çatışma ile cümle

çatışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
14 Nisan'da, Antonius'un lejyonları Pansa'nın birlikleri ile Forum Gallorum köyünde çatışmaya girdi.El 14 de abril, las legiones de Marco Antonio chocaron con las de Pansa, en el pueblo de Forum Gallorum.
Az sayıda birkaç kuşatılmış binada bazı SS birlikleri teslim olmayı reddederek çatışmaya devam ettiler.Hubo combates esporádicos en unos pocos edificios aislados donde algunas SS todavía se negaron a rendirse.
(352 hava çatışma zaferi).(Véase Vuelo 52 de Avianca).
Bu durum bazen Hooke ve Newton arasında hararetli çatışmalara yol açıyor.Esto creó algo así como una pelea de alto perfil entre Carson y Newton.
Hannibal burada çatışmayı sonlandırdı.Hannón aceptó el combate.
Konunun gelişme ve çatışma(conflict) noktaları belirlenir.Presentación del obstáculo o materia del conflicto.
Presnya'da çatışmalar başlar.10 - Detengan a los Press.
Lübnan'da mezhep kökenli çatışmalar yaşanmıştır.En Liguria se produjeron algunos enfrentamientos de caballería.
Yer yer çatışmalar çıktı.Por supuesto se sucedieron combates terrestres.
2012'de çatışmalar başladığından beri binlerce sivil hayatını kaybetmiştir.La violencia ha dejado miles de muertos desde que comenzó el conflicto.
İşgal İstanbul'da Ermeniler ve Müslümanlar arasında çatışmalara yol açtı.En la Guerra Civil de Sri Lanka ha habido luchas entre hindúes y musulmanes.
1970 - Nijerya'dan bağımsızlığını kazanmak için 32 aydır sürdürdükleri çatışmalardan sonra Biafra teslim oldu.1970: en Nigeria, Biafra se rinde, después de 32 meses de lucha por su independencia.
Fakat tarihe Paralı Askerler Savaşı olarak geçecek bir iç çatışmanın patlak vermesini önleyemedi.Las autoridades dijeron haber evitado un estallido de guerra dentro de la Cosa Nostra.
İngiliz Mandası döneminde Yahudi ve Arap milliyetçileri arasında ilk çatışmalar başladı.Es en esta época cuando pueden apreciarse las primeras tensiones entre árabes y judíos.
Çatışma sırasında Lance Vance ve Sonny Forelli ölür.En una pelea, Cable y Stryfe aparentemente mueren.
Bu çatışmada, 13 yaşında bir çocuk öldü.Entre los muertos también fue un niño de 13 años de edad.
Çok az sayıda araç çatışmada kullanıldı.Una pequeña cantidad de estos vehículos han entrado en servicio.
Bu dönem çatışmaların en yoğun yaşandığı yıllar olarak kayda geçmiştir.Los más activos participantes de estos eventos fueron perseguidos por años.
Alman ordusu geri çekilirken birkaç çatışma yaşanmıştır.Después de una larga lucha, las tropas alemanas se retiran.
Bunlardan yaklaşık 40 bin kadarı çatışmalarda öldü.Aproximadamente 40.000 personas han muerto en estos conflictos.
Birçok lider bu tarz şiddetlenen çatışmalardan nemalanmakta.Muy pocos de ellos se salvaron de esa salvaje matanza.
Tümenin tüm askerleri, günler ve geceler boyu süren çatışmalardan dolayı bitkin durumdadır.Todos los hombres se agotaron de días y noches de continua lucha.
Bu arada kent içindeki çatışmaların yoğunluğu arttı.No obstante, la guerra aumentó las tensiones en la región.
Çatışmada İran birlikleri 400 ölü ve 120 esir verdiler.En esa batalla los independentistas tuvieron 100 hombres muertos y 24 prisioneros.
Kahramanmaraş ve Kütahya'da meydana gelen çatışmalarda 21 kişi yaralandı.Al menos 21 muertos en un tiroteo entre sicarios y militares en México.
"Bir çatışma kaçınılmaz gözüküyor, gidip de dönmemek var, hakkınızı helal edin."No sirve de nada luchar, así que escapa de ellos."
Esasen aynı gün içinde yer alan iki çatışmadır.Lo curioso es que se realizaron dos funciones ese mismo día.
24 Mart - NATO, Kosova'daki çatışmalar üzerine, Yugoslavya'ya karşı hava harekâtı başlattı.24 de marzo: la OTAN inicia la campaña de bombardeos sobre objetivos en Yugoslavia.
Yaşamının son yılları öteki İspanyol yöneticileriyle çatışmalar ve kırgınlıklar içinde geçti.Los últimos años de su vida los pasó haciendo y rechazando incursiones fronterizas.
İki imparatorluk arasındaki askeri çatışmaların esas nedenleri ise çeşitlidir.La integración de los territorios fronterizos por ambos imperios ha sido sin duda diferentes.
Falanks düzeninden önce savaşlar, düzensiz gruplar arasında bire bir çatışmalar şeklinde yürütülmektedir.Y es común que se programen luchas entre integrantes de un mismo stable.
Çıkan çatışmada, 1 polis ve 1 bekçi öldü.Durante el intento de fuga al menos cuatro guardias y un preso murieron.
Daha sonra bir çatışmada savaşırken ölmüştür.Más tarde murió en la batalla.
İki taraf arasında gerçekleşen siper savaşları ve süngü hücumları sonrasında çatışmalar sonlandı.El choque de dos ejércitos y fiero combate sobreviene.
Çatışmalar aynı ay başladı.El batallón solo se había activado el mes anterior.
Birkaç çatışmanın ardından, Roma ordusunda salgın hastalık baş gösterdi.En Roma, después de tantos desastres, cundió el pánico.
Ölümsüzler ilk günkü çatışmalarda yüksek kayıplara uğramışlardır.Los dos últimos cayeron en los primeros combates.
Kore Savaşı Soğuk Savaşın ilk büyük çatışmasıydı.Fue uno de los primeros grandes combates de la guerra de Corea.
Daha sonra bu gerilim, çatışmaya dönüşmüştür.Pronto la conversación se vuelve pelea.
Bunun üzerine karşılıklı çatışmalar çıkıp devam etti.En consecuencia dividieron sus fuerzas.
Bununla birlikte Suruç saldırısını protesto gösterilerinde zaman zaman çatışmalar da çıkmıştı.En su discurso siempre estuvieron presentes los ataques al menemismo.
İşçi sayısının hızla artmasıyla siyasi ve toplumsal çatışmalar da baş gösterdi.También se ha agilizado el contacto entre personas con fines sociales y de negocios.
Baba Amr mahallesi muhaliflerin eline geçmiş ve çatışmalar yoğunlaşmıştır.Los amigos de Ben hur se sientan en las gradas, observando atentamente.
Akkad ile Gutiler arasındaki çatişmali ortam zamanla Zagros Dağlarından sıyrılıp şehirlere indi.De los Ceballos pasó a los Escalante, y de éstos a los Ayala.
Polis-öğrenci çatışmaları oldu.Las luchas estudiantiles.
Harekat sırasında kayda değer bir çatışma olmamıştır.No tuvo un papel relevante durante la contienda.
Aynı zamanda mezhep çatışmalarının sona ermesi için Huguenot'lara uygulanan baskının son bulmasını savundu.De hecho, ya había comenzado la persecución de los hugonotes.
Çatışma yaklaşık 40 dakika sürdü.La reunión duró unos 40 minutos.
Ancak bu onu, uzun ve yorucu bir çatışmadan sonra bozguna uğratmayı başaran Probus'tan korumaya yetmedi.Sin embargo, esto no lo salvó de Probo, que tras un prolongado interludio consiguió derrotarlo.
Savaşta herhangi bir çatışma olmamıştır.No hubo muchos combates en esta guerra.
Avusturya İç Savaşı'nda Avusturya ordusu ile çatışmalara girdi.Acordaron una guerra común contra Austria.
Bu da şehrin tarihindeki sonu gelmez çatışma ve kan dökmenin bir yansıması olarak düşünülür.Así, el fin de la historia se interpreta como el fin de las guerras y las revoluciones sangrientas.
Çatışmalar, Portekiz'in diğer Afrika sömürgelerinde yaşanan Portekiz Sömürge Savaşları'nın bir parçasıdır.Se notables en la crisis colonial de la contención de las colonias portugueses de África.
Ancak bir söylentiye göre Fontaine çatışmada ölür.Apiano, por el contrario, dice que murió en combate.
Erişim tarihi: 6 Temmuz 2009. ^ "Şırnak'ta çatışma: 3 asker şehit oldu".26 de diciembre de 1910. pp. 6. «The Houndsditch Murders: Three Foreigners in Court».
Ülkenin içinde ve dışında pak az silahlı çatışmalar ortaya çıktı.Había incidentes aislados de trata de blancas desde y dentro del país.
James’in bu öyküsü onun yaşadığı objektif ve subjektif bakış açıları arasındaki çatışmayı yansıtmaktadır.Esto le posibilita salvar los obstáculos que se encuentran entre este objeto y su ojo.
Braddock çatışma sırasında öldürüldü.Ibrahim fue asesinado durante la batalla.
Bilinen en büyük çatışma 1892 yılında yaşanan Homestead Grevi sırasında yaşanmıştır.Los miembros de los sindicatos más calificados reaccionaron con éxito en la huelga de Homestead en 1892.
Bunun ardından sağ ve sol görüşlü öğrenci grupları arasındaki çatışmalarda kan dökülmeye başladı.En las calles estallaron entonces enfrentamientos entre los grupos de derecha e izquierda.

İlgili Sayfalar