Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.Ich schulterte meinen Rucksack und lief zur Universität von Wisconsin.
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.Ik kromde mijn schouders, pakte mijn rugzak en vertrok naar de Universiteit van Wisconsin.
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.Jag ryckte på axlarna, plockade upp min ryggsäck och jag gick till universitetet i Wisconsin.
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.J'ai haussé les épaules, pris mon sac à dos et suis parti à l'Université du Wisconsin.
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.전 어깨를 으쓱하고, 가방을 짊어지고 위스콘신 대학으로 갔습니다.
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.Me encogí de hombros, tomé mi mochila y me fui a la Universidad de Wisconsin.
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.Pokrčil jsem rameny, vzal si batoh a šel na University of Wisconsin.
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.Pokrčil som plecami, vzal som svoj batoh a šiel som na Wisconsinskú univerzitu.
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.Scrollai le spalle, presi lo zaino e proseguii verso l'Università del Wisconsin.
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.Tôi cuối người xuống cầm cái ba lô và tôi đi đến đại học Winconsin.
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.Zgarbiłem się, wziąłem plecak i poszedłem na Uniwersytet Wisconsin.
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.Свих рамене, нарамих раницата и тръгнах към университета в Wisconsin.
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.Я пожал плечами, взял свой рюкзак и пошёл в университет Висконсина.
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.משכתי בכתפי, הבאתי את תיק הגב שלי והמשכתי לאוניברסיטה של ויסקונסין.
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.أومأت بكتفي، ثم حملت حقيبتي مجددا ثم التحقت بجامعة "وسكونسن".
Omuzlarımı kamburlaştırdım, sırt çantamı aldım ve Wisconsin Üniversitesine gittim.ウィスコンシン大学に行きました そこで2年間過ごし、石油の流出についての論文を書きました
Oraya ilk olarak sırt çantam ile gitmiştim;처음 이곳을 찾았을 때는 저는 배낭여행자였습니다.
Oraya ilk olarak sırt çantam ile gitmiştim;לראשונה נסעתי לשם כתרמילאית;
Oraya ilk olarak sırt çantam ile gitmiştim;ذهبت إليها أول مرة كرحالة؛
Oraya ilk olarak sırt çantam ile gitmiştim;その後 撮影のために何度も訪れ アンテイムド・アメリカの
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.Bueno, tomé mi mochila de nuevo.
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.Cóż, znowu założyłem mój plecak.
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.E così mi rimisi lo zaino.
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.Eh bien, j'ai encore pris mon sac à dos.
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.En zo pakte ik mijn rugzak en mijn banjo weer op,
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.전 다시 가방을 매고
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.Mi-am luat rucsacul din nou.
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.Nåväl, jag tog på mig min ryggsäck igen.
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.Nos, megint felvettem a hátizsákom.
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.Nunja, ich schulterte meinen Rucksack erneut.
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.Voltei a pegar na minha mochila.
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.Znovu som si dal na chrbát svoj batoh.
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.Е, аз нарамих отново раницата си.
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.Поэтому, я вновь надел свой рюкзак.
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.טוב, הרמתי את תיק הגב שלי שוב.
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.حسن، حملت حقيبتي مجددا.
Peki, sırt çantamı tekrar giydim.バンジョーを持って東海岸までずっと歩き、
Peki ya çantam?Alors, et mon sac ?
Peki ya çantam?Mi van a táskámmal?
Peki ya çantam? Yanımda babamın çantası yok muydu?وماذا عن اغراضي؟ الم تكن معي اغراض والدي؟
Peki ya çantam?Τότε .. τι έγινε με την τσάντα μου;
Pembe Prada çantam nerede?Dimana Prada tote merah muda ku ?
Pembe Prada çantam nerede?Dovè la mia borsa Prada rosa?
Saçından mı çıktı o? Adam: Hayır, çantamın üzerindeydi.Đã có sẵn ra khỏi mái tóc của bạn? người đàn ông: không, nó vào túi của tôi.
Sana pasaportumu göstermek zorunda değilim, o çantamın arka kısmında."Ausweis, soso, ich muss Ihnen meinen Ausweis nicht zeigen, der ist ganz hinten in meinem Rucksack.
Sana pasaportumu göstermek zorunda değilim, o çantamın arka kısmında. "Ben Dr."Não preciso de mostrar o meu passaporte, está no fundo da minha mochila.
Sana pasaportumu göstermek zorunda değilim, o çantamın arka kısmında."Hộ chiếu hả, tôi không cần cho anh coi hộ chiếu, nó ở trong ba lô của tôi đây.
Sana pasaportumu göstermek zorunda değilim, o çantamın arka kısmında.꼭 여권 제시할 필요 없잖습니까. 가방 안에 있어요.
Sana pasaportumu göstermek zorunda değilim, o çantamın arka kısmında.Non sono obbligato a fartelo vedere, è qui dietro, nello zaino.
Sana pasaportumu göstermek zorunda değilim, o çantamın arka kısmında."Pas, hm, nemusím vám ukazovat pas, mám ho vzadu v batohu.
Sana pasaportumu göstermek zorunda değilim, o çantamın arka kısmında."Paspoort? huh, ik hoef u mijn paspoort niet te laten zien, het zit achter in mijn rugzak.
Sana pasaportumu göstermek zorunda değilim, o çantamın arka kısmında."Passeport, hum, je n'ai pas besoin de vous le montrer, il est au fond de mon sac.
Sana pasaportumu göstermek zorunda değilim, o çantamın arka kısmında."Paszport, hm, nie musze pokazywać ci mojego paszportu, jest z tyłu plecaka.
Sana pasaportumu göstermek zorunda değilim, o çantamın arka kısmında.Ugyan, nem kell megmutatnom az útlevelem, a hátizsákom alján van.
Sana pasaportumu göstermek zorunda değilim, o çantamın arka kısmında.Не должен я показывать вам мой паспорт, он у меня далеко в рюкзаке.
Sana pasaportumu göstermek zorunda değilim, o çantamın arka kısmında.אני לא צריך להראות לך את הדרכון שלי, הוא במעמקי התיק שלי.
Sana pasaportumu göstermek zorunda değilim, o çantamın arka kısmında.ليست مضطرا لأريكم جوازي، إنه في حقيبتي في الخلف.
Sana pasaportumu göstermek zorunda değilim, o çantamın arka kısmında.私はフランシス博士で、国連の大使をしていて、世界中を歩いているんだ」
Şimdi yeni bir alet çantamız var mesela.Aşa că avem acest nou set de instrumente.
Şimdi yeni bir alet çantamız var mesela.Así que, tenemos esta caja de herramientas nueva, saben.