Ana içeriğe geç
Sözlük

çan ile cümle

çan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sırt çantanızı boşaltın.Empty your backpack.
Çantanı boşalt.Empty your bag.
Çantalarını boşalt.Empty your bags.
Esperanto canlı bir dildir.Esperanto is a living language.
Sivrisinekler tarafından canlı canlı yenildim.I'm being eaten alive by mosquitoes.
Sivrisinekler tarafından canlı canlı yenildik.We were being eaten alive by mosquitoes.
Leyla çantasını evde bıraktı.Layla left her purse at home.
Canlı oynamayı hâlâ seviyor musun?Do you still enjoy playing live?
Tom yeniden kullanılabilir alışveriş çantasını unuttu.Tom forgot his reusable shopping bag.
Tom şimdiye kadar tanıştığım en cana yakın adamlardan biridir.Tom is one of the friendliest guys I've ever met.
Tom şimdiye kadar tanıdığım en arkadaş canlısı erkeklerden biridir.Tom is one of the friendliest guys I've ever met.
Canım bugün onu yapmak istemiyor.I don't feel like doing that today.
Tom canının bunu yapmak istemediğini söyledi.Tom said he didn't feel like doing that.
Mary çantasını evde bıraktı.Mary left her purse at home.
Sadece bir canavar, köpek eti yerdi.Only a monster would eat dog meat.
Köpekleri ne tür bir canavar yerdi?What kind of a monster would eat dogs?
Leyla parayı çantaya koydu.Layla put the money in the bag.
Leyla parayı el çantasına koydu.Layla put the money in her purse.
Leyla parayı spor çantasına koydu.Layla put the money in the gym bag.
Çan yine çaldı.The bell rang again.
Bir şey mi yanlış, canım?Is something wrong, darling?
Çantanızı ve cep telefonunuzu bana verin.Give me your purse and your cellphone.
Leyla soygunculara çantasını verdi ama onlar tatmin olmadılar.Layla gave the robbers her purse but they weren't satisfied.
"Baba." "Evet canım." "Sanırım annem ... Sanırım annemin bir ilişkisi var.""Dad." "Yes, darling." "I think that Mom... I think that Mom is having an affair."
Ders can sıkıcıydı.The lecture was boring.
Ne tür bir canavar böyle bir şeyi yapar?What kind of monster would do such a thing?
Leyla bir daha asla canlı görülmedi.Layla was never seen alive again.
Tom'un sırtında bir çantası vardı.Tom had a pack on his back.
Leyla kurbağa canlı canlı yuttu.Layla swallowed the frog alive.
Leyla dingoların devasa canavarlar olduğunu düşünüyor.Layla thinks that dingoes are huge monsters.
Tom çalıntı parayı spor çantasına koydu.Tom put the stolen money in his gym bag.
Tom hala çantasını toplamak zorunda.Tom still has to pack his suitcase.
Bir şey canını sıkıyor mu?Is something bugging you?
Bu sırt çantasını al.Take this backpack.
Bu çantayı al.Take this bag.
Sami kontrol edilmesi gereken bir canavardı.Sami was a beast that needed to be controlled.
O, canlı canlı yakıldı.He was burned alive.
Canlı canlı yakıldı.She was burned alive.
Onu öpmek için can atıyordu.He was dying to kiss her.
İyi şarap asla canını yakmaz.Good wine never hurts.
Zaman muhtemelen canlı renklerle hoş bir resmin çekilmesine izin vermedi.Time probably didn't permit the taking of a pretty picture with vivid colours.
Tom can sıkıcıydı.Tom was annoying.
Bu, öğretmenimin çantası.This is my teacher's bag.
Tom can sıkıcı bir durumda yakalandı.Tom was caught in an embarrassing situation.
Onlar can sıkıcı bir durumda yakalandı.They were caught in an embarrassing situation.
Geri dönelim ve eski fikri canlandıralım.Let's go back and resurrect that old idea.
Onun çantası çok ağırdı.His bag was very heavy.
Çantanız çok hafifti.Your bag was very light.
Onun çantası kalın kitaplarla dolu olduğu için çok ağrıdı.Her bag was very heavy because it was full of thick books.
Tom'la neredeyse canımızdan oluyorduk.Tom and I were both almost killed.
Canım bunu bugün çok yapmak istemiyor.I don't much feel like doing that today.
Canının bunu yapmak istemediğini Tom'a söylemelisin.You ought to tell Tom that you don't feel like doing that.
Tom'un arkadaş canlısı olduğunu biliyorum.I know that Tom is friendly.
Bu sabah köpeğimi yürüyüşe çıkarmayı canım istemiyor.I don't feel like taking my dog for a walk this morning.
Tom canı bunu yapmak istemeyen tek kişi olmadığını söyledi.Tom said that he wasn't the only one who felt like doing that.
Tom bugün canı bunu yapmak istemediğini söyledi.Tom said he didn't feel like doing that today.
Gerçekten canım bunu yapmak istemiyordu.I didn't really feel like doing that.
Bırakın Tom canı ne istiyorsa yesin.Let Tom eat whatever he wants.
Tom burada olmaya can atıyor.Tom is looking forward to being here.
Bunu yapmayı hâlâ canın istiyor mu?Do you still feel like doing that?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod