Ana içeriğe geç
Sözlük

çar ile cümle

çar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Odadaki bütün tablolar çarpık asılmış.All the paintings in the room hung crooked.
Büyük bir buz parçası çatıdan kaydı ve büyük bir gürültüyle yere çarptı.A large piece of ice slid from the roof and hit the ground with a loud thud.
Büyük bir buz yığını çatıdan kaydığında ve ona çarptığında Tom yaralandı.Tom was injured when a large chunk of ice slid off the roof and hit him.
Sen çarmıhta pişman olacaksın.You'll repent at the cross.
Kapı çarparak kapandı.The door slammed shut.
Kapı bir çarpma ile kapandı.The door closed with a bang.
O, çaresiz bir hastalıktan muzdarip.She suffers from an incurable disease.
Bir fincan çay her şeye çare olabilir mi?Can a cup of tea remedy anything?
Tom'un evini yıldırım çarptı.Tom's house was struck by lightning.
Mary'nin evini yıldırım çarptı.Mary's house was struck by lightning.
Deneyelim ve bir çare bulalım.Let's try and find a cure.
Ben güneş çarpmasından muzdarip oldum.I suffered sunstroke.
Çaresine bakmanı istiyorum.I want you to figure that out.
Öyleyse aşk nedir? İnsanları herhangi bir yaşta çarpabilen bir hastalıktır.Then what is love? A disease which can strike people at any age.
Çaresi olmadığını biliyorum.I know it can't be helped.
Bazen çaresiz hissediyorum.I feel helpless sometimes.
Şu anda çaresiz hissediyorum.I feel helpless right now.
Gülümsemekten başka çarem yoktu.I couldn't help but smile.
Güney İtalya'daki iki tren çarpıştı.Two trains collided in Southern Italy.
İki tren İtalya'da kafa kafaya çarpıştı, 22 yolcu hayatını kaybetti.Two trains collided head-on in Italy, killing 22 passengers.
Çarşamba gününe kadar kağıdını masama koy.Have your paper on my desk by Wednesday.
Dalgalar kayalara çarptılar.The waves crashed against the rocks.
Annem yatağıma temiz çarşaf koydu.My mother put clean linen on my bed.
Onun bunu yapmaktan başka çaresi yoktu.She had no choice but to do it.
Ben bacağımı kahve masasına çarptım.I banged my leg on the coffee table.
Tom dizlerini cam sehpa üzerine çarptı.Tom banged his knees on the glass coffee table.
Kendi başımın çaresine bakabilirim. Aptal değilim.I can take care of myself. I'm not stupid.
Öldürmekten başka çarem yok.I have no choice but to kill.
O erkeğin kolu benimkine hafifçe çarptı.His arm brushed against mine.
Onun kolu benimkine hafifçe çarptı.Her arm brushed against mine.
Tom'un kolu benimkine hafifçe çarptı.Tom's arm brushed against mine.
Mary çantasını çarparak masaya koydu.Mary slammed her purse on the table.
Kalbim gitgide daha da hızlı çarpıyordu.My heart was beating faster and faster.
Bir kamyon tarafından çarpıldım.I got hit by a truck.
Kafamı çarptım, gözümde şimşekler çaktı.I hit my head and saw stars.
Mary yatak odasının kapısını çarparak kapattı.Mary slammed her bedroom door shut.
Mary ağlayarak kaçtı ve yatak odasının kapısını çarptı.Mary ran off crying and slammed her bedroom door.
Tom yatak odası kapısını çarptı.Tom slammed his bedroom door.
Bir çare var.There is a cure.
Biz şimdi çaresiziz.We're desperate now.
Biz hepimiz çaresizdik.We were all helpless.
Park Caddesinde süpermarkete çarpan arabanın sürücüsü Tom'du.Tom was the driver of the car that crashed into the supermarket on Park Street.
Parti çarşamba.The party's Wednesday.
Parti çarşamba günü.The party's on Wednesday.
Gösteri çarşamba günü.The show is on Wednesday.
Olay çarşamba günü.The event is on Wednesday.
Savaşmaktan başka çaremiz yok.We have no choice but to fight.
Mücadele etmekten başka çaremiz yok.We have no choice but to fight.
Kamyon otomobil ile çarpıştı.The truck collided with the car.
Bugün salı mı yoksa çarşamba mı, bilmiyorum.I don't know if today is Tuesday or Wednesday.
İkisi de ölüm cezasına çarptırıldı.Both of them were sentenced to death.
Bina kesinlikle çarpıcı.The building is absolutely stunning.
Göktaşı çarpmaları ne kadar yaygındır?How common are meteorite strikes?
Bir çarpışma rotasında olabiliriz.We may be on a collision course.
Tom, Mary'ye ulaşmak için çaresizdir.Tom is desperate to reach Mary.
Silahlar için çaresiziz.We're desperate for weapons.
Tom'un kalbi çarpmaya başladı.Tom's heart started pounding.
Biz tamamen çaresiz değiliz.We aren't entirely helpless.
Tom ona neyin çarptığını hiç bilmiyordu.Tom never knew what hit him.
Sonuçlar çarpıcıydı.The results were stunning.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
çar ile cümle - Sayfa 11 - çar kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App