O, yıldırımları gönderip bununla dilediğine çarpar; onlar ise Allah hakkında çekişip-tartışırlar.And He sends the thunderbolts, striking with them whomever He wills.
Onlar, Allah hakkında mücadele edip dururken O, yıldırımlar gönderip onlarla dilediğini çarpar.And He sends the thunderbolts, striking with them whomever He wills.
Elini yüzüne çarparak: "Ben kısır bir kocakarıyım!" dedi.She clasped her face, and said, “A barren old woman?”
O gün, yani kıyamet günü onlar deniz dalgaları gibi birbirine çarparak çalkalanırlar.On that Day, We will leave them surging upon one another.
Bu işlev tüm değerileri - 1 sayısı ile çarpar.This function multiplies each value by -1.
HMS Volage 1946 yılında mayına çarparak batmıştı.The HMS Volage sank in 1946 after running into a mine.
Bu kısmın otobüse yandan çarparak, onu yolun kenarındaki kayalık alana savurduğu ifade edildi.It then hit the left side of the bus, slamming it onto the rocks bordering the road.
Bir kısmı yansır ve bir kısmı da kablonun kaplamasına çarpar ve kabloya giremez.Some of it reflects off, and some will hit the covering of the cable and not enter into the cable.
X ışını kırınımında bir demet bir kristale çarpar ve çok sayıda spesifik yöne kırılır.In X-ray diffraction a beam strikes a crystal and diffracts into many specific directions.
Sonunda sinirlenmeye başlar ve koşarken kameraya çarpar.Eventually, he becomes irritated and runs off-set, knocking over the camera.
Sürüş sırasında Rose bir geyiğe çarpar; Chris yolun kenarında ölecek gibi bakmaya devam eder.While driving, Rose hits a deer; Chris goes to look at it as it lies dying on the side of the road.
904) daha sonra taksi yaptığı esnada bariyerlere çarparak yok oldu. [2]904) was later destroyed when it crashed into a barrier during its taxi runs.[2]
Bu durumda, elektronlar basitçe metal plakaya/kupaya çarpar ve bir akım üretilir.In this case, electrons simply hit the metal plate/cup and a current is produced.
Yalancı güneşler en iyi ve en çok Güneş ufka en yakın olduğunda göze çarpar.Sun dogs are best seen and most conspicuous when the Sun is near the horizon.
Araba bu yüzden yolda durur ve arabaya bir kamyon çarpar. Araba uçurumdan yuvarlanır.The car stopped in the road, and was hit by a truck and pushed off a cliff.
Arabasıyla giderken yola atlayan evsiz bir adama çarpar ve adam ölür.He crashes into a homeless man who wanders onto the road, killing him.
Tae-joo'yu gören Byeong-soo arabasıyla onun arabasına çarpar.Arriving at the cabin Byeong-soo sees him and crashes his car into Tae-joo's car.
Correa, Hubert'in arabasına 218km/s hızla çarparak 65G'lik bir tepe g-kuvveti kaydetti.Correa hit Hubert's car at 218km/h, registering a peak g-force of 65G.
Bu arada, dondurma aldıktan sonra, Beth ve Jerry arabalarıyla bir geyiğe çarpar.Meanwhile, after getting ice cream, Beth and Jerry hit a deer with their car.
Metal kalıntıların bir kısmı da uçağın dikey dengeleyicisine çarparak hafif hasara neden olmuştu.Some of the metal debris had also struck the aircraft's vertical stabilizer, causing slight damage.
Kozmik radyasyon, uzay aracı yapılarına çarparsa ikincil nötronlar üretecektir.Cosmic radiation will produce secondary neutrons if it hits spacecraft structures.
Tom dolap kapısını çarparak kapattı.Tom schlug die Tür des Schließfachs zu.
Arabayı süren kişi hızla sert bir yere çarpar yahut yüksek bir uçurumdan atlar.Diese laufen leicht am Stiel herab oder sind an ihm ausgebuchtet.
Caddeden geçerken George'a ambulans çarpar.George wird von einem Krankenwagen überfahren.
Bu kavram genellikle 100le çarparak bir yüzdelik (yani %) olarak ifade edilir.Prozentwerte erfassen demgegenüber definitionsgemäß immer Teile eines Ganzen (Hundertstel).
Giyim, İncil'deki pek çok bölümde göze çarpar.Die Skulptur ist in zahlreiche reich bestickte Gewänder gehüllt.
Erkeklerde ise; bayanlara oranla daha sade bir kıyafet göze çarpar.In der Paarungszeit balzen die Männchen mit aufgeplustertem Federkleid um ein Weibchen.
Ancak gemisi bir buz kütlesine çarparak battı.Das Schiff, auf dem sie reiste, saß im Eis fest.
Genç kuşlar da erişkinler gibi gagalarını çarparak ses çıkartırlar.Die Vögel geben taubenähnliche Rufe von sich.
Adam, merdivenlerden yuvarlanır ve başını yere çarpar.Nach einem Streit fällt er auf der Treppe und schlägt sich den Hinterkopf auf.
Asami, Mako'ya motorsikletiyle yanlışlıkla çarpar.Gary Mason verunglückte mit seinem Motorrad.
"İki elini birbirine çarparak bir ses çıkartabilirsin.Es können auch die geschlossenen Klappern beider Hände aufeinander geschlagen werden.
Timsahlarla bu kuşlar arasında adeta ortak bir yaşam göze çarpar.In der Brutzeit finden diese Vögel paarweise zusammen.
Top rakip oyuncu Tony Adams'a çarparak kornere çıktı.Erstmals spielte Asesino-Frontmann Tony Campos den Bass.
Titanik bir buzdağına çarparak battı.Die Titanic hat den Eisberg touchiert.
Billy sık sık kafasını pencereye çarpar.Billy se cogne souvent la tête contre la fenêtre.
1966 - SSCB uzay sondası Venera 3, Venüs yüzeyine çarparak düştü.1966 : La sonde Venera 3 atteint Vénus.
Ülkedeki 26 kantonda oldukça geniş bir kültürel çeşitlilik göze çarpar.D'une façon générale, les 26 cantons jouissent d'une grande autonomie.
Daha sonra da yanlışlıkla bir arabaya çarparlar.Elle se fait renverser par erreur par une voiture.
Eylül 1914 yılında, Flanders savaşı sırasında ciddi bir kabuk parçası çarparak sağ önkolundan yaralandı.En septembre 1914, pendant les combats en Flandres, il est gravement blessé au bras droit par un éclat d'obus.
4'ü 3 ile çarparsak 12 elde ederiz.À la 43e, ils mènent 12 à 3.
Timsahlarla bu kuşlar arasında adeta ortak bir yaşam göze çarpar.Tous ces oiseaux semblent y cohabiter sans problème.
Aniden bir çocuğa araba çarpar.Un jour, elle renverse un enfant avec sa voiture.
Titanik bir buzdağına çarparak battı.C'est à cette heure que le Titanic heurte un iceberg.
Sıklıkla konudan bahsederken sıkıntılı oldukları göze çarpar.On lui reproche souvent d'être ennuyeux.
İtinalı işçilik göze çarpar.Il enchaine les emplois précaires.
Rektal muayene yapılacak olursa dışkı miktarının azlığı göza çarpar.Mais grâce aux précautions prises, le régiment sortira avec des pertes légères.
Bu kavram genellikle 100le çarparak bir yüzdelik (yani %) olarak ifade edilir.Cet article concerne le signe pour cent (%).
Güçlü bir fırtına sonrası S.S. Friendship gemisi bir adaya çarparak parçalanır.Mais une forte tempête oblige le capitaine du navire SS Venture à mouiller loin de l'île.
Ancak gemisi bir buz kütlesine çarparak battı.Mais le bateau est pris dans les glaces.
O, yıldırımları gönderip bununla dilediğine çarpar; onlar ise Allah hakkında çekişip-tartışırlar.Si Alá quisiera, se defendería de ellos, pero quiere probaros a unos por medio de otros.
Sonra Rose'la Doktor terasta sohbet ederken bir uzay gemisi Big Ben'e çarpar ve Thames Nehri'ne düşer.Cuando están dando un paseo, ven cómo una nave espacial se estrella contra el Big Ben y cae en el río Támesis.
Carol ilerlemeye devam eder ve bir polis arabası Carol'a çarpar.Carol se adelanta y es atropellada por un automóvil policial.
Filmde Ray Harryhausen filmlerinin güçlü bir etkisi göze çarpar.Destacan en esta película los efectos especiales de Ray Harryhausen.
Asami, Mako'ya motorsikletiyle yanlışlıkla çarpar.Miura, había atropellado con su bicicleta a Maho.
Moe arkasını dönüp raylarda yürürken ikinci bir tren ona çarpar.Moe se da vuelta y camina a través de las vías del tren, y es arrollado por otro tren.
Sıklıkla konudan bahsederken sıkıntılı oldukları göze çarpar.Repeat. A menudo se discute si Mate.
Caminin sahınına giriş kapısından girince klasik geniş çemberli şamdan göze çarpar.Vista de la entrada la parque Saavedra con sus portones clásicos intactos.
Başlıca iki özellik göze çarpar.Cumplen dos funciones principalmente.
Büyük Alföld'de büyük ısı farkları göze çarpar.Él afirma que entre los Alpes grandes cantidades de agua caliente deben ser encontradas.