Geriye canlı olarak gelmeyi umuyoruz.We hope to come back alive.
Umarım canlı bulunurlar.I hope they're found alive.
Tom çok cana yakındır.Tom is just so approachable.
Hiç canı sıkkın görünmüyordu.She didn't seem bothered at all.
Sessizlik can sıkıcıdır.The silence is oppressive.
Onlar seni görmek için can atıyorlar.They're eager to see you.
Bir çan kadar açıktır.It's as clear as a bell.
Canavarı kışkırtmayın.Don't provoke the beast.
Canavarı tahrik etmeyin.Don't provoke the beast.
Tom gibi olmak için can atıyorum.I aspire to be like Tom.
Tom canını dişine takarak çalışıyor.Tom works his butt off.
Konu hakkında canlı bir tartışma yaptık.We had a lively debate about the issue.
Onları görmek için can atıyorum.I'm dying to see them.
Canlı müzik harika.Live music is great.
Ordu fazlası mağazasında bir sırt çantası aldım.I bought a backpack at the army surplus store.
Bu Tom'un çantası değil.That isn't Tom's suitcase.
Onu çantaya koy.Put it in the bag.
Reddedilmek can sıkıcı.It's painful to be rejected.
Vay canına! Bu nedir, bensiz öğle yemeği yiyorsun!Oh wow! What's this, you're having lunch without me!
Biz seni görmek için can atıyoruz.We look forward to seeing you.
Tom ve ben can düşmanlarıyız.Tom and I are mortal enemies.
Mary can yeleğini giymedi.Mary did not wear her life vest.
Çantalarımızı alabilir misin?Can you get our bags?
Çantayı kim paketledi?Who packed your bag?
O senin çantanda.It's in your bag.
Canım şimdi dans etmek istemiyor.I don't feel like dancing now.
Gerçekten bodrumda bir canavar olduğunu düşünüyor musun?Do you think there's really a monster in the basement?
Gerçek bir canlı sihirbazlık gösterisi izlemek ister misin?Do you wanna see a real live magic show?
Şu anda canım dans etmek istemiyor.I don't feel like dancing right now.
Bu gece canım dans etmek istemiyor.I just don't feel like dancing tonight.
Sanırım çantamda biraz sakinleştirici var.I guess I have some tranquilizers in my bag.
Canım yanmıştı.I was hurt.
Bu sabah canım yataktan kalkmak istemedim.I didn't feel like getting out of bed this morning.
Tom hep insanın canını sıkıyor.Tom is always being a nuisance.
Çantayı Tom'a geri verdim.I gave the bag back to Tom.
Tom Mary'nin çantasından para aldı.Tom took money out of Mary's purse.
Fadıl, Dania'nın cansız bedenini bir göle attı.Fadil dumped Dania's lifeless body in a lake.
Tom can sıkıcı olduğumu söylüyor.Tom says that I'm annoying.
Şu an canım şarkı söylemek istemiyor.I don't feel like singing now.
Şimdi canım şarkı söylemek istemiyor.I don't feel like singing now.
Tom bana çantasını nereye koyacağımı söyledi.Tom told me where to put his suitcase.
Tom çantasını nereye koyacağımı söyledi.Tom told me where to put his suitcase.
Sadece şu an canım bunu yapmak istemiyor.I just don't feel like doing that right now.
Mary çantasını arabasında bıraktı.Mary left her purse in her car.
Mary çantasını yatağa attı.Mary threw her purse on the bed.
Mary çantasını arabasında unuttu.Mary forgot her purse in her car.
Ben her zaman cana yakın olmaya çalışırım.I always try to be friendly.
Mary el çantasını çaldırmıştı.Mary had her handbag stolen.
Tom asla Mary'ye karşı çok arkadaş canlısı değildi.Tom was never very friendly to Mary.
Onu çok canlı olarak hatırlayabiliyorum.I can remember it very vividly.
Çantayı açtım.I opened the bag.
Tom çok cana yakın bir adamdır.Tom is a very likable guy.
Mary telefonunu çantasından çıkardı.Mary got her phone out of her purse.
Gazeteyi katladım ve evrak çantama koydum.I folded the newspaper and put it into my briefcase.
Canım dans etmek istedi.I felt like dancing.
Birisi sırt çantamı çaldı.Someone stole my rucksack.
Biri benim sırt çantamı çaldı.Someone stole my rucksack.
Fadıl partide çok canlıydı.Fadil was very alive at the party.
Fadıl çok cana yakın olabilir.Fadil could be very friendly.
Müslümanlar, tüm gayrimüslimleri öldürmek isteyen aşırılık yanlıları gibi canlandırılıyor.Muslims are portrayed like extremists that want to kill all non-Muslims.