Ana içeriğe geç
Sözlük

çar ile cümle

çar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Başını bir sütuna çarptı.He bumped his head against a post.
O, caddeyi geçerken neredeyse araba tarafından çarpılıyordu.He was nearly hit by the car while crossing the street.
Yoldan geçerken az kalsın araba çarpıyordu.He was nearly hit by the car while crossing the street.
O, işarete çarptı.He hit the mark.
Başını tavana çarptı.He bumped his head against the ceiling.
O, öfkeyle kapıyı çarptı.He banged the door in anger.
O, kafasını bir kayaya çarptı.He hit his head against a rock.
Gemi bir kayaya çarptı.Their ship struck a rock.
Onlar birbirleriyle çarpıştılar.They bumped against each other.
Onlar çarşamba veya perşembe günü değil pazartesi veya salı günü gelebilirler.They can come on Monday or Tuesday, but not on Wednesday or Thursday.
Onlar yüzüme su çarptılar.They dashed water into my face.
Onu çarparım.I bump into her.
Onu gördüğüm her an kalbim hızlı çarpıyor.My heart beats fast each time I see her.
Onun kalbi korkudan şiddetle çarpıyor.Her heart beat fast from fear.
O, geçen Çarşambadan beri yoktur.She has been absent since last Wednesday.
O, onun için on dolarlık para cezasına çarptırıldı.She was fined 10 dollars for that.
O, temiz çarşafları yatağın üstüne koydu.She put clean sheets on the bed.
O, gözüme çarptı.She caught my eye.
Göze çarpmamak için arka kapıdan geldi.She came in through the back door lest she be seen.
O, son çare olarak ilaca güvendi.She relied on the medicine as a last resort.
O, son çare olarak dava açmayı düşünüyor.She is thinking of suing as a last resort.
Onun bir dizi çarpık dişleri var.She has a set of irregular teeth.
O çarşafları yatağın üzerine koydu.She put sheets on her bed.
O, kalbinin hızlı çarptığını hissetti.She felt her heart beat quickly.
Onun kalbinin hızlı çarptığını hissettim.She felt her heart beating fast.
O geçen Çarşambadan beri hasta.She has been sick since last Wednesday.
O, caddeyi geçerken bir araba tarafından çarpıldı.She was hit by a car while she was crossing the street.
Onun önerisini geri çevirmekten başka çaresi yoktu.She had no choice but to turn down his proposal.
Diğerleri arasında göze çarpıyor.She stands out from the rest.
Annem, yatağın üstüne temiz çarşaf koydu.My mother put clean sheets on the bed.
Annem dün çarşıya alışverişe gitti.My mother went shopping downtown yesterday.
Alandaki büyük bir ağacı yıldırım çarptı.A big tree in the field was struck by lightning.
Tek çareniz hukuka başvurmak.Your only remedy is to go to the law.
Kapasiteyi hesaplamak için, uzunluğu genişlikle derinlikle çarpın.To calculate the capacity, multiply the length by the width by the depth.
Çarpık çurpuk sebzelerden nefret eder misin?Do you hate misshapen vegetables?
Onun arabası bir ağaca çarptı.His car ran into a tree.
Bu çirkin sarı bana senin yatak çarşafı rengini hatırlatıyor.This ugly yellow reminds me of the color of your bedsheets.
Köpek bir araba tarafından çarpıldı.The dog was hit by a car.
O neredeyse bir araba tarafından çarpılacaktı.She was almost hit by a car.
Neredeyse bir araba tarafından çarpılacaktı.He was almost hit by a car.
Neredeyse bir araba tarafından çarpılıyordumI was almost hit by a car.
Yaşlı adam neredeyse araba tarafından çarpılacaktı.The old man was almost hit by a car.
Çarşıya alışverişe gidelim.Let's go shopping downtown.
Dikkat et, kafanı çarpma.Mind your head.
Çarşaf yatağın üstünde.The sheet is on the bed.
Bugün Çarşamba. Ben okuyorum.Today is Wednesday. I am reading.
Dikkatsizlikten,arabasıyla direğe çarptı.By lack of attention, she hit the post with her car.
Yaşlı adama bir araba çarptı ve derhal hastaneye götürüldü.The old man was hit by a car and was immediately taken to the hospital.
Ona bir araba çarptı ve hemen öldü.He was hit by a car and died right away.
Neredeyse ona bir bisiklet çarpıyordu.She was nearly hit by a bicycle.
Almanca dersleri haftada iki kez yapılmaktadır- Pazartesi ve Çarşamba günleri.German classes are held twice a week - on Mondays and Wednesdays.
Çarşının etrafında dolaşalım.Let's stroll around the bazaar!
Güçlü bir deprem aniden çarptığında, annem şok içinde evin etrafını dolaştı.When a strong earthquake struck suddenly, my mom just walked around the house in shock.
O ona çarpıldı.He fell for her big time.
Elbiseleri ve çarşafları yıkamak benim işimdir.Washing clothes and sheets is my work.
Hummer limuzinleri göze çarpan tüketimin nihai sembolüdür.Hummer limousines are the ultimate symbol of conspicuous consumption.
Onlar arasında çarpıcı bir benzerlik vardı.There was a striking resemblance between them.
Benim sözlerimi çarpıtmayın.Don't twist my words around.
Araba tarafından çarpılmamak ve öldürülmemek için kıl payı kaçtı.He barely escaped being hit and killed by a car.
Uygarlık gereksiz ihtiyaçların sınırsız çarpmasıdır.Civilization is the limitless multiplication of unnecessary necessities.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod