Ona bir araba çarptı ve hemen öldü.He was hit by a car and died right away.
Neredeyse ona bir bisiklet çarpıyordu.She was nearly hit by a bicycle.
Güçlü bir deprem aniden çarptığında, annem şok içinde evin etrafını dolaştı.When a strong earthquake struck suddenly, my mom just walked around the house in shock.
O ona çarpıldı.He fell for her big time.
Hummer limuzinleri göze çarpan tüketimin nihai sembolüdür.Hummer limousines are the ultimate symbol of conspicuous consumption.
Onlar arasında çarpıcı bir benzerlik vardı.There was a striking resemblance between them.
Benim sözlerimi çarpıtmayın.Don't twist my words around.
Araba tarafından çarpılmamak ve öldürülmemek için kıl payı kaçtı.He barely escaped being hit and killed by a car.
Uygarlık gereksiz ihtiyaçların sınırsız çarpmasıdır.Civilization is the limitless multiplication of unnecessary necessities.
Bir araba tarafından çarpıldı ve anında öldü.He was hit by a car and died instantly.
Motosiklet bir arabaya çarptı.The motorcycle crashed into a car.
Bir uçak dağa çarptı.A plane crashed into a mountain.
Arabalar birbirlerine çarptılar.The cars crashed into each other.
Tom üç kez yıldırım tarafından çarpıldı.Tom has been struck by lightning three times.
Gemi kayalara çarptı.The ship crashed on the rocks.
Geçen bir araç bir su birikintisine çarptı ve üstüme su sıçrattı.A passing car hit a puddle and splashed water all over me.
Fırtına çarpmadan önce pencereleri kapatmayı unuttum.I forgot to shutter the windows before the storm hit.
Elektrikli arp çalarken, o elektrik çarpmasından öldü.He was electrocuted while playing the electric harp.
Meteorun çarpması sadece bir zaman meselesi.It's only a matter of time before the meteor strikes.
Hırsız ayak parmağını kapıya çarparak incitti.The thief stubbed his toe on the door.
Kapıyı çarparak kapatan ben değildim.It wasn't me who slammed the door.
O, 200 saat ücretsiz çalışma cezasına çarptırıldı.He was sentenced to 200 hours of unpaid work.
Booth sahne zeminine çarptığında bacağını kırdı.Booth broke his leg when he hit the stage floor.
Dikkat! O araba neredeyse sana çarpıyordu.Watch out! That car almost hit you.
O bana çarptı, ona değil.She hit me, not him.
Sonunda o şiddet suçu için beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.He was eventually sentenced to five years in prison for that violent crime.
Sürücü kediye çarpmamak için yoldan çıktığında, kıl payı kurtuldu dedi.When the bus swerved to miss a cat, the driver said, "That was a close call."
Burnum gerçekten büyük ve ayrıca çarpık.My nose is really big, and it's crooked as well.
Tom, yıldırım tarafından çarpıldı ve öldü.Tom was struck by lightning and died.
Tom ölüm cezasına çarptırıldı.Tom was sentenced to death.
Tom'u yıldırım çarptı.Tom was killed by lightning.
Tom suçlu bulundu ve ölüm cezasına çarptırıldı.Tom was convicted and sentenced to death.
Tom neredeyse bir araba tarafından çarpılacaktı.Tom was almost hit by a car.
Tom, kamyon yeni arabama çarptığı zaman ona hayran oluyordu.Tom was admiring my new car at the time the truck crashed into it.
Tom bir kamyon tarafından çarpılmış gibi hissetti.Tom felt like he'd been hit by a truck.
Neredeyse Tom'a top çarpıyordu.Tom almost got hit by the ball.
Tom Mary'nin arabasına kimin çarptığını gördüğünü söylüyor.Tom says he saw who crashed into Mary's car.
Tom Mary'nin arabasına kimin çarptığını biliyor.Tom knows who crashed into Mary's car.
Kalbim çarpıyor.My heart is pounding.
Tom odaya girdi ve arkasından kapıyı çarptı.Tom went into the room and slammed the door behind him.
Hakim onu bir yıl hapis cezasına çarptırdı.The judge sentenced him to one year in prison.
Tom gerçeği çarpıttı.Tom twisted the truth.
Tom kapıyı Mary'nin yüzüne çarptı.Tom slammed the door in Mary's face.
Tom ön kapının çarptığını duydu.Tom heard the front door slam.
Tom'a bir kamyon tarafından çarpıldı.Tom got hit by a truck.
Tom muhtemelen Mary'ye çarpamazdı.Tom couldn't possibly have hit Mary.
Tom okula giderken Mary diye birine çarptı.Tom bumped into a Mary on his way to school.
Tom nereye gittiğine bakmadığı için Mary'ye çarptı.Tom bumped into Mary because he wasn't looking where he was going.
Onun sürdüğü araba bir trene çarptı.The car he was riding crashed into a train.
Geri giderken başka bir arabaya çarptım ve onun alarmı çaldı.While backing up, I bumped into another car and set off its alarm.
Tom yıldırım tarafından çarpıldı.Tom was struck by lightning.
Tom ayak parmağını çarptı.Tom stubbed his toe.
O, yıldırım çarpması sonucu kurtuldu.He survived being struck by lightning.
O, zamanında fren yapmadı ve bir ağaca çarptı.He didn't brake on time, and ran into a tree.
O, çarpışmada ölmedi, aslında kazadan önce bir kalp krizi geçirdi.He did not die in the collision. Actually, he had a heart attack before crashing.
Araba çarpışmadan birkaç dakika sonra patladı.The car exploded a few moments after the collision.
Onun sağ bacağına bir top çarptı.A ball hit her right leg.
O kırmızı araba mavi kamyonete çarptı.That red car hit the blue van.
Bu çarşamba bir taksi ve bir tren çarpıştı.A cab crashed into a train this Wednesday.
Tom merdivenlerden düştü ve başını çarptıTom fell down the stairs and hit his head.