Ana içeriğe geç
Sözlük

çan ile cümle

çan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom hâlâ babasının ona verdiği sırt çantasına sahip.Tom still has the knapsack his father gave him.
Bu sabah canlı ve parlaksın.You are bright and glowy this morning.
Bu fotoğraftaki gökyüzü çok canlı.The sky in this photo is very saturated.
Ben bir canavarım.I'm a monster.
Tüm giysileri çantaya yerleştirdin mi?Did you fit all the clothes in the bag?
O beni çantada keklik gördü.He took me for granted.
Hayvanlar cansız nesneler değildir.Animals are not lifeless objects.
Tom Mary'yi canlandırmaya çalıştı.Tom tried to revive Mary.
Tom bir can yeleği giymiyordu.Tom wasn't wearing a lifejacket.
Büyük bir çanakta tuz, kuru maya ve unu karıştırın.Mix the salt, dry yeast and flour in a big bowl.
Bir cankurtaran yeleğin yok.You don't have a life jacket.
Çantasını yanlış yere koydu.She misplaced her purse.
O, çantasını yanlış yere koydu.She misplaced her purse.
Ben can sıkıcı zengin insanlara katlanamam.I can't stand annoying rich people.
Onun Noodliness'i, Uçan Spagetti Canavarı evrende nihai gerçektir.His Noodliness, the Flying Spaghetti Monster is the ultimate truth in the universe.
Kışın kendinizi canlı tutun.Keep yourself alive during winter.
Yolcuların çoğu can yelekleri giymiyordu.Most of the passengers weren't wearing life jackets.
Sadece canım matematik ödevi yapmak istemiyor.I just don't feel like doing my math homework.
Benim hesabımdaki hatayı bulamamak can sıkıcı.It's annoying not being able to find the error in my calculation.
Nietzsche "Siz de bir canavara dönüşmek istemiyorsanız canavarla savaşmayın." demiş.Nietzsche said, "Battle ye not with monsters, lest monsters ye become."
Anılarımızı canlandırdığın için teşekkür ederim.Thank you for refreshing our memories.
Bu çantada ne olduğunu tahmin edebilir misin?Can you guess what's in this bag?
Ben artık bir insan değilim ama bir canavarım.I'm no longer a man, but a monster!
Bu keçiler son derece arkadaş canlısı.These goats are extremely friendly.
Canım dışarı çıkmak istemedi.I didn't feel like going out.
Tom çok cana yakın bir adam.Tom is a very personable guy.
Resmi yazılı İngilizce you're, won't ve can't gibi kısaltmalardan kaçınır.Formal written English avoids contractions, such as you're, won't, and can't.
Ben sık sık evimi görmek için can atıyorum.I often yearn for home.
Hiç Loch Ness canavarını duydunuz mu?Have you ever heard of the Loch Ness monster?
Bu keçiler çok cana yakın.These goats are very friendly.
Boston'daki insanlar çok arkadaş canlısı.The people in Boston are very friendly.
Tom'un evrak çantasını burada bıraktığını fark eder etmez geri geleceğinden eminim.I'm sure Tom will come back as soon as he realizes he left his briefcase here.
Okul defteri, çantanın içinde.The notebook is in the briefcase.
Dizüstü bilgisayar, çantanın içinde.The notebook is in the briefcase.
Hepsini öldür. Kimsenin canını bağışlama.Kill them all. Spare no one.
Mary bana Tom' dan daha cana yakın geliyor.Mary is more sympathetic to me than Tom is.
Sen açıkça bana söylemek için can atıyorsun.You're obviously dying to tell me.
Sen açıkça bilmek için can atıyorsun.You're obviously dying to know.
O bilmek için can atıyordu.She was obviously dying to know.
Tom açıkça bilmek için can atıyordu.Tom was obviously dying to know.
Yeryüzündeki tüm canlılar karbon içerirler.All living things on Earth contain carbon.
Çantan geciktiği için çok üzgünüz.We're very sorry that your bag was delayed.
Lütfen çantanızı koltuğunuzun altına koyunuz.Please put your bag under your seat.
Artık bunu canım istemiyor.I do not feel like it anymore.
Arabamda bir ilk yardım çantam var.I have a first-aid kit in my car.
Canım bir pizza yemek istiyor.I feel like having a pizza.
Mary çantasına baktı ve bilgisayarının çalındığını fark etti.Mary looked into her bag and realized that her computer had been stolen.
Mary anahtarlarını bulmak için çantasını araştırmaya başladı.Mary started digging into her purse to find her keys.
Dolabımda bir canavar var.There's a monster in my closet.
Yaratıcı insanların canlı hayal güçleri vardır.Creative people have vivid imaginations.
Mary çantasını çarparak masaya koydu.Mary slammed her purse on the table.
Ara sıra biraz gülümsersen canını yakmaz.It wouldn't hurt if you smiled a little once in a while.
Canım şu anda çalışmak istemiyorI don't feel like studying right now.
Tom bir çanta hatmi çıkardı.Tom took out a bag of marshmallows.
Birçok kişi oldukça arkadaş canlısıdır.Most people are pretty friendly.
Canavar Grendel her gece kral Hrothgar'ın en büyük salonuna saldırdı.The monster Grendel attacked king Hrothgar's great hall every night.
Tom bana evrak çantasını gösterdi.Tom showed me his portfolio.
O üzgün ama çok canlı.She's sad, but, very much alive.
Bu nedir, canım?What is it, honey?
Ah canım! Ben neredeyse hiçbir şey duymadım.Oh dear! I barely heard anything.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod