Ana içeriğe geç
Sözlük

çatışmak ile cümle

çatışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
İngilizler Haziran 1944'te Avrupa'da çatışmak üzere bir Yahudi Tugayı'nın yaratılmasını kabul etti.In June 1944 the British agreed to create a Jewish Brigade that would fight in Italy.
Bu sırada tenor, perukacı ile çatışmaktadır.Tenette would turn pro with this sponsor.
İnsanlarla çatışmak istemedim.I didn't want to clash with people.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.He saw his job as creating conflict around her theories.
Sadece çatışmaktan çok korkuyordu, ta ki sessiz kalmaktan daha çok korkana dek.But he had been so afraid of conflict, until finally he became more afraid of the silence.
İnsan kışkırtılsa bile, çatışmaktan kaçınmalı ve sadece Ramazan'a uyduğunu söylemeli.Even if provoked, one should avoid conflict and simply reply that he or she is observing Ramadan.
Türkiye'de hükümetle ordu çatışmak üzere mi?Are the government and military in Turkey about to clash?
Bu çıkarlar zaman zaman çatışmaktadır.[1]These interests occasionally clash.[18]
55 yılında Neron, Agrippina yandaşlarıyla çatışmaktan yorulduğundan dolayı Pallas'ı görevinden uzaklaştırdı.En 55, Néron retira Pallas du service, fatigué d’avoir à traiter avec les alliés d’Agrippine.
55 yılında Neron, Agrippina yandaşlarıyla çatışmaktan yorulduğundan dolayı Pallas'ı görevinden uzaklaştırdı.Em 55, o Nero demitiu Pallas de serviço, cansado de ter que lidar com os aliados de Agripina.
Bu sırada tenor, perukacı ile çatışmaktadır.Przestraszony tenor zapłacił okup.
Bu sırada tenor, perukacı ile çatışmaktadır.О’Конър е изправен пред дилема.
Ancak, bu İngilizce dilinin ritmiyle ve vurgusuyla çatışmaktadır. Aslında, bu kuralcı kural,문장의 리듬과 원래 영어의 구조와의 충돌을 가져오죠. 실제로, 이 규범 문법은
İnsanlarla çatışmak istemedim.Ich wollte mit den Leuten nicht aneinander geraten.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Ik wilde niet botsen met mensen.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Jag ville inte gå i konflikt med folk.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Je ne voulais pas rentrer en conflit avec les gens.
İnsanlarla çatışmak istemedim.사람들하고 싸워야 하는 것도 싫었지요.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Nechtěla jsem spory s lidmi.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Nem akartam ütközni az emberekkel.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Nie chciałam ścierać się z ludźmi.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Nisem se hotela spopadati z ljudmi.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Non volevo scontrarmi con le persone.
İnsanlarla çatışmak istemedim.No quería entrar en conflicto con la gente.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Nu vroiam sa intru în conflict cu oamenii.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Saya tidak ingin berselisih dengan orang lain.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Tôi không muốn mâu thuẫn với mọi người.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Δεν ήθελα να συγκρουστώ με τον κόσμο.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Не исках да се карам с хората.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Я не хотела конфликтов с людьми.
İnsanlarla çatışmak istemedim.Я не хотіла конфліктувати з іншими.
İnsanlarla çatışmak istemedim.לא רציתי להתנגש עם אנשים.
İnsanlarla çatışmak istemedim.ولم اكن اريد ان احتك كثيراً مع الاخرين
İnsanlarla çatışmak istemedim.言いにくい事ですが
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.Abban látta munkájának lényegét, hogy konfliktust keltsen az elméletei körül.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.Chápal svoji práci jako vyhledávání rozporů v jejích teoriích.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.Dia melihat pekerjaannya adalah mencari pertikaian pada teorinya.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.Ele via o seu trabalho como a criação de conflito em torno das teorias dela.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.Er sah es als seine Aufgabe, ihre Theorien Widerspruch auszusetzen.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.Han såg som sitt jobb att skapa konflikter kring hennes teorier.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.Hij zag het als zijn taak om conflict te genereren over haar theorieën.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.Il pensait que son travail consistait à créer des conflits autour de ses théories.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.그는 자신의 작업을 그녀의 이론을 둘러싼 갈등을
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.Ông ấy hiểu công việc của mình là tạo ra những bất đồng xung quanh lý thuyết của Alice.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.Urmărea să creeze conflict în jurul teoriilor ei.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.Vedeva il suo lavoro come la creazione di un conflitto intorno alle sue teorie.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.Vio que su trabajo se trataba de crear conflicto en torno a sus teorías.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.Θεωρούσε δουλειά του τη δημιουργία αντιθέσεων στις θεωρίες της.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.Той възприемаше работата си като задължение да създаде конфликт около теориите й.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.הוא ראה את תפקידו כיוצר סתירות בתיאוריות שלה.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.رأى وظيفته كخلق تعارض حول نظرياتها.
İşini Alice'in geliştirdiği teorilerle, tamamen çatışmak olarak görüyordu.なぜなら アリスが「自分が正しい」と確信できる
Leninist felsefe bir noktada da Demokrasi sistemi ile çatışmaktadır. . .Em uma filosofia Leninista, e é aqui que tudo começa a ficar em tensão com as ideias de Democracia.
Leninist felsefe bir noktada da Demokrasi sistemi ile çatışmaktadır. . .En una filosofia Leninista necesita un sistema de partidos y esto lo llama el Partido Vanguardista.
Leninist felsefe bir noktada da Demokrasi sistemi ile çatışmaktadır. . .E qui inizia la tensione con le idee della democrazia.
Leninist felsefe bir noktada da Demokrasi sistemi ile çatışmaktadır. . .레닌 주의자들의 철학 속에서, 이것은 민주주의의 생각과 마찬가지로 긴장이 생기기 시작하는 곳이 됩니다.
Leninist felsefe bir noktada da Demokrasi sistemi ile çatışmaktadır. . .V Leninově filozofii, a to je místo, kde vzniká napětí ve vztahu s myšlenkami demokracie.
Leninist felsefe bir noktada da Demokrasi sistemi ile çatışmaktadır. . .В Ленинската философия започват да се усещат напреженията с идеите на демокрацията.
Leninist felsefe bir noktada da Demokrasi sistemi ile çatışmaktadır. . .الأفكار الخاصة بالشيوعية، في الفلسفة اللينينية و هنا يبدأ النزاع مع الأفكار الديمقراطية
Sadece çatışmaktan çok korkuyordu, ta ki sessiz kalmaktan daha çok korkana dek.Aber er hatte soviel Angst vor Konflikt gehabt, bis er schließlich mehr Angst vor dem Schweigen bekam.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod