çaresizlik ile cümle

çaresizlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Pak, s gestem zoufalství, on strhl masku z tváře a mrštil jím na zem.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Poi, con un gesto di disperazione, strappò la maschera dal viso e lo scagliò a terra.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Potem, z gesto obupan, da je strgal masko z njegovega obraza in ga vrgel ob tla.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Potom, s gestom zúfalstva, on strhol masku z tváre a mrštil ním na zem.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Puis, avec un geste de désespoir, il arracha le masque de son visage et le jeta sur le sol.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Sau đó, với một cử chỉ tuyệt vọng, ông xé mặt nạ trên khuôn mặt của mình và ném nó trên mặt đất.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Sitten, ele hän epätoivoissaan repi naamio hänen kasvonsa ja heitti sen kun maa.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Στη συνέχεια, με μια κίνηση απελπισίας, ο έσχισε τη μάσκα από το πρόσωπό του και πέταξαν το επάνω στο έδαφος.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.След това, с един жест на отчаяние, той разкъса маската от лицето си и го хвърлил на земята.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Тогда, с жестом отчаяния, он сорвал маску с лица и швырнул его на землю.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Тоді, з жестом відчаю, він зірвав маску з обличчя і жбурнув його на землю.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.ואז, במחווה של ייאוש, הוא קרע את המסכה מעל פניו וזרק אותו על הקרקע.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.ثم ، مع لفتة من اليأس ، وقال انه مزق قناع من وجهه والقوا عليه على أرض الواقع.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.彼の顔からマスクを裂き、それを投げつける 地面に。 "あなたは正しい"と、彼は叫んだ。"私は王です。
Derek'in başına bir çiçek yerleştirdikten sonra, Cyndie çaresizlikle kendini yere atıyor.Cyndie se trântește pe podeaua din camera lui de disperare, după ce îi pune o floare la căpătâi.
Derek'in başına bir çiçek yerleştirdikten sonra, Cyndie çaresizlikle kendini yere atıyor.Синди в отчаянии бросается на пол его комнаты, поставив цветы около его головы.
Derek'in başına bir çiçek yerleştirdikten sonra, Cyndie çaresizlikle kendini yere atıyor.この頃には腫瘍がお腹を膨張させ 目も見えなくなりました
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.En comunidades pobres o negras, se encuentra tanta desazón, tanta desesperación, determinada por estos hechos.
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.우리의 형사사법제도는 가난한 커뮤니티와 유색인종 커뮤니티에 절망과
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.V chudých komunitách, v barevných komunitách je plno zoufalství a plno beznaděje v jeho důsledku.
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.W ubogich społecznościach, wśród ludzi o ciemnym kolorze skóry, panuje rozpacz, beznadziejność, To następstwo.
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.В бедных, цветных микрорайонах это формирует отчаяние и безнадёжность.
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.בקהילות עניות, בקהילות של צבעונים יש מין ייאוש, יש מין חוסר-תקווה,
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.ففي المجتمعات الفقيرة ، ذات الأصول العرقية الملونة هناك إحباط ، هناك ذلك اليأس ،
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.失望や絶望に覆われています これからお話しする様々な問題が この状況を形づくっています
Gerçek bir çaresizlik duygusu hakim.Wyraźna jest tu desperacja.
Gerçek bir çaresizlik duygusu hakim.Відчувається відчай.
Gerçek bir çaresizlik duygusu hakim.Возникает настоящее чувство отчаяния.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Essa fa provare agli uomini la vera disperazione, in modo tale che non diventino troppo superbi.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Menneskene får en passende fortvivlelse, - - så I ikke bliver for hovmodige.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Ona daje ludziom perspektywę, dzięki której się nie chełpią.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Se vie ihmisiltä toivon, eikä heistä tule omahyväisiä.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Δίνει αρκετή απελπισία στους ανθρώπους ώστε να μην καυχώνται.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Она приводит людей в настоящее отчаяние, чтобы они не стали горделивы.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Da a los humanos desesperación para que no se vuelvan arrogantes.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Dá aos humanos o desespero adequado para não se tornarem gabarolas.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Den ger er lämplig förtvivlan- -så att ni inte blir för skrytsamma.
İşte bu çaresizlikten faydalanacaklar.Det är sån desperation som de kommer att utnyttja.
İşte bu çaresizlikten faydalanacaklar.Det er denne desperation, som de vil udnytte.
İşte bu çaresizlikten faydalanacaklar.È la disperazione su cui loro sperano di far leva.
İşte bu çaresizlikten faydalanacaklar.Eles vão aproveitar-se em desespero de causa.
İşte bu çaresizlikten faydalanacaklar.Juuri tuollaista epätoivoa he käyttävät hyväksi.
İşte bu çaresizlikten faydalanacaklar. -Ling!Las mujeres se aprovechan de ese tipo de desesperación. - ¡Ling!
İşte bu çaresizlikten faydalanacaklar.To właśnie takie słabości oni wykorzystują.
İşte bu çaresizlikten faydalanacaklar.Αυτού του είδους την απόγνωση θα εκμεταλλευτούν.
İşte bu çaresizlikten faydalanacaklar.Они воспользуются этим отчаянием.
İsval iç savaşında... ...çaresizlik içindeyken... ...kalbinizin bir yerinde bu dünyadaΚατά τον Εμφύλιο Πόλεμο του Ίσβαλ... ...βρεθήκατε σε απόγνωση!
Kibirli olanlara çaresizlik yaşat.Desesperación para aquellos que se vuelven presuntuosos.
Kibirli olanlara çaresizlik yaşat.Disperazione a coloro che diventano troppo superbi.
Kibirli olanlara çaresizlik yaşat.Dla tych, którzy się chełpią, jest rozpacz.
Kibirli olanlara çaresizlik yaşat.Epätoivoa omahyväisille!
Kibirli olanlara çaresizlik yaşat.Förtvivlan till de skrytsamma...
Kibirli olanlara çaresizlik yaşat.Fortvivlelse til de hovmodige ...
Kibirli olanlara çaresizlik yaşat.O desespero de quem se torna gabarola.
Kibirli olanlara çaresizlik yaşat.Απελπισία σε όσους καυχιούνται.
Kibirli olanlara çaresizlik yaşat.Отчаяние тех, кто стал горделив.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Az egész kontinens a kétségbeesés helyévé változott, és támogatásra számít.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Cały kontynent został przekształcony w miejsce rozpaczy, potrzebujące zapomogi.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Der gesamte Kontinent wurde in einen Ort der Verzweiflung verwandelt, der wohltätige Zuwendungen braucht.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Het hele continent is veranderd in een plek van wanhoop die hulp nodig heeft.

İlgili Sayfalar