çapında ile cümle
çapında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Koruganlar, ülke çapında uzak noktalara yerleştirilmiş durumda. [Guus Koelman/SETimes]The bunkers were placed in remote spots throughout the country. [Guus Koelman/SETimes]
Bunlardan en büyüğü olan iş bulma konusu ise dünya çapında bir sıkıntı.The biggest of them -- finding and keeping a job -- is a global phenomenon.
Ülke çapında yarışacak olan büyük partilerden biri Sosyal Demokrat Parti (SDP).One of the major parties that will run nationwide is the Social Democratic Party (SDP).
2004 Olimpiyatlarının Organizatörlerinden Dünya Çapında Bilet Satış Kampanyası2004 Olympics Organisers Launch Worldwide Ticket Sales Campaign
Konjufca, grubun Kosova çapında başka gösteriler de düzenlemeyi planladığını belirtti.He said the group planned to stage additional protests across Kosovo.
Sağlık bakanlığı hastalığın erken teşhisi için ülke çapında bir kampanya başlatıyor.The health ministry is launching a nationwide campaign for early diagnosis of this disease.
Film Aralık ayında BH'de sınırlı gösterime açıldı ve şimdi de dünya çapında gösterime giriyor.The movie opened to limited release in December in BiH, and is now being released globally.
Ülke, dünya çapında 183 ülkenin yer aldığı listede geçen yıla kıyasla 37 sıra yükseldi.Compared to last year, the country moved up 37 spots on the list of 183 countries worldwide.
Bölge çapındaki girişim yeni bir ivme kazanıyorCross-regional initiative gains new momentum
Operasyon, ülke çapında faaliyet gösteren bir sigara kaçakçılığı şebekesini çökertmekti.It was aimed at dismantling a cigarette smuggling network that operates throughout the country.
Etkinlikte dünya çapında 85 ülkeden katılımcılar biraraya geldi.The event brought together participants from 85 countries worldwide.
Bu, çiftin Avrupa çapında kazandığı ikinci gümüş oldu.It is their second European silver.
Bu arada HRT, iki kanalıyla ülke çapında yayın yapmaya devam edecek.HRT, meanwhile, will still broadcast on two nationwide channels.
Kesintiler Türkiye'de ülke çapında endişelere yol açmıştı.The cuts had led to widespread anxiety in Turkey.
Ülke çapında, kayıtlı seçmenlerin sadece %44,07'si Pazar günü sandık başına gitti.Across the country, only 44.07% of eligible voters went to the polls Sunday.
Bu sürücüler dünya çapındaki bir trendi izliyorlar.They are part of a worldwide trend.
Son değerlendirmelere göre, ülke çapındaki 3 bin 77 noktada 220 bin mayın bulunuyor.There are 220,000 mines in 3,077 locations across the country, according to the latest assessment.
Kaufland ülke çapında 40 hipermarketten oluşan bir ağ kurmak istiyor.Kaufland intends to set up a network of 40 hypermarkets throughout the country.
BH'de yaklaşık 1,5 milyon Sırp bulunuyor -- ülke çapındaki nüfusun %37'si, ancak SC'nin %90'ı.There are about 1.5 million Serbs in BiH -- 37% of the population nationwide, but 90% in RS.
Ülke çapında sadece birkaç bin gösterici katıldı.Only a few thousand demonstrators turned out nationwide.
Ülke çapındaki katılım 5 bini geçmedi.Turnout nationwide did not exceed 5,000.
Bu arada Uluslararası Tose Proeski Hayran Kulübü de bölge çapında anma buluşmaları düzenledi.Meanwhile, the International Tose Proeski Fan Club organised memorial gatherings across the region.
Ülke çapındaki operasyonda, kimlik hırsızlığı alanında uzman 40 kişilik bir grup tutuklandı.A group of 40 people specialising in identity theft have been arrested in a nation-wide bust.
Parti ayrıca Bosna-Hersek çapında düzenlenen anketlerde de güçlü bir görünüm sergiledi.They also put in a strong showing in polls taken across Bosnia and Herzegovina.
Kosova, bölge ve AB çapında en düşük yüksek öğrenim oranına sahip ülke konumunda bulunuyor.In the region and the EU, Kosovo has the lowest attendance in higher education.
Çalışanlar Perşembe günü reformlara karşı ülke çapında felç edici yeni bir grev daha düzenlediler.Workers staged another paralysing nationwide strike against the reforms Thursday.
Irak sınırına 4 kilometre mesafede kurulan pusu ülke çapında öfkeye yol açtı.The ambush, just 4km from the Iraqi border, sparked outrage across the country.
Bulgaristan ulusal Bağımsızlık Gününü, 22 Eylül'de ülke çapında düzenlenen törenlerle kutladı.Bulgaria marked its Independence Day on 22 September with celebrations around the country.
Ancak tedarikçilerin gelişiyle ülke çapında 5 bin kadar yeni işin yaratılması bekleniyor.But the arrival of suppliers is expected to generate up to 5,000 new jobs throughout the country.
KESH ülke çapında günde 12 saate varan elektrik kesintileri uyguladı.KESH has imposed up to 12-hour daily power cuts throughout the country.
Ekonomik büyüme ülke çapında daha hızlı ve daha kolay bir taşımacılığı gerekli kılıyor.Economic growth demands faster and easier cross-country transit.
Tapınak her biri 30 m çapında 20 adet taş çemberden oluşuyor.The complex consists of 20 stone circles, each 30m in diameter.
Ülke çapında 20 ülkede eğitim toplantıları yapıldı.Training sessions were conducted in 20 cities all over the country.
Hükümete göre, yangınlar ülke çapında 2 bin 622 hektarlık orman alanını yok ettiler.Nationwide, according to the government, fires have destroyed 2,622ha of forest.
Praktiker ülke çapında en az yedi hipermarket açacak. [Arşiv]Praktiker will establish at least seven hypermarkets nationwide. [File]
Şirket dünya çapında 123 bin kişinin çalıştığı 275 şube ve fabrikaya sahip.The company employs 123,000 people and has 275 branches and plants throughout the world.
Hırvat hükümeti gençleri AIDS konusunda eğitme amaçlı ülke çapında bir kampanya planlarını açıkladı.The Croatian government announced plans for a nationwide campaign to educate the young about AIDS.
Arnavutluk'ta bir yılda 35 yeni HIV vakası kaydedilirken, ülke çapındaki rakam 391'e ulaştı.Albania registered 35 new HIV cases in a year, bringing its nationwide total to 391.
Dünya çapında, Danimarka, Yeni Zelanda ve Singapur 9,3 puan alarak birincilikte berabere kaldılar.Worldwide, Denmark, New Zealand and Singapore tied for the top spot with scores of 9.3.
Ortak girişimin yalnızca bölgesel değil, ülke çapında bir patlama yaratması bekleniyor.The joint venture is expected to generate not only a regional but also a nationwide boom.
Gözlemciler fabrikanın ülke çapında 5 bin kişiye iş sağlamasını bekliyorlar.Observers expect the factory to create 5,000 jobs nationwide.
BiH, orta Bosna'da SDA'ya yenilmekle birlikte, ülke çapında 15 belediye başkanlığı kazandı.The HDZBiH, while losing in central Bosnia to the SDA, won 15 mayoral contests nationwide.
Mouskouri, dünya çapında sattığı 300 milyondan fazla albümüyle müzikteki yarım yüzyılını kutluyor.Mouskouri celebrates a half-century in music with more than 300 million albums sold worldwide.
Parvu, ülke çapındaki barışçı protestoların öneminin altını çizdi.Parvu underlined though the importance of the peaceful nationwide protests.
Türkiye, dünya çapında çocuk evliliklerinde en yüksek orana sahip ülkelerden biri olmayı sürdürüyor.Turkey has one of the highest rates of juvenile marriages in the world.
Dünya çapındaki epidemilere pandemi denir.A pandemic is a worldwide epidemic.
Dünya'nın manyetik alanının dünya çapındaki tanımı, matematiksel bir model baz alınarak yapılır.The global definition of the Earth's field is based on a mathematical model.
Dünya çapındaGlobal
Karadeniz'in su seviyesini taşıran şey ise Dünya çapında olan su olaylarıydı.The rising Mediterranean finally spilled over a rocky sill at the Bosphorus.
2016 itibariyle Foxy Brown, dünya çapında 11 milyon kopya sattı.As of 2016, Foxy Brown has sold over 11 million records worldwide.
Ayrıca etkinlik dünya çapında ünlü olmuş DJ'lere ve 2 dans katına sahipti.[5]The event included a large party with 2 dance floors and world-class DJs.[5]
Grup ülke çapındaki ilk single'ları "Girl Scout"/"American Made"i Mart 1997'de yayınladı.The band released their first national 7" "Girl Scout"/"American Made" in March 1997.
FDI sistem dünya çapında, evrensel ise Birleşik Devletler'de geniş çapta kullanılır.The FDI system is used worldwide, and the universal is used widely in the United States.
Binnenhof, dünya çapında, hala kullanılmakta olan en eski parlamento binasıdır.The Binnenhof is the oldest House of Parliament in the world still in use.
Gezgin demirciler ülke çapında çeşitli demir ürünler üretmişlerdir.Smiths travelled from settlement to settlement with bronze and iron, fabricating tools on demand.
Bilim, ekonomi, harbiye ve sanat (özellikle resim) alanlarında dünya çapında başarılar kazanıldı.Science, military, and art (especially painting) were among the most acclaimed in the world.
O zamandan beri, algoritma dünya çapında bir çok şirket tarafından kullanılmıştır.Since then, the algorithm has been adopted by many companies worldwide (see below).
Stillfront'un oyunları dünya çapında dağıtılmaktadır.Stillfront’s games are distributed globally.
Pankekin şekli ve yapısı dünya çapında çeşitlilik gösterir.The pancake's shape and structure varies worldwide.
Bugün dünya çapında yılda yaklaşık 20.000 ton ölçekte sentezlenmektedir. [1]Today it is synthesized on the scale of about 20,000 tonnes per year worldwide.[1]