofs are broken, so you don't have enough darkness in the classroom to do these things.
Şimdiye kadar bir çok çatışmanın içinde bulundu.He's been in many battles.