çaresizlik ile cümle
çaresizlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Biz çaresizlik duygusu ile baş etmek zorunda kalacağız.We will have to get over the feeling of helplessness.
İntihar çaresizlik davranışıdır.Suicide is an act of desperation.
Tom'un yüzünde bir çaresizlik görüntüsü vardı.Tom had a look of desperation on his face.
Tom kafasını çaresizlikle salladı.Tom shook his head in dismay.
Ancak 1941 yılında yaşanan çaresizliklerden ötürü Sovyetler Amerika dan M5 tankından istemiştir.Being less desperate than in 1941, the Soviets turned down an American offer to supply the M5.
Konvoy çaresizlik içinde, kutsal topraklardan uzaklaşır.The tax collector, on the other hand, stands outside the holy space.
Richard çaresizlik içinde etrafındakilerden yardım ister.She calls Richard for help.
*"Asýl çaresizlik, derdin devasýz olmasý deđil...*Desperation is not the problem's being unsolvable
*"Asýl çaresizlik, verdiđin seçimin zehirli meyvesidir."*Desperation is a poisonous fruit of that choice
*"Asýl çaresizlik...* *...kendine, elimden geleni yaptým mý diye sormaktýr."*The actual desperation is to ask yourself if you did your best
*"Çünkü asýl çaresizlik, çareyi geçirmiţken eline...* *...avuçlarýnýn içinden kaçýrmaktýr."*The actual desperation is to lose the solution when you had it in your hands
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Then, with a gesture of desperation, he tore the mask from his face and hurled it upon the ground.
Bunu yapan az sayıdaki kurumun, bu işi çaresizlikten yaptıklarını düşünüyorlar.They're arguing that the few people who transacted did it out of desperation.
Ve burada, Birleşik Devlerlerde, bize ekonomik çaresizlik ve yoksulluk kalsaydı.And back here in the United States, we saw economic despair, deprivation.
Yoksulluk, çaresizlik, mücadele.Poverty, despair, struggle.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.So kind of out of desperation, I decided that I could think laterally.
Derek'in başına bir çiçek yerleştirdikten sonra, Cyndie çaresizlikle kendini yere atıyor.Cyndie throws herself on the floor in his room in despair after placing a flower near his head.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.The entire continent has been turned into a place of despair, in need of charity.
Kuşan çadırlarını çaresizlik içinde gördüm, Midyan konutları korkudan titriyordu.I saw the tents of Cushan in affliction. The dwellings of the land of Midian trembled.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.It was a family member's plea of desperation and hopelessness.
Çaresizlik boğazımda düğümlendi.I am so disappointed.
Korkarım, korku ve çaresizlikten ülkeyi terk edecekler." dedi.I'm afraid they'll leave out of fear and despair," she told SETimes.
"İş arıyorum," diyor Kotzampas, ama sesinde çaresizlik değil, gerçekçilik var."I'm looking for work," he said, not with an air of desperation, but matter-of-factly.
Çaresizlik içinde Balaş, Sevil'i vurmaya çalışır.In desperation, Balash tries to shoot Sevil.
Yalnızlık, yoksulluk ve çaresizlik temaları da çalışmalarında vardır.Themes of loneliness, poverty and despair pervade the works as well.
Bu eylemler, "Çaresizlik Günü" adı verilen koordineli bir protestonun parçasıydı. [1]These actions were part of a coordinated protest called "Day of Desperation."[39]
Natalka çaresizlik içinde olsa da köyün genç kızları düğün için onu hazırlar.The village maidens prepare Natalka for her wedding, although she is in despair.
Öğrenilmiş çaresizlikLearned helplessness
İlki, "Ölülerin Gömülmesi", çeşitli hayal kırıklığı ve çaresizlik temalarını tanıtır.The first, "The Burial of the Dead", introduces the diverse themes of disillusionment and despair.
Cleitus çaresizlik içinde, Makedonların eline geçmemesi için Pelion'u ateşe verdi.In desperation, Cleitus set fire to Pelion, so it would not fall into Macedonian hands.[9]
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Seine Tochter wartet vergeblich auf seine Rückkehr.
Çaresizlik içinde, Martin Prince'dan yardım ister.Verzweifelt bittet er am nächsten Tag den Klassenbesten Martin Prince um Hilfe.
Sharpe olanları öfke ve çaresizlikle seyretmek zorundadır.Drake beobachtet die Entwicklung mit Neid und Argwohn.
Michael çaresizlik içinde haykırır.Tom en pleure alors d'étonnement.
Richard çaresizlik içinde etrafındakilerden yardım ister.Richard se laisse aller au désespoir.
Michael çaresizlik içinde haykırır.Tom se hunde en una depresión.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Ella lloraba sin consuelo el regreso de su amado.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Attende inconsapevolmente il suo ritorno.
Ağır çaresizlik yaşar.La disperata tensione.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Отчаянно надеется на возвращение брата.
Muhtar Sefer çaresizlik içinde kıvranır.Он, говорят, в отчаянии.
Çaresizlik içinde, Martin Prince'dan yardım ister.وطلب بارت المساعدة من مارتن برنس في يأس.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.زيارة ابنته أدت به إلى اليأس.
Sharpe olanları öfke ve çaresizlikle seyretmek zorundadır.فر ريموس وهو يشعر بالغضب والعار.
Michael çaresizlik içinde haykırır.Peter entra em desespero.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Ele relutantemente deixa sua esposa, decepcionada.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Vol ongeduld wacht hij op diens terugkeer.
Öğrenilmiş çaresizlikte pasiflik söz konusudur."Military madness" heeft een pacifistische boodschap.
Oysa işsiz taksici Marcel (Bourvil) karaborsa işini aç kalmamak için, çaresizlikten yapmaktadır.Marcel Martin (Bourvil) is een werkloze taxichauffeur die zijn kost verdient op de zwarte markt.
Çaresizlikle savaşın başlamasını ve olaylarını izlemek zorunda kaldı.Na de oorlog begonnen achterstallig onderhoud en verval echter hun tol te eisen.
Ama çaresizlik seni o kötü yollara sürüklüyor.Zijn opmars werd verder vertraagd door de modderige wegen.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Rodzina daremnie czeka na jego powrót.
Sharpe olanları öfke ve çaresizlikle seyretmek zorundadır.Kuhn zareagował na te wydarzenia z gniewem i niesmakiem.
Muhtar Sefer çaresizlik içinde kıvranır.Постраждалий перебуває у відчаї.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Але вона з презирством відкинула його залицяння.
Çaresizlik içinde, Martin Prince'dan yardım ister.Bart potřebuje čtyřku a požádá Martina Prince o pomoc.
Sharpe olanları öfke ve çaresizlikle seyretmek zorundadır.Valenta se ze zoufalství a zlosti dopustí žhářství.
Muhtar Sefer çaresizlik içinde kıvranır.Sub veselia sa se ascunde însă o disperare puternică.
Öğrenilmiş çaresizlikte pasiflik söz konusudur.În opinia ei, ceea ce Apocalipsa ne învață este răbdarea.
İntihar çaresizlik davranışıdır.Suicidul este un act de disperare.