Araba çarpışmadan birkaç dakika sonra patladı.The car exploded a few moments after the collision.
Geçen çarşamba kardeşlerime bir mektup yazdım.Last Wednesday, I wrote a letter to my siblings.
Onun sağ bacağına bir top çarptı.A ball hit her right leg.
O kırmızı araba mavi kamyonete çarptı.That red car hit the blue van.
Bu çarşamba bir taksi ve bir tren çarpıştı.A cab crashed into a train this Wednesday.
Olanla ölmüşe çare yok.What is written cannot be undone.
Çaresi yoksa katlanmak gerekir.What can't be cured must be endured.
Önümüzdeki çarşamba diriliş bayramı başlıyor.Easter begins next Wednesday.
O bir iş bulmak için başarısız olduğunda, Tom çaresiz hissetmeye başladı.When he failed to find a job, Tom started feeling desperate.
Tom merdivenlerden düştü ve başını çarptıTom fell down the stairs and hit his head.
Kuiper Kuşağı'na ait serseri bir göktaşı Dünya'yla çarpışma rotasında.A rogue asteroid from the Kuiper Belt is on a collision course with the Earth.
Çocuk bardağa çarptı.The boy knocked the glass over.
Bugün Çarşambadır.Today is Wednesday.
Mary bir çömlekçinin çarkını kullanıyor.Mary uses a potter's wheel.
Ben sadece yatağıma yeni çarşaflar koydum.I've just put new sheets on my bed.
Tom'a bir golf topu çarptıTom got hit by a golf ball.
Ben çaresizim.I'm desperate.
Tom çaresiz.Tom is helpless.
Titanik bir buzdağına çarptı.The Titanic hit an iceberg.
Çarşamba günü boş musun?Are you free on Wednesday?
Benim Çarşamba günü işim var.I have work on Wednesday.
İntihar çaresizlik davranışıdır.Suicide is an act of desperation.
O kendini çaresiz hissetmeye başlıyor.He's starting to feel desperate.
Kendini çaresiz hissetmeye başlıyor.She's starting to feel desperate.
Hiç arabanla köpeğe çarptın mı?Have you ever knocked down a dog with your car?
O kamu hizmeti cezasına çarptırıldı.He was sentenced to community service.
Biz Çarşamba günü genellikle hayvanat bahçesine gittik.We usually went to the zoo on Wednesday.
Ben futbol oynarken top başımın arkasından bana çarptı.A ball hit me in the back of the head while I was playing soccer.
Kendi başımın çaresine bakabilirim.I can take care of myself.
Nerede onlara çarptın?Where did you hit them?
Tom bir araba kapısına ait çarpma sesi duydu.Tom heard a car door slam.
Tom'un uçağının nereye çarptığını öğrendim.I found out where Tom's airplane crashed.
Çaresiz hissettiğini biliyorum.I know that you feel helpless.
Arabaya çarpan kişi ben değilim.I'm not the one who crashed the car.
Tom sana çarpmadığı için şanslısın.You're lucky Tom didn't hit you.
Neredeyse arabama çarpıyordun.You almost crashed into my car.
Bunun nasıl yapılacağını öğrenmek için yalnız bir çare var. Bunu Tom'a sor.There's only one way to find out how to do that. Ask Tom.
Ne sıklıkta çarşaflarını yıkarsın?How often do you wash your sheets?
Kalbi çılgınca çarpıyordu.His heart was beating wildly.
Tom'un bana çarpacağını sanıyordum.I thought Tom was going to hit me.
Arabanı bir şeye çarptın mı?Did you crash your car into something?
Çarşamba gecesi meşgul olacak mısın?Will you be busy Wednesday night?
Hükümet gerçeği çarpıtır.The government bends the truth.
Hal çaresine bakayım.Let me figure something out.
Sadece kafamı bir şeye çarptım.I just banged my head on something.
Kafamı demin bir şeye çarptım.I just banged my head on something.
Biz çaresiziz.We're helpless.
Onlar çarptı.They crashed.
Nüfus çarçabuk artmaktadır.The population is increasing by leaps and bounds.
Çarkı su gücü çeviriyor.Water power turns the wheel.
Bugün çarşamba.It's Wednesday.
Ölüme çare yok.There's no cure for death.
Kafasını çarptı.He banged his head.
Tom şiddetle çarptı.Tom crashed.
O elbise onun üzerinde çarpıcı görünüyor.That dress looks stunning on her.
Tom çaresiz değil.Tom isn't helpless.
Onu çarçur etme.Don't blow it.
Çarpraz bulmacaları severim.I like crossword puzzles.
Ben çaresizdim.I was desperate.
Çaresiz değilim.I'm not helpless.