çatışma ile cümle
çatışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çıkan çatışmada ağır yaralanır ama bir müddet öldü zannedilir ve kayıtlara öldü olarak geçirilir.He suffers from a severe headache and eventually dies during the book.
Beyazlarla köleler arasında sık sık şiddetli çatışmalar çıkardı.White colonists and black slaves frequently came into violent conflict.
Cezaevindeki Amerikan güçlerinin karşılık vermesiyle çatışma yaşandı.I have been patiently challenging my imprisonment in US civil courts.
27 Şubat'ta ateşkesin ilan edilmesi ile Azez kırsalındaki çatışmalar büyük oranda dinmiştir.By the morning of 7 February, the fire complex in eastern Victoria was declared contained.
Çatışmadan sonra, birçok komite üyesi öldürüldü.During a shootout, several partisans were killed.
Braddock çatışma sırasında öldürüldü.Brock was killed during the battle.
Bu gösteriler esnasında zaman zaman silahlı çatışmalar meydana geliyordu.In some cases these weapons were thrown for long-range attacks.
Ertesi günler, çatışmalar daha da şiddetlenir.The following day brought even more serious fighting.
( Davranışlarına gelen eleştiriler kişiyi çatışmaya sürükler.I mean your actions lead to somebody going to jail.
Afgan kuvvetleri 2 gün çatışma olmadan operasyonu bitirmiştir.The combined Afghan force conducted the two-day operation without a shot being fired.
Onlara göre çatışma esastır ve sınıf, ırk ve cinsiyet rolleri merkezi öneme sahiptir.These viewpoints stress conflict and emphasize the central roles of class, race and gender.
Barışçıl ve varlıklı olan imparatorluğu yıkar, kargaşa ve çatışmaların içine düşürür.You must also keep your kingdom fairly prosperous and quell civil disturbances and unrest.
Resmen istila edilen kentte çatışmalar sona ermemişti.In the north the official truce did not end the fighting.
Ufak çaplı silahlı çatışmadan sonra komplocular teslim oldu.After a brief battle the lightly armed Americans surrendered.
Saldırıların hiçbiri başarılı olamadı ve havanın kararmasıyla birlikte çatışmalar sona erdi.None of them were successful, and the war raged on.
Hannibal burada çatışmayı sonlandırdı.This put Hannibal in a difficult situation.
Nasıl olsa herhangi bir çatışma olmuyordu.There was no fighting.
Bu fotoğraf da çatışma anının uydu görüntüsüydü.Those words would be the password for the surprise attack.
1989 yılında Taif Antlaşması imzalalandı ve çatışmalar sona erdi.It was late 1989 the club closed down and the court battle began.
İsrail - Filistin çatışmasını 1981'den bu yana çekiyorum.I've been covering the Palestinian-Israeli conflict since 1981.
Bu Mostar'da evden eve bir çatışma görüntüsü komşu, komşusuyla savaşıyor.This is a scene of house-to-house fighting in Mostar, neighbor against neighbor.
Çatışma sırasında vurulan bir Taliban askeri, NATO birlikleri Kunduz şehrine girdiğinde...A Taliban fighter shot during a battle as the Northern Alliance entered the city of Kunduz.
Beslenme, sağlık, çatışmalar ve doğal felaketler en önemlileridir.To name the most important: nutrition, health, conflicts and natural disasters.
Üçüncü olarak, suyun kıt bir kaynak olduğu bölgelerde bu, çatışmalara sebep olabilir.Third, in regions where water is a scarce resource it can lead to conflicts.
Dünyanın en büyük nehirlerinden biri olan Nil'in kullanımı için olan çatışmalar buna örnektir.An example is the conflict over the use of the Nile, one of the largest rivers in the world.
Sınır çatışmaları sağlamayı umut ettiğimiz gelişmenin büyük bölümünü baltalıyor.Border conflicts can derail so much of the progress that we hope to achieve here.
Şimdi bu bölgedeki daimi çatışmaya bakalım.Now lets look at a perennial conflict in the region.
30 yıllık gül bahçesi diplomasisi bize bu çatışmada barış getirmedi.30 years of rose garden diplomacy have not delivered us peace in this conflict.
Bence bu, buradaki çatışmaya barış getirir.That, I believe, is going to bring peace to this particular conflict.
1914 ila 1945 arasında, sadece Avrupa'da silahlı çatışma sonucu ölen insan sayısı 70 milyondur.Between 1914 and 1945, 70 million people died in Europe alone as a result of armed conflict.
Çünkü çıkar çatışmalarının kişinin kendisini nasıl etkilediğini görmesi zordur.Because we don't see how conflicts of interest work on us.
Hikâye anlatma, dünyada birçok çatışma dolu alanlarda, barışı sağlamak için kullanılmaktadır.Storytelling has been used to foster peace in a number of conflict-ridden areas around the globe.
Çatışmayı azaltmaya yardım etmede, hikâyeler neden olağanüstü şekilde başarılıdır?So, why are stories so fantastically successful in helping reduce conflict?
Özellikle, çatışmanın çok olduğu Sierra Leone'de.Specifically in Sierra Leone where conflict is high.
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.Its charter is basically designed to stop conflicts between states -- interstate conflict.
Bu silahlar, olası çatışmalarda ülkeler tarafından kullanılmak üzere üretildi.Weapons: objects / machinery specifically designed to hurt.
İnanın bana o sıralar sadece İsrail ve Filistin arasındaki çatışmadan bahsediyorlardı.I mean, at that time, trust me, they were only referring to the Israeli and Palestinian conflict.
Çatışma esnasında ilk hedef alınanlar kadınlar oluyor.Women are always the first ones targeted during conflict.
Çatışma kaçınılmaz değildir.Conflict is not inevitable.
Corral'de silahlı çatışma mı? O.K.You've been here, what?
Bazı çatışmalar vardı, ama biz daha önce birbirlerini gözlerini hiç.We have had some skirmishes, but we had never set eyes upon each other before.
İklim değişikliği nadir ama en önemli küresel veya stratejik bir çatışma.But the climate crisis is the rare but all-important global, or strategic, conflict.
-şunu belirtmek isteriz ki biz bu çatışmada aktif rolü oynayanlarız.-we wanted to state that we're the active part in this conflict.
-iddia edilen menfaat çatışması ile ilgili medyadaki bilgiler spekülasyondan ibaret(miş).-about an alleged conflict of interest is pure speculation.
Bu 80'lerdi, bilgisayar-sevenler ve bilgisayar-sevmeyenlerin büyük çatışması.This is in the '80s, in the great clash of computer/non-computer people.
Buna rağmen ülkemizde bir politik çatışma sürmektedir.However there is a political battle in our country.
Temelde kaynak çatışmaları.Mainly the resource conflicts.
İç çatışması var.She's conflicted.
Polis vardığında silahlı çatışma olduAnd there's a gunfire when police arrived.
Ve silahlı çatışmalar falan !So many gunfire.
Sorun aynı zamanda denge ve kaosun çatışması.It's also stability versus chaos.
Mezopotamyanın miraslarından biri de şehirler ve şehirler arasındaki kalıcı çatışmaydı.One of the legacies of Mesopotamia is the enduring conflict between country and city.
Bu yüzden doğal çatışması var. faiz.So we've got inherent conflict of interest.
Yani, popüler inancın aksine deneysellik ile değerler arasında çıkar çatışması yoktur.So, contrary to popular belief, there is not a conflict of interest between empiricism and values.
Daha çok fazla hastanın gelemeyeceğini biliyorduk, çatışmalardan dolayı.We knew that many more patients could not come, prevented by the fighting.
Birden, çatışmalar başladı.Suddenly, they started fighting.
İki Mücahidin gurubu çatışmaya başladı.Two groups of Mujahideen started fighting.
Her asker çatışma alanında bulunmak ister.Every soldier eventually wants to go in combat.
Bugün sizlere etnik çatışma ve iç savaştan söz edeceğim.Today I want to talk to you about ethnic conflict and civil war.
Özetle artık daha az çatışma oluyor ve daha az can kaybı yaşanıyor.So, we have fewer conflicts today in which fewer people get killed.