Tom bir ağaca çarptı.Tom crashed into a tree.
Tom arabasının kontrolünü kaybetti ve bir ağaca çarptı.Tom lost control of his car and crashed it into a tree.
Tom'un doktorlarına göre onun durumu çaresiz.According to Tom's doctors, his condition is incurable.
Tom bir köpeğe çarpmamak için yoldan çıktı.Tom swerved off the road to avoid hitting a dog.
Tom bir köpeğe çarpmaktan kaçınmak için yoldan çıktı.Tom swerved off the road to avoid hitting a dog.
O gıyabında ölüm cezasına çarptırıldıShe was sentenced to death in absentia.
Dan bir kamyon tarafından çarpıldı ve ağır bir şekilde yaralandı.Dan was struck and gravely injured by a truck.
Büyük Hadron Çarpıştırıcısı dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısıdır.The Large Hadron Collider is the world's largest particle accelerator.
Tom neredeyse bir kamyon tarafından çarpılacaktı.Tom was almost hit by a truck.
Her ne kadar gizlemeye çalışsa da, Meryem'in sesindeki çaresizliği duyabiliyordum.Even though she was trying to hide it, I could hear desperation in Mary's voice.
Şimşek tarafından çarpıldığında ve yandığında Coloseum 217 yılına kadar kullanıld.ıThe Coloseum was used until the year 217, when it was struck by lightning and burnt.
Meryem, Tom'un kapıyı çarpmasından onun mutsuz olduğunu anladı.Mary could tell by the way Tom slammed the door that he wasn't happy.
Tom Mary'nin kapıyı çarparak kapatma şeklinden onun üzgün olduğunu söyleyebilir.Tom could tell by the way Mary slammed the door that she was upset.
Son çare olarak talimatları okuyun.As a last resort, read the instructions.
Rus Çarı Büyük Peter eğlenmek için insanların dişini çekerdi.Peter the Great, Czar of Russia, used to take out people's teeth for fun.
Geçen çarşamba sabahı arkadaşlarımla buluştum.I met my friends last Wednesday morning.
Otuz yıl önce saate yıldırım çarptı.Thirty years ago, the clock was struck by lightning.
Çarpık kentleşme ve kaos pek çok planlama sorunları yaratır.Urban sprawl and chaos create many planning problems.
Beş çarpı iki ona eşittir.Five times two equals ten.
Çarşaflar dün değiştirildi.The sheets were changed yesterday.
Planımız çarpık gitti.Our plan has gone askew.
Ben bunun doğru olduğuna yemin ederim ya da yıldırım beni çarpsın.I swear that it is true, or may lightning strike me down.
Çarpışacağımızı düşündüm.I thought we were going to crash.
Hiç kimseye çarpılmadı.No one was hit.
Bütün parasını kıyafetlerde çarçur eder.She wastes all her money on clothing.
Tüm parasını kıyafetlere çarçur ediyor.She wastes all of her money on clothes.
Tom 13 ay hapis cezasına çarptırıldı.Tom was sentenced to 13 months.
Çare nedir?What's the remedy?
Bir çare var mı?Is there a remedy?
Tom bir kamyon tarafından çarpılmaya oldukça yaklaştı.Tom came pretty close to getting hit by a truck.
Bizim arabamıza çarpan kamyonu süren adamın ehliyeti yoktu.The guy driving the truck that crashed into our car didn't have a driver's license.
Dün eve giderken biri bana çarptı.Someone crashed into me on my way home yesterday.
Tom elektrik çarpması sonucu öldü.Tom died from electrocution.
Çok çaresiz hissettik.We felt very helpless.
Çok çaresiz hissettim.I felt very helpless.
Bir şey bana çarptı.Something hit me.
Çarpı işaretinin olduğu yer.X marks the spot.
O kendini çaresiz hissediyordu.She was feeling desperate.
Garsonlar birbirlerine çarptılar.The waiters bumped into each other.
Garsonlar birbirlerine çarptılar ve tepsilerini düşürdüler.The waiters bumped into each other and dropped their trays.
Tom otoyolda bir geyiğe çarptı.Tom hit a deer on the highway.
Volkswagen 18 milyar dolara kadar para cezasına çarptırılabilir.Volkswagen could face up to $18 billions in fines.
Tom birinci derecen saldırı ile suçlandı ve 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Tom was charged with first degree assault and sentenced to 15 years in prison.
Tom ölümden kurtuldu ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Tom was spared death and sentenced to life in prison.
Ben neredeyse Thomas'la çarpışıyordum.I almost collided with Thomas.
Ben neredeyse bir kamyon tarafından çarpılıyordum.I almost got hit by a truck.
Tom neredeyse bana çarpıyordu.Tom almost hit me.
O, kapıyı çarparak kapattı.He slams the door shut.
Onlar çarkıfelek meyvesine dayanamaz fakat sanırım o lezzetli.They can't stand passionfruit, but I think it's delicious.
Tom'a bir kamyon çarpmış ve oracıkta can vermiş.Tom was hit by a truck and died instantly.
Tom'a bir kamyon çarptı ve olay yerinde hayatını kaybetti.Tom was hit by a truck and died instantly.
Onun gülmekten başka çaresi yoktu.She could not help but laugh.
Onun kalbi heyecanla çarpıyor.His heart beat with excitement.
Kapıyı çarparak kapattım.I slammed the door shut.
İstanbuldaki Kapalı Çarşı bir renk patlamasıdır.The Grand Bazaar in Istanbul is an explosion of colors.
İstanbul'daki Kapalı Çarşı bir renk cümbüşüdür.The Grand Bazaar in Istanbul is an explosion of colors.
Ben sadece bir gün için olsa bile, o sözlük olmadan çaresizim.I'm helpless without that dictionary, even when it's just for one day.
Tom gözlerini kapadı ve sahile çarpan dalgaların sesini dinledi.Tom closed his eyes and listened to the sound of the waves crashing on the beach.
Tom bir sıcak çarpması geçirdi.Tom had a heat stroke.
Tom'a az kalsın araba çarpıyordu.Tom almost got hit by a car.