çapında ile cümle
çapında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Dünya çapında 150 ülkede satılmaktadır.Jest sprzedawana w 150 krajach.
Lockheed Martin, savunma sanayisinin dünya çapında (gelire oranla) en büyük yüklenicisidir .Lockheed Martin jest jednym z największych na świecie dostawców uzbrojenia.
Bu albümden dünya çapında hit olmuş "SexyBack", "My Love" ve "What Goes Around...Album promowały przeboje „SexyBack” i „What Goes Around...
Bu biranın satımı günümüzde de ülke çapında sürmektedir.Piwa z Cieszyna sprzedawano w tym czasie w całym kraju.
Dünya çapında “Brazil” parçasıyla tanındı.Jest "wizytówką" Brazylii na całym świecie.
Mali İmparatorluğu'nun Afrika'daki altın geniş tutarlar için eski dünya çapında ünlenmişti.Imperium Mali w Afryce słynęło w Starym Świecie ze swojego bogactwa w złoto.
Maclean's dergisine göre Whoa, Nelly! albümü, dünya çapında yedi milyon kopya satışına ulaşmıştır.Według Maclean's Magazine płyta „Whoa, Nelly!”, sprzedała się w 6 milionach kopii na całym świecie.
12 Nisan 2005 tarihinde, Apple Tigerin, dünya çapında 29 Nisanda serbest bırakılacağını duyurdu.12 kwietnia 2005 Apple zapowiedziało, że Tiger zostanie wydany 29 kwietnia.
Şirket şubeleriyle lojistik alanında dünya çapında çalışmaktadır.SOM współpracuje na polu misyjnym z Rodziną Salezjańską na całym świecie.
Daha önceden de tanınan bu genç kadının ölümü birkaç hafta boyunca ülke çapında ilgi gördü.Śmierć dobrze znanej kobiety wywołała duże narodowe zainteresowanie trwające całe tygodnie.
Performansı onu ülke çapında popüler hale getirdi.Dzięki swym występom stał się popularny w całym kraju.
1,000 mm çapında Riggenbach dişli raylı system kullanılmaktadır.Tor ma szerokość 1000 mm i jest wyposażony w zębatkę systemu Riggenbacha.
Game Boy ve Game Boy Color birlikte dünya çapında 118.69 milyon adet satmıştır.Łączna sprzedaż Game Boya wraz z edycją Game Boy Color wyniosła 118 milionów sztuk na całym świecie.
Kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında ölümlerin en büyük nedenidir.Choroby przewlekłe stanowią wiodącą przyczynę umieralności na świecie.
Bu kilise kuruluşunun görevi dünya çapinda Katolik misyonunun desteklenmesiydi.Jego zadaniem jest wspieranie działalności misyjnej w Kościele katolickim na całym świecie.
Ancak günümüzde dünya çapında yaygınlaşmasıyla birçok değişik seçenek sunulmaktadır.Do wyboru mamy parę możliwości przemieszczania się po świecie.
Haziran 2008 sonunda oyunun dünya çapında 1,5 milyon kopyanın üzerinde bir satış yapmıştır.Do stycznia 2008 gra sprzedała się w łącznej ilości około 1,5 miliona egzemplarzy.
Karındeşen Jack ilk seri katil olmasa da, işlediği suçlar ilk defa dünya çapında yaygara koparmıştır.Mimo że Rozpruwacz nie był pierwszym seryjnym mordercą, wywołał ogólnoświatową panikę.
Örgüt, her 50 ABD eyaleti ile Kolumbiya Bölgesi çapında 550 bölge kuruluşundan oluşur.Organizacja składa się z 550 oddziałów regionalnych we wszystkich amerykańskich stanach i Waszyngtonie.
Hücreler çubuk şeklinde, 2-3 mikrometre çapında, 7-14 mikrometre uzunluğundadır.Wielkość komórek waha się w granicach 2-3 mikrometrów średnicy i 7-14 mikrometrów długości.
Savaştan sonra obüs dünya çapında birçok ülkeye satıldı.Po wojnie "Stuarty" były sprzedawane do wielu krajów świata.
Nocardia organik madde bakımından zengin topraklarda dünya çapında bulunur.Bakterie powszechnie występują na całym świecie w glebie bogatej w materię organiczną.
Dünya çapında ise ilk kez 1996 yılında Jerry Maguire filmi ile tanındı.Zadebiutował 1996 roku w filmie Jerry Maguire.
Günümüzde dünya çapında Theravada Budistlerin sayısı 100 milyonun üzerindedir.Dzisiaj theravāda liczy sobie ponad 100 milionów wyznawców na całym świecie.
Video yayınlandıktan sonra dünya çapında ilgi kazandı.Po publikacji wzbudził zainteresowanie na całym świecie.
Öyle ki kent, hentbol alanında dünya çapında bir üne sahiptir.Wie o wszystkim co dzieje się w Cyber Świecie.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünya çapında gerçekleşen ilk önemli Dünya Fuarıdır.Przed II wojną światową jedna z większych w okolicy.
Julieta, dünya çapında 20 milyon doları aşan bir hasılat elde etti.Madonna zarobiła na nim w sumie około 20 milionów dolarów.
Windows Vista, 30 Ocak 2007'de dünya çapında piyasaya sürülmüştür.Windows Vista, następca systemu Windows XP, na rynku pojawił się 30 stycznia 2007.
Dünya çapında yaklaşık olarak bir milyon adet satıldı. ^ a b c Oral Fixation, Vols.Spółka sprzedała około miliona egzemplarzy na całym świecie. allmusic ((( Fijación Oral, Vol.
Dünya çapında saniyede 100 dolayında deşarj (şimşek yıldırım) hesaplanmıştır.Na kuli ziemskiej występuje średnio około 100 wyładowań (piorunów) w ciągu sekundy.
Ubisoft firması, 28 ülkede stüdyoları ile dünya çapında bir varlığa sahiptir.Docelowo Child Alert będzie działać we wszystkich 28 krajach Unii Europejskiej.
Müzik dinlemeye The Beatles'ın dünya çapındaki ünüyle başladı.Postanowił zająć się muzyką, gdy usłyszał The Beatles.
Kar oymacılığı ve kar eğlenceleri dünya çapında üne sahiptir.Spot i przyjaciele świetnie się bawią w śniegu.
Dünya çapında yaz saati uygulaması ^ "Yaz Saati Uygulamasi Anketi".Czas letni w czas okupacji. „Mówią Wieki”.
P.R.Sarkar’ın hapiste tutulması dünya çapında protestolara neden oldu.Podczas pobytu w więzieniu P.R. Sarkara próbowano otruć.
Sadece 9 km çapındadır ve Jupiter'e çok uzaktır.1800 km/h; są one silniejsze niż na Jowiszu.
Kendi çapında dünyanın en iyisi olduğu söylenebilir.Sam Pan najlepiej wie, co oznacza dla Pana ta chwila.
Dünya çapında yaygın olarak pazarlanan Porto şarabını Vinho Verde izler.Region słynie z nietypowo produkowanych win vinho verde.
1936 ve 1937'de de lig şampiyonu olsalar da Almanya çapında başarısız oldular.W 1936 roku, a także w 1937 roku zdobył z nim mistrzostwo Węgier.
Bu yeni enstitü Avustralya’nın üniversite standartlarını dünya çapında kalkındıracaktır.Poniższa lista przedstawia uniwersytety w Australii według stanów.
Örneğin, Pro38 motor 38mm çapında bir motordur.Pieczęć okrągła o średnicy 38 mm.
Dünya çapında 33 birinciliği bulunmaktadır.Na terenie są 33 pomniki przyrody.
Onun bu rolü Avrupa çapında tanınmasına yol açtı.Dzięki tej nagrodzie pokazała swoją pozycję w Europie.
Karmacode, dünya çapında resmen 500.000 kopya ile sattı.Krążek rozszedł się w ponad 500 000 kopii na całym świecie.
Internatioal Board (IB) topluluğun Avrupa çapındaki temsilcisidir.International Board (IB) reprezentuje EUROAVIĘ na poziomie europejskim.
Ocak 2016 itibarıyla Gaga, dünya çapında yaklaşık 27 milyon albüm ve 146 milyon single satışı gerçekleştirdi.Do grudnia 2018 roku, Lady Gaga sprzedała ponad 35 mln albumów i 160 mln singli na całym świecie.
Tören dünya çapında canlı olarak yayınlandı.Wydarzenie to było transmitowane na żywo na całym świecie.
Lumia 505, dünya çapında piyasaya sürülen Nokia Lumia 510'un özel bir benzeridir.A także Lumia 505 na rynku meksykańskim.
Bu spor dünya çapında pek popüler olmadığı için oyun avrupa ve asya'ya çok satılamamıştır.Wobec braku reklamy gra nie uzyskała większego rozgłosu zarówno w Europie, jak i w Stanach Zjednoczonych.
27 Kasım 1989'da, ülke çapında tüm herkresin katıldığı iki saatlik iş bırakma eylemi yapıldı.W spektakularnej akcji 27 września zatrzymano wszystkich w ciągu kilku godzin w różnych punktach kraju.
Görüntüler farklı tedarikçiler tarafından dünya çapında üretilmektedir.Wciąż jeszcze produkowany przez różnych dostawców.
Naruto mangası 2015 itibarı ile dünya çapında 220 milyonun üzerinde kopya satmıştır.Manga Naruto w 2014 roku przekroczyła nakład 200 milionów egzemplarzy.
Yapım dünya çapında en çok hasılat yapan yetmiş üçüncü film oldu.Jest to trzecia w kolejności najwyżej położona kamera na świecie.
Yine de etkin bir dış politika sürdürmektedir ve sıklıkla dünya çapında barış kurma girişimlerine katılır.Będziemy walczyć wytrwale dla Pokoju, Razem z postępowymi siłami świata!
Bu uygulama esnasında ülke çapında sokağa çıkma yasağı uygulanmıştır.W tej wariacji dozwolona jest interwencja z zewnątrz.
Dünya çapında çok çeşitli ülkedeve kentte benzer gösteriler gerçekleştirilmiştir.Okazuje się, iż dokonano już kilka takich podobnych kradzieży w całym kraju.
Dünya çapında yaklaşık 80 milyon kişide aktif enfeksiyon bulunmaktadır.Szacuje się, że na całym świecie zarażonych tą przywrą może być 10 milionów ludzi.
1960'lardan beri eserlerini dünya çapındaki müzelerde ve sergilerde sergiliyor.W latach 80. i 90. realizował liczne ekspozycje przekrojowe swojej twórczości na całym świecie.
Sigara içilmesi tüm kent çapında yasaktır.W całym hotelu zabronione jest palenie papierosów.