çaresiz ile cümle
çaresiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Hepimiz çaresizdik.We were all desperate.
Leyla, Fadıl'a bir bebek vermeyi çaresizce istiyordu.Layla desperately wanted to give Fadil a baby.
Kendimi çaresiz hissettim.I felt helpless.
Fadıl uyuşturulmuş ve çaresizdi.Fadil was drugged and helpless.
Ben oldukça çaresizim.I'm quite helpless.
Leyla çaresizdi.Layla was desperate.
Sami çaresizce Ferit'i sakinleştirmeye çalıştı.Sami desperately tried to calm Farid down.
Tom bunu yapmak için çok çaresiz olacak.Tom will be very desperate to do that.
Bence Tom çaresiz.I think Tom is desperate.
Tom bunu yapmak için çaresiz olmalı.Tom must've been desperate to do that.
Çaresiz görünmek istemedim.I didn't want to seem desperate.
Tom, Mary'nin bunu yapmak için çaresiz olduğunu söyledi.Tom said Mary was desperate to do that.
Tom bunu yapmak için çaresiz görünüyordu.Tom seemed to be desperate to do that.
Tom çok çaresiz görünüyordu.Tom seemed to be very desperate.
Tom bana çaresiz olduğunu söyledi.Tom told me he was desperate.
Tom bana Mary'nin çaresiz olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was desperate.
Tom kazanmak için çaresizdir.Tom is desperate to win.
Tom, Mary'nin kazanmak için çaresiz olduğunu söyledi.Tom said Mary was desperate to win.
Tom, Mary'nin çaresiz olduğunu söyledi.Tom said that Mary was desperate.
Tom bir çözüm bulmak için çaresiz olduğunu söyledi.Tom said he was desperate to find a solution.
Tom, çaresiz hissettiğini söyledi.Tom said he felt helpless.
Tom kendisini tamamen çaresiz hissettiğini söyledi.Tom said he felt completely helpless.
Tom çaresiz kaldı.Tom got desperate.
Kendimi tamamen çaresiz hissettim.I felt completely helpless.
Tom kafasını çaresizlikle salladı.Tom shook his head in dismay.
Onu yapmak için çaresizim.I'm desperate to do that.
Bunu yapmak için çok çaresizim.I'm very desperate to do that.
Sami çaresizce polisi aradı.Sami desperately phoned police.
Sami çaresizdi.Sami was desperate.
Sami çaresizce çocuklarını geri istedi.Sami desperately wanted his kids back.
Sami onu deneyecek kadar çaresizdi.Sami was desperate enough to try that.
Sami çaresizleşti.Sami became desperate.
Sami çaresiz hale geldi.Sami became desperate.
Tom'un olduğumu düşündüğü kadar bunu yapmak için çaresiz değildim.I wasn't as desperate to do that as Tom thought I was.
Sami tamamen çaresizdir.Sami is totally helpless.
Tom'un bunu yapmak için çaresiz olduğunu biliyorum.I know Tom is desperate to do that.
Çaresizsin, değil mi?You're desperate, aren't you?
Tom çaresiz, değil mi?Tom is desperate, isn't he?
Çaresiz olduklarını söylediler.They said they were desperate.
Beyle kendini çaresiz hissediyor.Beyle feels helpless.
Tom çaresiz bir durumda.Tom is in a desperate situation.
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.We have been squeezed but not smashed. We have been baffled but not desperate.
Jacob’un bu çaresizliği onu tekrar ve tekrar intihar etme düşüncesine yönlendirmektedir.Jakob's desperation leads him to thoughts of suicide again and again.
Ben bir İtalyan olarak duygularaim çaresiz bir tutku gibidir."I shall feel it as an Italian, with a desperate passion."
Gözleri görmemektedir ve Muhtar olaylar karşısında çaresiz kalınca ona danışmaktadır.Unbeknownst to him, they are a vigilante group who plan on taking him down.
Aynı hafta çıkmasa da bunu yapacak kadar çaresiz değilim.I'm also not that desperate to do it on the same week.
David gider ve onu yalnız bırakır, Suzel da çaresizliğini ve Fritz’e olan aşkını seslendirir.He leaves her alone and she voices her despair and love for Fritz.
Fin hükümeti anlaşmayı çaresiz kabul eder.The king reluctantly signed the agreement.
Genç kadın artık çaresiz annesi ve iki kardeşini kollamak durumundadır.The young boy now has to look after his mother and two sisters.
İnsanlar ise çaresizdir.The people are aroused.
Ancak 1941 yılında yaşanan çaresizliklerden ötürü Sovyetler Amerika dan M5 tankından istemiştir.Being less desperate than in 1941, the Soviets turned down an American offer to supply the M5.
Çaresiz bir halde dolaşırken yine zengin arkadaşına rastlar, onun verdiği tüm parayı kıza götürür.He gets more trouble, and his new girlfriend Alice spends all the money she gets.
"Türkiye, insanı çaresiz bırakan bir yetimhane"."India's Humblest Rich Man".
Bilgin çaresizce yardımı kabul eder.Understanding helps destroy ignorance.
Franco sadece koşulsuz teslimi kabul edeceğini belirtince çaresiz kabul edilecektir.Franco would still only accept unconditional surrender.
Osmanlı Devleti çaresizce ateşkes talep etmek zorunda kalır.US helps arrange an uneasy cease-fire.
Konvoy çaresizlik içinde, kutsal topraklardan uzaklaşır.The tax collector, on the other hand, stands outside the holy space.
Burcu ise çaresizce Emre'yi sevmektedir.And the cast loves her.
Kabullenilmiş çaresizliği kabullenmememiz lazım.It is not possible to reclaim citizenship lost involuntarily.
Dilber yalnız ve çaresiz kalır.The boy is isolated and lonesome.