Ana içeriğe geç
Sözlük

çare ile cümle

çare kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şarkıda Eminem Carey ile eşi Nick Cannon’ın ilişkisini kötülemektedir.A canção deprecia o relacionamento entre a cantora pop e seu marido Nick Cannon.
Bu da çare olmadı.Também não deu certo.
Fakat yangın söndürme ve suya karşı koruma çareleri bulundu.Finalmente, conseguiu-se conter a água e apagar o fogo.
Bunların arasında en önemlileri olarak "Ayşe" ve "Çaresaz" sayılabilir.Entre eles estão os casos "lativos" e "locativos" propriamente ditos.
Filmin başrolünde Harry Carey oynamaktaydı.Foi o primeiro filme do ator Harry Carey.
Charles ise çareyi kaçmakta bulur.No entanto, Kane atacou o Corre.
Erişim tarihi: 2007-08-16. ^ "Avram Grant's managerial career".Consultado em 16 de agosto de 2007 «Avram Grant's managerial career».
Üniversite öğrencisiyken Mariah Carey sayesinde müziğe ilgi duymaya başladı.Ainda no ensino médio, ela adquiriu admiração pela música através de Mariah Carey.
Azim varsa çare de bulunurdu...Ah, se ela houvesse contado antes...
Mariah Carey 2 Kasım 2010'da Merry Christmas II You isimli albümünü yayınladı.Consultado em 10 de setembro de 2012 (2010) Créditos do álbum Merry Christmas II You por Mariah Carey.
Tek çare Bağımsızlık Bildirgesini çalmaktır.Para isso, ele decide roubar a Declaração de Independência.
Fakat sonluluğu açıklanmış dünya bu mükemmel başarının çaresizliğinde ışımaktadır."Nós estamos desapontados com o fato de esta mensagem ter sido ofuscada pelo infeliz incidente".
Anakin, kolunu kaybeder ve çaresiz ustasının yanına yığılır.Frisk cai inconsciente e acorda cercado por seus amigos.
Genç kadın artık çaresiz annesi ve iki kardeşini kollamak durumundadır.Sem a sua mãe, continua sob os cuidados de seu pai e seus dois irmãos mais novos.
Martin Lawrence'ın oyunculuk performansını beğenen Topper Carew ona filmi teklif etti.Fran Walsh, um grande fã de seu trabalho, sugeriu-lhe para Jackson.
Carelli'nin bir kızı var.Milena teve uma filha.
Fakat bu çare vermedi.Mas isso não o deteve.
Valentina, Sovyet yetkili Anna Carena ...Manuela García Ana Karina Casanova...
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Vol ongeduld wacht hij op diens terugkeer.
"Ölmüşe çare yok!"."Je kunt een dode niet arresteren."
233 ^ Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film, Steven Jay Schneider (editör), 2005 Caretta Yayınları s.1001 Movies You Must See Before You Die door Stephen Jay Schneider, uitgegeven in 2003.
14 Ocak'ta Steve Carell'ın filmde yer alacağı duyuruldu.In januari 2004 werd er bekend dat Steve Carell de rol zou krijgen.
Çaresiz Votan onların bu isteğine razı olmak zorunda kalır.De parochiepriester dient welwillend te staan tegenover dit verlangen.
Çare basittir: 'Mars'a gidilmiş' gibi yapılacaktır.Het betekent zoiets als "aan Mars gewijd".
Bunu daha önce 1995 yılında Mariah Carey yapmıştı.Dit record werd pas in 1991 gebroken door Mariah Carey.
Öğrenilmiş çaresizlikte pasiflik söz konusudur."Military madness" heeft een pacifistische boodschap.
İmparator I. Pedro, başka bir çare buldu.De politiek van keizer Karel V ging een andere richting uit.
Borcunu ödeyene kadar bu "haram işte" çalışmak zorunda olmaktan başka çaresi yoktur.De verzekeringnemer hoeft geen premie te betalen totdat hij weer arbeidsgeschikt is.
Oysa işsiz taksici Marcel (Bourvil) karaborsa işini aç kalmamak için, çaresizlikten yapmaktadır.Marcel Martin (Bourvil) is een werkloze taxichauffeur die zijn kost verdient op de zwarte markt.
Çaresiz kalan Fransızlar 1360'taki Brétigny Antlaşması'yla çok büyük toprak kaybetti.Met het Verdrag van Brétigny viel Hames in 1360 in Engelse handen.
Ama aklına son bir çare geldi.Het laatste bleef bij een gedachte.
Sisifos'un durumuna sonsuza kadar çare bulamayacağını bilir.Maar haar positie bleek volgens Tacitus al snel onhoudbaar.
YGB için bilinen bir çare yoktur.Ik heb geen weet van BNP-onzin.
Tek çare kapının kırılmasıydı.De poort werd uiteindelijk afgebroken.
Bu noktadan sonra Max anlar ki artık bu şehirden kaçmaktan başka yapacak başka bir çaresi yoktur.Max heeft nu geen keus om toch de inwoners te helpen ontsnappen.
Bu nedenle de tek çaresi bu aletleri kendisinin yapmasıydı.Apparaten die hij nodig had maakte hij zelf.
Alman donanması çaresiz geri çekiliyor.Duitsland herbewapende zich snel.
Bu yüzden işgali sakin ve çaresiz karşıladılar.De begroeting was rustig en hartelijk.
Bununla beraber depresyon, öğrenilmiş çaresizliğe göre daha kapsamlı bir kavramdır.In zichzelf gekeerde woede is een erkende oorzaak van depressie.
Son çare olarak bir dükkân açarlar.Ze opent uiteindelijk bij Central Park een nieuw winkeltje.
Tek çareleri Narnia'yı kurtarmaktır.De laatste stap om Noa te redden.
Fin hükümeti anlaşmayı çaresiz kabul eder.Belgische ondernemers zien het verdrag dan ook hoopvol tegemoet.
Yardım istemekten başka çaremiz kalmadı.Medische hulp mocht niet meer baten.
Çaresizlikle savaşın başlamasını ve olaylarını izlemek zorunda kaldı.Na de oorlog begonnen achterstallig onderhoud en verval echter hun tol te eisen.
Lisette, oda hizmetçisi Julien Carette ...Jolande Withuis, Juliana's vergeten oorlog.
Çaresiz insanları intihar etmeye ikna eder.De wanhopige vrouw wordt bijna tot zelfmoord gedreven.
Ama çaresizlik seni o kötü yollara sürüklüyor.Zijn opmars werd verder vertraagd door de modderige wegen.
İnsanlar ise çaresizdir.Czas ludzi niepokornych.
2001 yılı ne yazık ki Carey için iyi geçmedi.Rok 2001 również zapowiadał się dobrze dla Garry'ego.
Dilber yalnız ve çaresiz kalır.Wiktor czuje się samotny i przygnębiony.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Rodzina daremnie czeka na jego powrót.
Tek çareleri Narnia'yı kurtarmaktır.Raz jeszcze rodzeństwo wyrusza, aby ocalić Narnię.
Rodolfo çok büyük bir yeisle onun ismini haykırarak çaresiz ağlayıp sızlanmaya başlar.Rodolfo wykrzykując imię ukochanej, płacze bezradnie.
White'ın ölümünden kısa bir süre sonra ABD Kongresi, Ryan White CARE Yasası'nı çıkarttı.Kongres Stanów Zjednoczonych przegłosował ustawę zwaną Ryan White Care Act krótko po śmierci Ryana.
Kral çaresizce bu antlaşmayı imzaladı (Magna Carta Libertatum 1215).Odegrał dużą rolę w przygotowaniu Magna Charta Libertatum w 1215.
Bu noktadan sonra Max anlar ki artık bu şehirden kaçmaktan başka yapacak başka bir çaresi yoktur.Zdaje sobie sprawę, że odtąd nie ma innego wyjścia jak kłamać.
Sharpe olanları öfke ve çaresizlikle seyretmek zorundadır.Kuhn zareagował na te wydarzenia z gniewem i niesmakiem.
Ekber'in yurt dışına kaçmaktan başka çaresi yoktur.Watykan: nie ma możliwości ekstradycji abp.
Ana kuş bu yavruları birkaç hafta daha besler sonrasında genç kuşlar kendi başlarının çaresine bakar.2 tygodnie, potem ptaki same mogą się już o siebie zatroszczyć.
"Ölmüşe çare yok!".Ja naprawdę nie chcę umierać!”
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod