Tom kapının çarptığını duydu.Tom heard the door slam.
Stres çarkları öğrenciler arasında popülerdir.Fidget spinners are popular with students.
Okullar stres çarklarını yasakladılar.The school banned fidget spinners.
Kapıyı çarpma!Don't you slam the door!
Leyla art arda iki ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Layla was sentenced to two consecutive life sentences.
Hırsızlar 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.The thieves were sentenced to 5 years in prison.
Sami kendini bir çarşafla astı.Sami hung himself with a sheet.
Sami çaresizce Ferit'i sakinleştirmeye çalıştı.Sami desperately tried to calm Farid down.
Sana hiç araba çarptı mı?Have you ever been hit by a car?
Sinema salonları her pazartesi ve çarşamba indirim yaparlar.The movie theater has discounts every Monday and Wednesday.
Koreograf çarpıcı bir dans rutini yarattı.The choreographer created a stunning dance routine.
O, çarı inceledi.He studied the czar.
O çariçeyi inceledi.He studied the czarina.
O, çarları inceledi.He studied the czars.
Resim çarpık.The picture is askew.
Çarklı gemi şimdi limandan ayrılıyor.The paddle steamer is just leaving port.
Motosiklet, telgraf direğine çarptı.The motorcycle hit the telegraph pole.
Yarın çarşambadır.Tomorrow is Wednesday.
Dün çarşambaydı.Yesterday was Wednesday.
Dağcı kayalıklara çarptıktan sonra yok oldu.The climber died after he was hit by rocks.
Uzlaşma, amortisör kullanımıyla bir çarpışmadırA compromise is a collision with the use of shock absorbers.
Tom bunu yaparsa para cezasına çarptırılabilir.Tom might get fined if he does that.
Tom suçu kabul etti ve 300 dolar para cezasına çarptırıldı.Tom pled guilty and was fined $300.
Tom bunu yapmak için çok çaresiz olacak.Tom will be very desperate to do that.
Bence Tom çaresiz.I think Tom is desperate.
Tom bunu yapmak için çaresiz olmalı.Tom must've been desperate to do that.
Tom'un dişleri her zaman çarpık.Tom's teeth have always been crooked.
Çaresiz görünmek istemedim.I didn't want to seem desperate.
Tom bunu yaptığı için para cezasına çarptırılacak.Tom will be fined for doing that.
Tom, Mary'nin bunu yapmak için çaresiz olduğunu söyledi.Tom said Mary was desperate to do that.
Caddeyi geçerken Tom bir araba tarafından çarpıldı.Tom got hit by a car while crossing the street.
Geçen ay Boston'da bana bir araba çarptı.I was hit by a car in Boston last month.
Tom bunu yapmak için çaresiz görünüyordu.Tom seemed to be desperate to do that.
Tom artık başının çaresine bakabilir.Tom can take care of himself now.
Tom çok çaresiz görünüyordu.Tom seemed to be very desperate.
Tom başının çaresine iyi bakıyor.Tom takes good care of himself.
Tom bana çaresiz olduğunu söyledi.Tom told me he was desperate.
Tom'a neredeyse bir araba çarpıyordu.Tom was nearly hit by a car.
Tom bana Mary'nin çaresiz olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was desperate.
Tom kazanmak için çaresizdir.Tom is desperate to win.
Tom, Mary'nin kazanmak için çaresiz olduğunu söyledi.Tom said Mary was desperate to win.
Tom, ehliyetsiz sürüş için para cezasına çarptırıldı.Tom was fined for driving without a license.
Tom'a çarptım ve onu yere devirdim.I bumped into Tom and knocked him down.
Tom arabasını bir lamba direğine çarptı.Tom crashed his car into a lamppost.
Tom, Mary'nin çaresiz olduğunu söyledi.Tom said that Mary was desperate.
Tom bir kapı çarpması duydu.Tom heard a door slam.
Tom bir kapının çarptığını duydu.Tom heard a door slam.
Mary çarpıcı görünüyor.Mary looks stunning.
Sami'nin çarpık bir İslam algısı vardı.Sami had a wrong perception of Islam.
Araba bir duvara çarptı.The car hit a wall.
Tom, geçen ay Boston'da bir araba tarafından çarpıldı.Tom was hit by a car in Boston last month.
Tom arabasının kontrolünü kaybetti ve bir duvara çarptı.Tom lost control of his car and crashed into a wall.
Tom bir çözüm bulmak için çaresiz olduğunu söyledi.Tom said he was desperate to find a solution.
Tom muhtemelen ölüm cezasına çarptırılacak.Tom will probably be sentenced to death.
Tom yumruğunu masaya çarptı.Tom slammed his fist on the table.
Tom'un arabası bir duvara çarptı.Tom's car crashed into a wall.
Birinin kapıyı çarptığını duydum.I heard someone slam the door.
Tom, çaresiz hissettiğini söyledi.Tom said he felt helpless.
Tom'un sürdüğü kamyon buzlu bir yolda kaydı ve bir ağaca çarptı.The truck Tom was driving slid on the icy road and crashed into a tree.
Bir ağaca çarpan bir kayakçıyı kurtarmak zorundaydık.We had to rescue a skier who crashed into a tree.