Dün bir kamyon bu duvara çarptı.Yesterday a truck hit this wall.
Kulübümüz aylık toplantısını gelecek çarşamba günü düzenleyecek.Our club will hold its monthly meeting next Wednesday.
Bizim otobüsümüz bir kamyonla çarpıştı.Our bus collided with a truck.
Benim kalbim hızlı çarpmaya başladı.My heart began to beat fast.
Bir adamın bir araba tarafından çarpıldığını gördüm.I saw a man knocked down by a car.
Ben iki günde bir çalışırım. Pazartesi, Çarşamba ve Cuma.I work every other day: Monday, Wednesday, and Friday.
Aşırı hızdan otuz dolarlık cezaya çarptırıldım.I was fined thirty dollars for speeding.
Yıldırım tarafından çarpılan evi gördüm.I saw the house struck by lightning.
Arabanın bir adama çarptığını gördüm.I saw the car hit a man.
İstasyonda ona çarptım.I bumped into him at the station.
Kalbimin şiddetle çarptığını hissettimI felt my heart beat violently.
Ona sokakta şiddetle çarptım.I ran into her in the street.
Şikayet etmekten başka çarem yok.I can't help but complain.
Kafamı duvara sert çarptım.I hit my head hard against the wall.
Önümüzdeki çarşambaya kadar raporumu teslim etmem gerekiyor.I have to hand in my report by next Wednesday.
Benim çarpık dişlerim var.I have crooked teeth.
Durum çarpıcı bir biçimde değişti.The situation has changed dramatically.
Gerçekten bir şey göze çarpmıyor.Nothing really stands out.
Arabalar kafa kafaya çarpıştı.The cars collided head on.
Araba, kamyona çarptı.The car crashed into the truck.
Araba bir kamyonla çarpıştı.The car collided with a truck.
Araba çite çarptı ve devrildi.The car hit the fence and turned over.
Araba çarptığında o, emniyet kemerini takıyor olsaydı hala hayatta olurdu.He would still be alive if he had been wearing his seat belt when the car crashed.
Araba ağaca çarptı.The car bumped the tree.
Araba bir ağaca çarptı.The car ran into a tree.
Arabama arkadan çarpıldığı zaman boynum kırıldı.My neck snapped when my car was hit from behind.
Araba bir korkuluğa çarptı.The car ran into a guardrail.
Araba korkuluğa çarptı ve tepeden aşağıya yuvarlandı.The car crashed into the guard-rail and rolled down the hill.
Araba bir telefon direğine çarptı.The car hit a telephone pole.
Çark dönmeye başladı.The wheel began to turn.
Umutsuz hastalıklar umutsuz çareler gerektirir.Desperate diseases require desperate remedies.
Bir çocuk bisikletine binerken cüzdanımı çarptı.A boy snatched my purse as he rode by on his bicycle.
İki yolcu treni Şangay'da çarpıştı.Two passenger trains crashed in Shanghai.
Gemi büyük bir buzdağına çarptığında yolcular kamaralarında uyuyorlardı.The passengers were asleep in their cabins when the ship hit a huge iceberg.
Kalbimin hızla çarptığını hissettim.I felt my heart beating rapidly.
Gerçek bir bilimci gerçekleri çarpıtmaz.A true scientist would not distort facts.
Okul çarşamba ve cumartesi günleri hariç sekiz buçukta başlar.School begins at half past eight except on Wednesdays and Saturdays.
Çarşamba öğleden sonraları dersimiz yok.We have no classes on Wednesday afternoons.
Çarşamba günü beni ofise götürür müsün?Can you give me a ride to the office on Wednesday?
Çarşambaya kadar bir deneme teslim etmeliyiz.We have to submit an essay by Wednesday.
Kafasına bir taş çarptı.A stone hit him on the head.
Gemi, kayalara çarpmış.The ship was wrecked on the rocks.
Oğlumun ön dişleri çarpık çıktı.My son's front teeth have come in crooked.
O çaresizce mücadele ediyor.She is struggling helplessly.
Hacimi hesaplamak için uzunluğu genişlikle ve derinlikle çarp.To calculate the volume, multiply the length by the width by the depth.
Tayfun Kanto bölgesine çarptı.The typhoon struck the Kanto district.
Çarpışma için kendimizi hazırladık.We prepared ourselves for the crash.
Caddeden karşıya geçerken neredeyse bana bir araba çarpıyordu.Crossing the street, I was nearly hit by a car.
İki kamyon çarpıştı.Two trucks bumped together.
Tekrar geç kalmamanın çaresine bakacağım.I'll see to it that I will never be late again.
O olmazsa, çaresiz kalırım.Without him, I would be helpless.
Evini yıldırım çarptı.His house was struck by lightning.
Onun arabası bir trenle çarpıştı.His car collided with a train.
O, son çare olarak babasından ödünç para aldı.He borrowed some money from his father as a last resort.
O bir araba tarafından çarpıldı.He was hit by a car.
O, dizini sandalyeye çarptı.He knocked his knee against the chair.
Neredeyse bir araba tarafından çarpılıyordu.He came near being hit by a car.
O, ölüm cezasına çarptırıldı.He was sentenced to death.
O, arabayı lamba direğine çarptı.He ran the car into a lamppost.
O, kafasını rafa çarptı.He hit his head on the shelf.