Sonunda bir orta çare bulundu.Tom se encontraba en un punto intermedio.
Erişim tarihi: 2007-02-13. ^ "Well Taken Care Of".Capítulo 012: "Yo asumiré la responsabilidad" Capítulo 013: "¿Tuvimos suerte?"
Michael çaresizlik içinde haykırır.Tom se hunde en una depresión.
Kendilerini okulun içine hapsetmekten başka çareleri yoktur.Eso quiere decir que apenas logran ingresar a la primaria.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Ella lloraba sin consuelo el regreso de su amado.
Eminem'in Mariah Carey'i disslediği "The Warning" şarkısını doğruladı.Lady Conway le echa la culpa a su "escandalosa" educación.
Bu evlilik yalnızlıklarına çare olacak mı yoksa bir yastıkta iki yalnız olmaya devam mı edecekler?¿O desea abandonar su reino y solo se quedará con el ducado?
Dört bir yandan hekimler getirilmiş, kızın derdine bir çare bulsunlar diye.A los tres jóvenes se le permite la entrada para que encuentre la solución a sus traumas.
Beklemekten başka çaresi yoktur.No había nada que se pudiera hacer, salvo esperar.
Tyrael'in onu yoketmekten başka çaresi kalmaz.Silas no tiene más remedio que luchar contra él.
Rihanna en büyük etkisini Mariah Carey'den aldığını söylüyor.Así que tal vez la misma Rihanna tenga la culpa.
Çare yok, abdest alup namazı kıldık.Ad misericordiam: quando facciamo appello alla pietà o alla compassione.
Ben bir İtalyan olarak duygularaim çaresiz bir tutku gibidir."Io la sentirò all'italiana, con passione disperata.»
Çare basittir: 'Mars'a gidilmiş' gibi yapılacaktır.Si "immischiasse" come si dice a Marsiglia.
I Don't Care, Güney Kore'li 2NE1 grubunun ikinci teklisidir.2NE1 è il primo EP del gruppo sudcoreano 2NE1.
Bu da çare olmadı.Né questo basta.
Carelli'nin bir kızı var.Lantier ha una figlia.
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Senza alcun sostegno internazionale materiale, la Lituania non aveva altra scelta che accettare l'ultimatum.
Buonafede'nin bundan kurtulama çaresini ona bildirirler.Sarà Bones a trovare il modo per farlo uscire.
Sonunda bir orta çare bulundu.Alla fine fu deciso per una via di mezzo.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Attende inconsapevolmente il suo ritorno.
Fakat sonluluğu açıklanmış dünya bu mükemmel başarının çaresizliğinde ışımaktadır."Ma la terra interamente illuminata splende all'insegna di trionfale sventura.»
Son çare olarak, ameliyatı önerir.Come ultima soluzione, si può impiegare la chirurgia.
Carelli, 1 Mayıs 2008'de Tampa, Florida'da içkili araba sürdüğü için tutuklandı ama $500 ödeyerek çıktı.Il 1º maggio 2008 Carelli è stato arrestato a Tampa per guida in stato di ebbrezza.
Ferhat son bir çare olarak bir televizyon şovuna çıkıp adını duyurmaya çalışır.Comincia a provare ad offrire ad Elsa l'offerta di apparire in televisione e avere il suo show personale.
Jackson, The Hobbit onlara bırakmaktan başka çaresi olmadığını söyledi.Jackson non aveva altra scelta che congedarli.
"Hem Çare Hem Dertsin" "İkimizden Bir Kalmadı" "Ne Oldu Bize" "O Sen Miydin"E io risposi 'Beh, non mi importa un cazzo di chi sei.
Carey Hannah Mulligan (doğum 28 Mayıs 1985) İngiliz oyuncu.Carey Hannah Mulligan (Londra, 28 maggio 1985) è un'attrice britannica.
Ancak çaresizce denetçiyi evine davet etmeyi kabul eder.Respinto con disprezzo, riesce comunque a invitarli a cena dalla sorella.
Carey Lowell (11 Şubat 1961; New York), Amerikalı aktris ve model.Carey Lowell (Huntington, 11 febbraio 1961) è un'attrice ed ex modella statunitense.
Rihanna en büyük etkisini Mariah Carey'den aldığını söylüyor.Park Bom sostiene che le sue maggiori influenze siano Mariah Carey e Beyoncé.
Beklemekten başka çaresi yoktur.Sembrava non ci fosse altra soluzione che partire.
1914 - Caresse Crosby tarafından geliştirilen sütyenin patenti alındı.1914 Caresse Crosby brevetta il reggiseno negli Stati Uniti.
Ağır çaresizlik yaşar.La disperata tensione.
Caramello bu fazla yakınlığı onlemek için bir care bulmuştur.Killua sembra conoscere un modo per superare questa limitazione.
Elif’in ise ailesini toparlayabilmek için başka çaresi yoktur.Sarà proprio la piccola Eliza a trovare il modo per ricomporre l'unità della famiglia.
Charles ise çareyi kaçmakta bulur.Charlie perse l'abitudine di scappare.
Alım gücü olmayan insanların tek çaresi çok ama çok çalışmaktı.Le regole che l'equipaggio doveva rispettare erano poche ma molto dure.
Caretta Yayıncılık. s. 181.Zanotto, p. 181.
"Ölmüşe çare yok!".«Non bisogna aver paura di morire.»
Selahaddin, Şirkuh ve askerlerinin gitmesinden sonra sulh istemekten başka çare bulamadı.A Tardio e ai suoi sopravvissuti non rimase altro da fare che darsi alla fuga.
İzleyici bu durum karşısında rahatsız ve çaresiz bırakılır.Walter rimane scioccato e triste alla vista di ciò.
Beklemekten başka çare yoktu.Не было другого выхода, кроме как ждать.
Biz o kadar da çaresiz değiliz.Мы не настолько отчаялись.
O kadar da çaresiz değilim.Моё положение не такое уж и безнадёжное.
Bir amaç bul, çare bulunur.Найди цель – средства найдутся.
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Мы отовсюду притесняемы, но не стеснены; мы в отчаянных обстоятельствах, но не отчаиваемся.
Ayrıca albümden çıkan diğer single'lar "Made in the USA", "Neon Lights" ve "Really Don't Care" olmuştur.Также с альбома были выпущены синглы «Made in the USA», «Neon Lights» и «Really Don’t Care».
2001 yılında siyah günlük ped "Carefree Black" piyasaya sürüldü.В 2001 году поступили в продажу черные прокладки «Сarefree black».
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Отчаянно надеется на возвращение брата.
Yapılan konuşmalarda Köyün sönmekte olduğu, çare olarak yardım edilmesi gerektiği anlatıldı.Знал, какое слово надо сказать деревне, чтобы она сдвинулась.
Leopold Wilhelm ilk kez 1659'da Millesimo Kontesi Anna Silvia Caretto (1607- 26 Şubat 1664) ile evlendi.Леопольд Вильгельм впервые женился в 1659 году на Анне Сильвии Каретто, графине Миллессимо (1607—1664).
Jackson, The Hobbit onlara bırakmaktan başka çaresi olmadığını söyledi.У Джексона не было другого выбора, кроме как отпустить их.
Tek çareleri Narnia'yı kurtarmaktır.Перед ними стоит практически невыполнимая задача — спасти Нарнию.
Gözleri görmemektedir ve Muhtar olaylar karşısında çaresiz kalınca ona danışmaktadır.Они не обращают внимание, что люди оборачиваются и с презрением смотрят на них.
Bunun çaresi ümmetin toplanmasıdır.”Я думаю, что решение может прийти только со стороны международного сообщества.»
Ekber'in yurt dışına kaçmaktan başka çaresi yoktur.У Эйба не остается выбора кроме как бежать.
Kendilerini okulun içine hapsetmekten başka çareleri yoktur.Ему ничего не остаётся делать, как оставаться в тюрьме.
Buna çare olarak "üç köşeli ticaret" ortaya çıkartıldı.Так родилась книга «Три столицы».
1997 yılında "Carefree" ABD sağlık koruma pazarında% 10 pazar payı elde etti.В 1997 году бренду Carefree принадлежало 10 % рынка товаров женской гигиены США.