Birinin canı yanmadan önce herkesin buradan çıkması gerek.Everyone should get out of here before someone gets hurt.
Tom bakkaliye çantasını masaya koydu.Tom put the bag of groceries on the kitchen table.
Bu gece canım Çin yemeği yemek istemiyor.I don't feel like eating Chinese food tonight.
Tom notlarını evrak çantasına geri koydu.Tom put his notes back into his briefcase.
O can sıkıcı olurdu.That would've been embarrassing.
Tom bir sırt çantası taşıyor.Tom is carrying a backpack.
Tom çok arkadaş canlısı görünüyor.Tom seems very friendly.
Çantam çok ağır.My bag is very heavy.
Yavru kediler sevimli ve arkadaş canlısıdır.Kittens are cute and friendly.
Kedilerin yedi canı vardır.Cats have seven lives.
Tom canımı sıkmaya başlıyor.Tom is starting to annoy me.
Bir randevu için geç kalmak can sıkıcı.It's embarrassing to be late for a date.
Canım kalkmak istemiyor.I don't feel like getting up.
Dün gece Kennedy Center'da saatler süren konser TV'de canlı olarak yayınlandı.The hour-long concert at the Kennedy Center was broadcast live on TV last night.
O sırt çantasını açıyor.She unzips her backpack.
Canım istasyona kadar tüm yolu koşmak istemiyor.I don't feel like running all the way to the station.
Canın neye sıkkın?What are you unhappy about?
Hasta ölüden daha canlı.The patient is more alive than dead.
Çok fazla endişelenme. Canın sağolsun.Don't worry too much. It's okay.
Sen benim canımı sıkıyorsun.You're annoying me!
Lütfen misafirlere biraz kahve servisi yap, canım.Please serve the guests some coffee, dear.
Canını bu kadar sıkan şeyin ne olduğunu neden söylemiyorsun?Why don't you tell me what's really bothering you?
Esperanto canlandırıcı bir şekilde farklı.Esperanto is refreshingly different.
Tom'a bir kamyon çarpmış ve oracıkta can vermiş.Tom was hit by a truck and died instantly.
O can sıkıcı bir fiyaskoydu.It was an embarrassing fiasco.
Gezegenimizdeki canlıların çeşitliliğine hayranım.I just admire the diversity of life on our planet.
Bence onlar sadece arkadaş canlısı olmaya çalışıyordu.I think that they were just trying to be friendly.
Sadece arkadaş canlısı olmaya çalışıyordu.She was just trying to be friendly.
Tom'un cansız bedeni bir ormanda bulundu.Tom's lifeless body was found in a wood.
O, canavarların saklanması için mükemmel bir yerdi.It was the perfect place for monsters to hide.
O çok cana yakındı.He was very outgoing.
Tom yatağının altında bir canavar olduğunu söyledi.Tom said that there was a monster under his bed.
Onların çantalarını tartmadım.I didn't weigh their bags.
Tom ne düşündüğünü bilmeye can atıyor.Tom is dying to know what you think.
Onları senin için toplamadan önce çantalarını toplamaya başlasan iyi olur.You better start packing your bags before I pack them for you.
Bu biraz can sıkıcıydı.It was a little embarrassing.
Başlamaya can atıyoruz.We're looking forward to getting started.
Canımı dişime taktım.I gave it my all.
Canımızı dişimize taktık.We gave it our all.
Lütfen dersle ilgisi olmayan her şeyi çantana koy.Please place all articles not related to the lesson inside your bag.
Bu dersle ilgili olmayan her şeyi çantanıza koyun.Please put everything not related to this class in your bags.
Sen çok can sıkıcısın.You are so annoying!
Tom bir çan dökümcüsüdür.Tom is a bellfounder.
Tom bir çan yapımcısıdır.Tom is a bell maker.
Erkek çocuğu çantasını giysilerle doldurdu.The boy filled his bag with clothes.
Bu can sıkıcı hata nihayet düzeltildi.This annoying bug has finally been fixed.
Uyanma bir güne başlamak için can sıkıcı bir yoldur.Waking up is an annoying way to start a day.
Yahudi aleyhtarlığı canavarı hâlâ aramızda.The monster of antisemitism is still among us.
Hamile olduğum için her zaman canım uyumak istiyor.I always feel like sleeping because I'm pregnant.
Can yelekleri sizin koltukların altında bulunmaktadır.Life vests are located under your seats.
Canım yürümek istemiyor.I do not feel like walking.
Bakın gençler, bu çanta armutlarla dolu.Look boys; this bag is full of pears.
"Biyoloji" Yunanca bir sözcük, anlamı "canlı organizmaların çalışması."'Biology' is a Greek word that means 'the study of living organisms'.
Fiziğin canı cehenneme!The hell with physics!
Kilise çanı çalıyor.The church bell is ringing.
Bebeği çantaya koyma!Don't put the baby in the bag!
Cankurtaranlar henüz görevde değil.Lifeguards are not yet on duty.
Cankurtaranlar 9.30'da göreve gider.Lifeguards go on duty at 9:30.
Görevli cankurtaran yok.There's no lifeguard on duty.
Canını sıktım mı?Did I touch a raw nerve?