Anılar çok taze ve canlıdır.The memories are very fresh and vivid.
Leyla, parası için Fadıl'ı canlı canlı yaktı.Layla burned Fadil alive for his money.
Çocukken canavarların o kadar korkutucu olduğunu düşünmüyordum.When I was a child, I didn't think that monsters were that scary.
Evlendiğiniz kişi bir canavar bile olsa cinayet çözüm değil.Even if you're married to a monster, murder is not the way to go.
Tom, Mary'e çantasında ne olduğunu sordu.Tom asked Mary what she had in her suitcase.
Çok cana yakın görünüyorsun.You seem to be quite friendly.
Tom, Mary kadar arkadaş canlısı değildir.Tom isn't as friendly as Mary is.
Tom bana para dolu bir çanta verdi.Tom gave me a bag full of money.
Tom'un çantası orada.Tom's suitcase is over there.
Bugün yeni bir okul çantası aldım.I bought a new schoolbag today.
Bugün yeni bir okul çantası satın aldım.Today I bought a new schoolbag.
Sami, canavarın şeyini yaptı.Sami did a monster's thing.
Bu piçler beni asla canlı yakalayamaz!These bastards will never take me alive!
O piçler beni asla canlı yakalayamaz!Those bastards will never take me alive!
"Kuşatılıyoruz" "Bizi asla canlı yakalayamazlar, çocuklar! Saldırın!""We're surrounded!" "They'll never take us alive, boys! Charge!"
Ayda can sıkıcıdır.It's boring on the moon.
Ekonomiyi canlandırmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.We must do everything we can to stimulate the economy.
Tom birinin geride bırakmış olduğu çantanın içeriğini kontrol etti.Tom checked the contents of the bag that someone had left behind.
Bu hayvanlar çok cana yakın.These animals are very friendly.
Bu canavarlar çok cana yakın.These beasts are very friendly.
Şeytanın ruhu yeniden canlanıyor.The spirit of the demon reawakens.
İblisin ruhu yeniden canlanıyor.The spirit of Satan reawakens.
Sen neden her zaman tez canlısın?Why are you always so restless?
Tom tezgahta Mary'nin çantasını gördü.Tom saw Mary's purse on the counter.
İpucu, polisi canavarca bir suça götürdü.The tip led the police to a monstrous crime.
Tom, Mary'nin cansız bedenini kollarında tuttu.Tom held Mary's lifeless body in his arms.
Bizi izlemeye devam edin. Canlı yayınımız kısa süre içinde geri dönecek.Stay tuned. Our live stream will return shortly.
Çantanı yanındaki koltuğa koyma.Don't put your bag on the seat next to you.
Denizden kum tepelerinin üzerinde canlı bir rüzgar patladı.A crisp wind blew up over the sand dunes from the sea.
Doğa belgeselleri çoğu kez canlı olarak yenilen hayvanlarla doludur.Nature documentaries are often full of animals getting eaten alive.
Canlı olarak yenilen hayvanları görmekten hoşlanmıyorum.I don't like seeing animals get eaten alive.
Sırt çantamı tut.Hold my backpack.
Çantana ne koydun?What have you put into your bag?
Bir süre benim için bu çantaya göz kulak olur musun?Could you keep an eye on this bag for me for a little while?
Çok can sıkıcısın.You're very annoying.
Canım Tom'a bir mektup göndermek istiyor.I feel like sending Tom a letter.
Onu canlı yakalayın.Capture him alive.
Ona canlı ihtiyacım var.I need him alive.
Onu canlı istiyorum.I want him alive.
Sırt çantanı unuttun.You forgot your backpack.
Sırt çantanı düşürdün.You dropped your backpack.
Çantalarını düşürdün.You dropped your bags.
Çantanı düşürdün.You dropped your bag.
Çantanı unuttun.You forgot your bag.
Sami hapiste kendi canına kıydı.Sami took his own life in prison.
Sami bu yüzden kendi canını aldı.That's why Sami took his own life.
Sami bu yüzden kendi canına kıydı.That's why Sami took his own life.
Biri sırt çantamı çaldı.Someone stole my backpack.
Leyla'nın ölü mü yoksa canlı mı olduğunu bilmiyorduk.We didn't know whether Layla was dead or alive.
Leyla o evliliği canlı tutamadı.Layla was unable to keep that marriage alive.
Leyla, Sami'yi canlı gören son kişiydi.Layla was the last person to see Sami alive.
Leyla, Sami'yi canlı bıraktı.Layla left Sami alive.
O, Leyla'nın canlı görüldüğü son yerdi.That was the last place where Layla was ever seen alive.
Çantanı önündeki koltuğun altına koy.Put your bag under the seat in front of you.
Tom'un ölü ya da canlı olup olmadığını bilmiyoruz.We don't know whether Tom is dead or alive.
Tom o nedenle kendi canını aldı.That's why Tom took his own life.
Kavgada Tom'un canı yanmadı.Tom wasn't hurt in the fight.
Canını sıkanın ne olduğunu bana anlat.Tell me what's the matter.
Çantamı tut.Hold my bag.
Evrak çantanızı boşaltın.Empty your briefcase.