Ana içeriğe geç
Sözlük

çare ile cümle

çare kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Biz tamamen çaresiz değiliz.We aren't entirely helpless.
Zaman tek çaredir.Time is the only cure.
Tom çaresizdi.Tom was helpless.
Hepimiz çaresizdik.We were all desperate.
Leyla, Fadıl'a bir bebek vermeyi çaresizce istiyordu.Layla desperately wanted to give Fadil a baby.
Kendimi çaresiz hissettim.I felt helpless.
Fadıl uyuşturulmuş ve çaresizdi.Fadil was drugged and helpless.
Ben oldukça çaresizim.I'm quite helpless.
Her şey için bir çare var.There is a remedy for everything.
Ölüm dışında her şeye bir çare var.There is a remedy for everything except death.
Leyla çaresizdi.Layla was desperate.
Tom onu yapmaktan başka çaresi olmadığını söyledi.Tom said he had no choice but to do that.
Sami çaresizce Ferit'i sakinleştirmeye çalıştı.Sami desperately tried to calm Farid down.
Tom bunu yapmak için çok çaresiz olacak.Tom will be very desperate to do that.
Bence Tom çaresiz.I think Tom is desperate.
Tom bunu yapmak için çaresiz olmalı.Tom must've been desperate to do that.
Çaresiz görünmek istemedim.I didn't want to seem desperate.
Tom, Mary'nin bunu yapmak için çaresiz olduğunu söyledi.Tom said Mary was desperate to do that.
Tom bunu yapmak için çaresiz görünüyordu.Tom seemed to be desperate to do that.
Tom artık başının çaresine bakabilir.Tom can take care of himself now.
Tom çok çaresiz görünüyordu.Tom seemed to be very desperate.
Tom başının çaresine iyi bakıyor.Tom takes good care of himself.
Tom bana çaresiz olduğunu söyledi.Tom told me he was desperate.
Tom bana Mary'nin çaresiz olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was desperate.
Tom kazanmak için çaresizdir.Tom is desperate to win.
Tom, Mary'nin kazanmak için çaresiz olduğunu söyledi.Tom said Mary was desperate to win.
Tom, Mary'nin çaresiz olduğunu söyledi.Tom said that Mary was desperate.
Tom bir çözüm bulmak için çaresiz olduğunu söyledi.Tom said he was desperate to find a solution.
Tom, çaresiz hissettiğini söyledi.Tom said he felt helpless.
Tom kendisini tamamen çaresiz hissettiğini söyledi.Tom said he felt completely helpless.
Tom çaresiz kaldı.Tom got desperate.
Kendimi tamamen çaresiz hissettim.I felt completely helpless.
Tom kafasını çaresizlikle salladı.Tom shook his head in dismay.
Onu yapmak için çaresizim.I'm desperate to do that.
Bunu yapmak için çok çaresizim.I'm very desperate to do that.
Sami çaresizce polisi aradı.Sami desperately phoned police.
Sami çaresizdi.Sami was desperate.
Sami çaresizce çocuklarını geri istedi.Sami desperately wanted his kids back.
Sami onu deneyecek kadar çaresizdi.Sami was desperate enough to try that.
Sami çaresizleşti.Sami became desperate.
Sami çaresiz hale geldi.Sami became desperate.
Tom'un olduğumu düşündüğü kadar bunu yapmak için çaresiz değildim.I wasn't as desperate to do that as Tom thought I was.
Tom bana bunun çaresine bakacağını söyledi.Tom told me he would sort it out.
Sami tamamen çaresizdir.Sami is totally helpless.
Tom'un bunu yapmak için çaresiz olduğunu biliyorum.I know Tom is desperate to do that.
Çaresizsin, değil mi?You're desperate, aren't you?
Tom çaresiz, değil mi?Tom is desperate, isn't he?
Çaresiz olduklarını söylediler.They said they were desperate.
Bir hal çaresi bulunur.It'll all come out in the wash.
Beyle kendini çaresiz hissediyor.Beyle feels helpless.
Tom çaresiz bir durumda.Tom is in a desperate situation.
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.We have been squeezed but not smashed. We have been baffled but not desperate.
Biz başımızın çaresine bakarız.We'll fend for ourselves.
Kara sevdanın çaresi yoktur.There's no cure for lovesickness.
"For Emily Ratajkowski, 'Blurred Lines' Brings a Career Path Into Focus" (İngilizce)."For Emily Ratajkowski, 'Blurred Lines' Brings a Career Path Into Focus".
Jacob’un bu çaresizliği onu tekrar ve tekrar intihar etme düşüncesine yönlendirmektedir.Jakob's desperation leads him to thoughts of suicide again and again.
Juniper teknik destek ve hizmetini J-Care programı aracılığı ile vermektedir.Juniper provides technical support and services through the J-Care program.
Pharmaceuticals and Personal Care Products in Water - Birleşik Devletler Çevre Koruma Ajansı.Pharmaceuticals and Personal Care Products in Water - US Environmental Protection Agency
"They Don't Care About Us", Brezilya'da çekilen ikinci versiyondur."They Don't Care About Us" is the Brazilian version.
1997 yılında "Carefree" ABD sağlık koruma pazarında% 10 pazar payı elde etti.In 1997 "Carefree" held 10% market share in the USA sanitary protection market.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod