Ancak gemisi bir buz kütlesine çarparak battı.Dejar enfriar sobre una rejilla.
Bazı durumlarda yanlarda damarlar göze çarpar.En algunos casos se sueltan palomas.
Kyosuke ile ilk tanıştığında, sevimli ve tatlı bir kız olarak göze çarpar.Quando incontra per la prima volta Kyōsuke, appare come una ragazza carina e dolce.
Bundan önce ise, sağ elini bir şey ısırır, sol elini sağ eline çarpar.Precedentemente ostile a Gabriel, lo aiuterà per difendersi da Satana e dai suoi seguaci.
Yolculuk sırasında Midilli birçok mayına çarparak battı, Yavuz da üç mayına çarpmıştı.Mentre procedeva la Midilli urtò alcune mine ed affondò; anche la Yavuz urtò tre mine.
Ne var ki Luna 15, iniş sırasında Ay'daki dağlara çarparak parçalandı.Probabilmente Luna 15 impattò contro una montagna.
Fakat piste iniş sırasında zemine çarparak parçanlandı.Sembra che alla l'atterraggio sia stato morbido.
Ama yarası, sivri bir taşa çarpar.Sbatte la testa su una dura pietra!
Alex, elektrik kablosunu tutar ve elektrik kablosu Alex'e çarpar fakat Alex ölmez.Qualcuno ha appiccato un incendio sopra ad alcuni container, ed Alex vuole spiegazioni, ma Alice non parla.
Hedefe seyrederken, savaş kruvazörü SMS Seydlitz bir deniz mayınına çarparak hasar gördü.Mentre si dirigevano verso l'obiettivo, l'incrociatore da battaglia Seydlitz fu danneggiato da una mina.
Bu dönemde larvanın pislikleri belirgin bir şekilde göze çarpar.Ad un certo punto il sarto ne perde completamente le tracce.
Çalışmada tamamıyla 30 tane cinin resmi derlenmiş olup, her bir resmin titizlikle çizildiği göze çarpar.In particolare compone un'opera di 330 fotografie della sua faccia, ognuna con un'espressione diversa.
Ancak gemisi bir buz kütlesine çarparak battı.Ma la ragazza cade in un fiume sotto una lastra di ghiaccio.
Kısa süre sonra Gage Creed, yola koşar ve kendisine bir tır çarpar.Nel frattempo il vero Jace Corso rintraccia Uno e gli spara.
Caddeden geçerken George'a ambulans çarpar.А по дороге назад Джорджа сбивает карета скорой помощи.
Ancak gemisi bir buz kütlesine çarparak battı.Экипаж судна сошёл на лёд.
Arabayı süren kişi hızla sert bir yere çarpar yahut yüksek bir uçurumdan atlar.У легко возбудимых людей озноб может появиться и при сильном волнении или испуге.
Adam, merdivenlerden yuvarlanır ve başını yere çarpar.Она падает с лестницы, ударившись головой.
Bir gece, bilinçli olarak arabasıyla duvara çarpar ve kıl payı hayatta kalır.Однажды ночью он врезался на своём автомобиле в стену и чудом остался жив.
Ancak bu avantajlarının yanında çok fazla dezavantajları, zararları göze çarpar.А за это одно можно действительно простить ему многие его недостатки.
Bir zaman bir uçurumun kenarında dururken Sid adlı bir miskin onun ayağına çarpar.В этот момент кто-то посторонний выбивает стул у неё из-под ног.
Bu sırada Archienin kafasına bir alet çarpar ve bu yüzden kazayla Jacki kafasından vurur.Поневоле Арчи нажимает курок и производит выстрел, попадая в голову Джека.
Ancak tören sırasında ona Kuontonyum adında gizemli bir madde içeren bir göktaşı çarpar.Однажды под капотом его автомобиля прячется загадочное существо, придающее ему уникальные свойства.
Filmde bir anakronizm göze çarpar.В фильме присутствует ряд анахронизмов.
Trajik bir şekilde, Senna 1994 San Marino Grand Prixinde duvara çarparak hayatını kaybetmiştir.Сенна погиб в 1994 году в аварии на Гран-при Сан-Марино в Имоле.
Sinema oyuncusu Julie Sawyer (Kristy McNichol) gece arabasıyla ıssız bir yolda giderken bir köpeğe çarpar.Молодая актриса Джули Сойер приютила бездомную собаку, которую случайно сбила машиной.
Fransız Bouvvet Zırhlısı’nın mayına çarparak batması. (saat 17:45).Торпедоносцы нашли французское соединение уже в сумерках (закат солнца в 19:35).
"İki elini birbirine çarparak bir ses çıkartabilirsin.Оба партнёра могут ласкать друг друга руками.
Yaklaşık 100 metre ilerleyen taksi, kaldırıma çarparak durdu.ابتعدت سيارة الأجرة حوالي مائة متر، ثم توقفت بعد اصطدامها بالرصيف.
Tren raydan çıkarak zıt yönde gelmekte olan bir kömür trenine çarpar.تجهيز الحفرة من الداخل بقاعدة حديدية لحمل السيارة.
Araba ona çarpar ve bayılır.إنه يحب حسناءه ويعشقها.
Yüzeysel bir atmosferin yokluğunda, iki cisim aynı anda düşer ve ayın yüzeyine çarpar.Na ausência de uma atmosfera natural, os dois objetos caíram e tocaram a superfície da Lua ao mesmo tempo.
Çıngırak sallandıkça koninin iç yüzeyine çarparak ses verir.Porém, se a lesão for coçada, uma crosta aparecerá na sua superfície.
Titanik bir buzdağına çarparak battı.O Titanic estaria efetivamente em um congelamento profundo.
Shane ardından kendi yüzünü kasten bir ağaca çarpar ve yine kendi silahını bir yere saklar.Ele então esmaga intencionalmente seu próprio rosto em uma árvore e esconde sua arma.
Aniden bir çocuğa araba çarpar.Até que um dia ele bate num menino.
Araba ona çarpar ve bayılır.Ele sai do carro e pergunta se ela está bem.
İtinalı işçilik göze çarpar.Combater a precariedade no trabalho.
Filmde bir anakronizm göze çarpar.In de film zit een anachronisme.
Titanik bir buzdağına çarparak battı.10 minuten later botste de Titanic tegen een ijsberg.
Mako onu yıldırımla çarparak öldürür.Mick slaat hem dood met zijn zaklantaarn.
Nüfuz sahibi başka tapınaklarda da bu eğilim göze çarpar.Daardoor zijn er nog meer tempels aan haar toegewijd.
Peru'da kayıtdışı ekonomi göze çarpar.De geregistreerde werkloosheid is in Hongarije ca.
Bu dönemde larvanın pislikleri belirgin bir şekilde göze çarpar.Op zo'n moment bewijzen de waaierdeuren hun waarde.
Hacmi hesaplamak için uzunluğu enle, daha sonra da derinlikle çarparsın.Om de inhoud te berekenen vermenigvuldig je de lengte met de breedte en daarna met de diepte.
O kapıyı çarparak kapattı.Ze sloeg de deur dicht.
O küpün hacmini, uzunluk, en ve yüksekliği birbiriyle çarparak bulursun.De inhoud van die kubus, bereken je door de lengte, de breedte en de hoogte met elkaar te vermenigvuldigen.
Caddeden geçerken George'a ambulans çarpar.Po wyjściu ginie George przejechany przez karetkę.
Arabayı süren kişi hızla sert bir yere çarpar yahut yüksek bir uçurumdan atlar.Wznoszące się lub unoszące w wodzie łodygi wyrastają z pełzającego kłącza.
Tyler da dedeye öfkeyle saldırıp buzdolabının kapısını kafasına çarparak adamı öldürür.Tyler powala psychopatę na ziemię i zabija go drzwiami od lodówki.
Fakat piste iniş sırasında zemine çarparak parçanlandı.W trakcie lądowania podwozie złożyło się.
Burada bir İsrail askerî aracı bir grup Filistinli sivile çarparak dördünü öldürmüştü.Izraelska ciężarówka wojskowa zabiła palestyńskiego pasażera samochodu osobowego.
Ve bir anda bir adama çarparlar.Nagle zauważa jakiegoś człowieka.
Tren raydan çıkarak zıt yönde gelmekte olan bir kömür trenine çarpar.Tågfärd (tåg) är att framföra fordon från en station till en annan (driftplats).
Titanik bir buzdağına çarparak battı.Titanic hade gått på ett isberg.
Adam, merdivenlerden yuvarlanır ve başını yere çarpar.Han faller nedför trappan och bryter benet.
Bu dövüşlerde birbirlerine kafaları ve uzun dişleri ile çarparak saldırırlar.Under striden slår de huvudena mot varandra eller använder sina hörntänder.
(Çarpanların asallığı AKS asallık testi ile, çarpımlarının N olduğunu da basitçe çarparak kontrol edilebilir.)(Det är dessutom ett vanligt skrivfel i handskrifterna att L förväxlas med H.)
Hırvatça'da, bazı değişiklikler göze çarpar, "županija" kelimesinin kanton terimi yerine kullanılması gibi.En variant är att istället att tolka "skatt" som om det hade med hans myntning att göra.
X ışınıkırınımında bir demet bir kristale çarpar ve çok sayıda spesifik yöne kırılır.У рентгенівській дифракції пучок частинок потрапляє на кристал і дифракцює в багатьох конкретних напрямках.