Ana içeriğe geç
Sözlük

çan ile cümle

çan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom tez canlıdır.Tom is hot-headed.
Sokulgan davranış gerçekten can sıkıcı olabilir.Ingratiating behaviour can be really annoying.
Her şeyin canı cehenneme.Fuck everything.
Hey sen! Şu yeşil çantada neyin var?Hey you! What do you have in that green bag?
Yatağımın altında bir canavar var. Bundan eminim.There’s a monster under my bed, I’m certain of that.
Onlar seni cansız görmek istiyor.They want to see you dead.
Can sıkıntısı en lüks şeylerden biridir.Boredom is one of the most luxurious things.
Depremde yaşanan can kayıplarına ilişkin rapor aldılar mı?Have they received any reports of lives lost in the earthquake?
Depremde kaybedilen canların raporlarını aldılar mı?Have they received any reports of lives lost in the earthquake?
O, boşuna can vermedi.He did not perish in vain.
Kumsalda cankurtaran yok.There isn't a life guard at the beach.
Birçok çocuk can sıkıcı bir şekilde bağırıyor.Many children are yelling annoyingly.
Birçok çocuk bağırıyor, bu can sıkıcı bir durum.Many children are yelling, which is annoying.
Hepinizle tanışmak için can atıyorum.I'm dying to meet you all.
Karımın canını sıkmayı kesin.Stop bothering my wife.
Arkadaşımın canını sıkmayı kesin.Stop bothering my friend.
Tom ve Mary çok arkadaş canlısı ve açık yüreklidirler.Tom and Mary are very friendly and outgoing.
Canavarlar her yerdeler.There are monsters everywhere.
Can sıkıntısı çok büyük bir sorundur.Boredom is a huge problem.
Hiçbir can kaybı olmadı.There were no fatalities.
Tom çok arkadaş canlısıydı.Tom was very friendly.
Tom çok candandı.Tom was very cordial.
Sibirya kurtları arkadaş canlısıdırlar.Huskies are friendly.
Bu canlandırıcı.This is refreshing.
Tom gerçekten can sıkıcı.Tom is really annoying.
İş canlanıyordu.Business was booming.
Renkler canlı.The colors are vivid.
Ne yazık ki Tom'un bir can yeleği yoktu ve o yüzemedi.Unfortunately, Tom didn't have a lifejacket and he couldn't swim.
O artık can yakmaz.It doesn't hurt anymore.
Bu can sıkıcı olabilir.It can be embarrassing.
Tüm komşularım çok arkadaş canlısı.All my neighbors are very friendly.
Ben maçı canlı izledim.I watched the game live.
Ben onu canlı biçimde hatırlıyorumI remember that vividly.
Can kurtaranlar artık görevdeler.Lifeguards are now on duty.
Sırt çantanı yere koy.Put down your backpack.
Hiçbir can kaybı bildirilmedi.No casualties have been reported.
Can sıkıntısı onun en kötü düşmanı.Boredom is his worst enemy.
Çin'den aldığın el çantası ucuz gözüküyor.The handbag you bought in China is cheap-looking.
Çin'den aldığınız el çantası ucuz görünüyor.The handbag you bought in China is cheap-looking.
Çin'den aldığın el çantası ucuz görünüyor.The handbag you bought in China is cheap-looking.
Bazı insanlar bu tür bir şeyi can sıkıcı buluyor.Some people find this kind of thing annoying.
Tom'un sürekli şikayeti benim canımı sıkıyor.Tom's constant complaining annoys me.
Bu aslında biraz can sıkıcı.It's actually kind of annoying.
Tom'un, biraz canı sıkılmış gözüküyor.Tom seems a little annoyed.
Bu kimin beslenme çantası?Whose lunch box is this?
Onlar bizi candan selamladı.They greeted us cordially.
Onlar bizi candan karşıladı.They greeted us cordially.
Can kurtaranlar çok cesur.Lifeguards are very brave.
Bir çantaya ihtiyacın var mı?Do you need a bag?
Bir çantaya ihtiyacınız var mı?Do you need a bag?
Çanta lazım mı?Do you need a bag?
Son elli senedir canını dişine takıp çalışıyor! Kendini tükenmiş hissetmesi çok normal!She's been working her butt off for the last 50 years! Of course, she feels burnt out!
Gerçekten kıskançlığını kontrol etmek zorundasın. O senin içindeki bir canavar gibidir.You really have to control your jealousy. It's like a beast inside of you.
Mary, Tom'u canlı gören son kişiydi.Mary was the last person to see Tom alive.
Tom tatile başlamaya can atıyordu.Tom was eager to begin his vacations.
Oteldeki resepsiyonist asık suratlıydı ve hiç de arkadaş canlısı değildi.The receptionist at the hotel was surly and not at all friendly.
İçeride ne olduğunu öğrenmeye can atıyorum.I'm dying to know what's inside.
"Çantalarını taşıyayım mı?" "İyiyim, teşekkürler.""Shall I carry your bags?" "I'm good, thank you."
Şu anda Cancun'da yoğun sezon.Right now it's peak season in Cancún.
Tom cankurtaran göreve başlayıncaya kadar suya girmek istemiyor.Tom doesn't want to get into the water until the lifeguard goes on duty.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod