çatışmalar ile cümle
çatışmalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
İslami Cephe, Suriye'nin güneyinde ise özellikle Şam bölgesinde çatışmalara dahil olmaktadır.L'islam est présent surtout au sud, parmi les Tatars.
Hüseyin yara almadan kurtuldu, ancak çıkan çatışmalar üç saat kadar sürdü.Suffren se lança à sa poursuite, mais ne put conclure au bout de trois jours.
Kunduz Muharebesi, Afganistan'ın Kunduz ilinde Taliban ile Afgan Ulusal Ordusu arasındaki çatışmalardır.Des accrochages avec les Talibans ont lieu notamment entre armée afghane et guérilla talibane.
Çatışmalar özellikle Nepokrytaia yakınlarında oldukça şiddetli geçmiştir.L'affrontement doit avoir lieu près de Striegau.
Çatışmalarda iki taraftan üç asker yaralandı.Deux soldats ont été blessés au cours des affrontements.
Piros ile çatışmaların Roma üzerinde büyük bir etkisi olacaktı.Sin embargo, los conflictos con Pirro tendrían un gran efecto en Roma.
Kentteki çatışmalar 2 Mayıs 1945 gününe kadar devam etmiştir.La batalla en la ciudad continuó hasta el 2 de mayo de 1945.
Asıl muharebe, daha küçük çaplı çatışmalarla geçen iki günün ardından gerçekleşmiştir.El combate principal de la batalla sucedió tras dos días de pequeños enfrentamientos.
"Fransa'da iş kanunu karşıtı eylemlerde çatışmalar çıktı".«Entra en vigor ley antitabaco en Francia».
66 yılı sonlarında, Kudüs ve Caesarea'da Yahudiler ve Yunanlar arasında çatışmalar patlak verdi.A finales de 66, estalló un conflicto entre los griegos y judíos de Jerusalén y Cesarea.
Çatışmalar 3000'den fazla ölü bırakarak, Kasım ayının başına kadar devam etti.La lucha continuó hasta principios de noviembre, dejando más de 3.000 muertos.
1999'da Kosova'da cereyan eden çatışmaları ailesiyle birlikte ev hapsinde tutulduğu Priştina'dan izlemiştir.Durante la Guerra de Kosovo en 1999, fue secuestrado junto a su familia en su domicilio en Priština.
Oralarda küçük çatışmalar vardı.Después de este combate hubo pequeños enfrentamientos.
Çatışmalar 31 Ağustos 1965 tarihinde ateşkes ilan edilene kadar devam etti.La lucha continuó el 31 de agosto de 1965, cuando se declaró una tregua.
Özellikle Puerta del Sol ve Puerta del Toledo'da ağır çatışmalar oldu.Puerta del Sol en Toledo.
1970 yılında FÖJ ideolojik çatışmalar nedeniyle bölündü ve Avusturya Komünist Gençliği adıyla yeniden kuruldu.En 1970, la FÖJ se disolvió por los conflictos ideológicos y la Juventud Comunista fue restablecida.
Köpek Beli'nde çok şiddetli çatışmalar oldu.Aun así organizaron una auténtica batalla de perros.
Çatışmalar Tenkitten'de yoğunlaştı.Los segmentos se levantó a cabo por tenedor.
Görgü tanıklarının ifadelerine göre çatışmalar yaklaşık yarım saat sürdü.Según contó la prensa la matanza ocurrió durante por lo menos una media hora.
Yine bu rapora göre, en az 310 sivil çatışmalarda hayatını kaybetmiştir.Se estima además que unos 10.000 civiles perecieron en la batalla.
Bu çatışmalar 1102'de Dagobert'in görevden alınması ile sona erdi.La lucha acabaría con la definitiva deposición de Dagoberto en 1102.
Polis ile göstericiler arasında çatışmalar oldu.Se han producido altercados con la policía y con automovilistas.
Tayland'la sınır anlaşmazlıklarından kaynaklanan çatışmalar sürmekteydi.Tuvo disputas con Chile debido a los problemas fronterizos con este país.
Sonuç olarak Suriye Deniz Kuvvetleri çatışmaların geri kalanında limanda kalmıştır.La marina siria permaneció atracada en sus propios puertos durante el resto de la guerra.
Saldırıların hiçbiri başarılı olamadı ve havanın kararmasıyla birlikte çatışmalar sona erdi.Sin embargo, ninguno de estos intentos tuvo éxito y a la puesta del sol la lucha había acabado.
Bazı aşiretlerde çatışmalarda taraf olmuştur.Mayor número de puntos en confrontaciones directas.
Çatışmalar devam etmektedir.Las peleas continúan.
Anlaşmazlıklar, iki grup arasında geçen kanlı çatışmalarla sonuçlandı.El conflicto dio lugar a sangrientos combates entre ambas facciones.
Ülke uluslararası çatışmaların dışarısında kalma eğilimi içerisindedir.Aquellos que se abstienen en participar en conflictos internacionales.
Bu aşamadaki şiddetli çatışmalar on gün sürmüştür.A la tarde de ese día se desencadenó un furioso temporal.
Dört gün süren çatışmalarda Alman kuvvetleri Sovyet birliklerini kuşattı ve imha etti.Los alemanes tardaron 4 días en rodear y destruir a los tanques soviéticos.
Sokaklardaki çatışmalar 3 gün sürdü ve sonunda Fokas destekçileri kazandı.La batalla duró tres horas, y resultó en victoria para las fuerzas patriotas.
Bu durum bazen Hooke ve Newton arasında hararetli çatışmalara yol açıyor.Esto creó algo así como una pelea de alto perfil entre Carson y Newton.
Presnya'da çatışmalar başlar.10 - Detengan a los Press.
Lübnan'da mezhep kökenli çatışmalar yaşanmıştır.En Liguria se produjeron algunos enfrentamientos de caballería.
Yer yer çatışmalar çıktı.Por supuesto se sucedieron combates terrestres.
2012'de çatışmalar başladığından beri binlerce sivil hayatını kaybetmiştir.La violencia ha dejado miles de muertos desde que comenzó el conflicto.
İşgal İstanbul'da Ermeniler ve Müslümanlar arasında çatışmalara yol açtı.En la Guerra Civil de Sri Lanka ha habido luchas entre hindúes y musulmanes.
1970 - Nijerya'dan bağımsızlığını kazanmak için 32 aydır sürdürdükleri çatışmalardan sonra Biafra teslim oldu.1970: en Nigeria, Biafra se rinde, después de 32 meses de lucha por su independencia.
İngiliz Mandası döneminde Yahudi ve Arap milliyetçileri arasında ilk çatışmalar başladı.Es en esta época cuando pueden apreciarse las primeras tensiones entre árabes y judíos.
Bu dönem çatışmaların en yoğun yaşandığı yıllar olarak kayda geçmiştir.Los más activos participantes de estos eventos fueron perseguidos por años.
Bunlardan yaklaşık 40 bin kadarı çatışmalarda öldü.Aproximadamente 40.000 personas han muerto en estos conflictos.
Birçok lider bu tarz şiddetlenen çatışmalardan nemalanmakta.Muy pocos de ellos se salvaron de esa salvaje matanza.
Tümenin tüm askerleri, günler ve geceler boyu süren çatışmalardan dolayı bitkin durumdadır.Todos los hombres se agotaron de días y noches de continua lucha.
Bu arada kent içindeki çatışmaların yoğunluğu arttı.No obstante, la guerra aumentó las tensiones en la región.
Kahramanmaraş ve Kütahya'da meydana gelen çatışmalarda 21 kişi yaralandı.Al menos 21 muertos en un tiroteo entre sicarios y militares en México.
24 Mart - NATO, Kosova'daki çatışmalar üzerine, Yugoslavya'ya karşı hava harekâtı başlattı.24 de marzo: la OTAN inicia la campaña de bombardeos sobre objetivos en Yugoslavia.
Yaşamının son yılları öteki İspanyol yöneticileriyle çatışmalar ve kırgınlıklar içinde geçti.Los últimos años de su vida los pasó haciendo y rechazando incursiones fronterizas.
İki imparatorluk arasındaki askeri çatışmaların esas nedenleri ise çeşitlidir.La integración de los territorios fronterizos por ambos imperios ha sido sin duda diferentes.
Falanks düzeninden önce savaşlar, düzensiz gruplar arasında bire bir çatışmalar şeklinde yürütülmektedir.Y es común que se programen luchas entre integrantes de un mismo stable.
İki taraf arasında gerçekleşen siper savaşları ve süngü hücumları sonrasında çatışmalar sonlandı.El choque de dos ejércitos y fiero combate sobreviene.
Çatışmalar aynı ay başladı.El batallón solo se había activado el mes anterior.
Ölümsüzler ilk günkü çatışmalarda yüksek kayıplara uğramışlardır.Los dos últimos cayeron en los primeros combates.
Bunun üzerine karşılıklı çatışmalar çıkıp devam etti.En consecuencia dividieron sus fuerzas.
Bununla birlikte Suruç saldırısını protesto gösterilerinde zaman zaman çatışmalar da çıkmıştı.En su discurso siempre estuvieron presentes los ataques al menemismo.
İşçi sayısının hızla artmasıyla siyasi ve toplumsal çatışmalar da baş gösterdi.También se ha agilizado el contacto entre personas con fines sociales y de negocios.
Baba Amr mahallesi muhaliflerin eline geçmiş ve çatışmalar yoğunlaşmıştır.Los amigos de Ben hur se sientan en las gradas, observando atentamente.
Polis-öğrenci çatışmaları oldu.Las luchas estudiantiles.
Aynı zamanda mezhep çatışmalarının sona ermesi için Huguenot'lara uygulanan baskının son bulmasını savundu.De hecho, ya había comenzado la persecución de los hugonotes.
Avusturya İç Savaşı'nda Avusturya ordusu ile çatışmalara girdi.Acordaron una guerra común contra Austria.