Dan çantayı omuzunda taşıdı.Dan carried the bag on his shoulder.
Sonra bebeğin gözleri iki yıldız gibi parlamaya başladı ve canlandı.Then the doll's eyes began to shine like two stars and it came to life.
Subrahmanyan Çandrasekhar 1910 yılında Hindistan'daki Lahor'da doğdu. On çocuktan biriydi.Subrahmanyan Chandrasekhar was born in Lahore, India in 1910. He was one of ten children.
Dan kurbanın çantasının içeriğini inceledi.Dan examined the contents of the victim's purse.
Canım şimdi bunu yapmak istemiyor.I don't feel like it now.
Dan radyoda canlı çaldı.Dan played live on the radio.
Herkes seninle tanışmak için can atıyor.Everyone's dying to meet you.
Tom çantaları mutfak masasına koydu.Tom put the bags on the kitchen table.
Tom spor çantasını omuzunda taşıdı.Tom carried his duffel bag on his shoulder.
Çantalarım için birini gönderir misin, lütfen?Could you send someone up for my bags, please?
Tom cana yakın bir kişi.Tom is an outgoing person.
Şimdi canın ne yapmak istiyor?What do you feel like doing now?
Tom evrak çantasından bir zarf çıkardı ve onu Mary'ye uzattı.Tom took an envelope out of his briefcase and handed it to Mary.
Tom bir milyon dolar içeren bir çanta taşıyor.Tom is carrying a bag containing a million dollars.
Can kaybı yoktu.There were no casualties.
Can kayıpları olabilir.There might be casualties.
Hiç can kaybı var mıydı?Were there any casualties?
Bu biraz can yakabilir.This might hurt a little bit.
Lütfen çantanı taşıyayım.Please let me carry your bag.
Bu bir alışveriş çantasına benziyor.It looks like a shopping bag.
Bunların hepsi aynı çantada mıydı?Were all of these in the same bag?
Canın ne hakkında konuşmak istiyor?What do you feel like talking about?
Tom, Meryem'in canı ne isterse yapmasına müsaade etti.Tom let Mary do whatever she wanted to do.
Tom, Meryem'in canı ne isterse yapmasına müsaade ediyor.Tom lets Mary do whatever she wants to do.
O, çantasını aldı ve gitti.She grabbed her purse and left.
Meryem, çantasını alıp gitti.Mary grabbed her purse and left.
Fakir bulabildiğinde, zengin canı istediğinde yer.The poor man eats when he can, but the rich man eats when he wants.
Canım iskambil oynamak istemiyor.I don't feel like playing cards.
Mary çantasının çalındığını iddia etti.Mary claimed that her purse had been stolen.
Bilmek için can atıyorum.I'm dying to know.
Onunla tanışmak için can atıyorum.I've been dying to meet him.
Bu mavi sırt çantası ağır.This blue backpack is heavy.
Tetanos aşısı bir köpek ısırmasından daha çok canımı yaktı.The tetanus shot hurt me more than the dog bite did.
Can kurtaran sandalında sadece on kişi için yer var.There's only space for ten people in the lifeboat.
Bu gemide kaç tane cankurtaran sandalı var.How many lifeboats are on this ship?
Yeterince can kurtaran sandalı olmadığı için birçok kişi öldü.Many people died because there weren't enough lifeboats on the ship.
Bu sizin çantanız mı?Is this your purse?
Bu canavarlara teslim olacak mıyız?Are we going to surrender to these monsters?
Tom'un ailesi canciğer kuzu sarması gibidir.Tom's family is close-knit and loving.
Çanta üzerinde çok sayıda parmak izi vardı.There were many fingerprints on the purse.
Biri çantamdan bir şey çaldı.Someone stole something from my bag.
Seni iğrenç canavar, buradan defol!You filthy beast, get out of here!
O bir canavar olduğunu kabul etti.He accepted that he was a monster.
Merhaba, canım, sevgilim, tatlım, kaderim. Günün nasıldı?Hi, my dear, my darling, my honey, my destiny. How was your day?
"Can" yetenek ifade etmek için ve "May" izin istemek için doğru kelimedir."Can" is the right word to express ability and "May" to ask for permission.
Bir bira için can atıyorum.I'm dying for a beer.
Canımı dişime takarak çalışıyorum.I work my ass off.
Ceset cansızdır.The body is lifeless.
Mary çantasını masaya koydu.Mary placed her purse on the table.
Merhaba canım, ben iki resim yaptım ve ben onlar hakkında fikrini istiyorum.Hello, my dear, I made two pictures and I want your opinion on them.
Merhaba, canım, fotoşopta iki resim yaptım ve onlar hakkında fikrini istiyorum.Hello, my dear, I made two pictures in photoshop and I want your opinion on them.
Kedi çantada.The cat is in the bag.
Otobüs bileti, çanta, çocuk oyun alanı bileşik isimlere örnektir.Bus ticket, handbag, and children's playground are examples of compound nouns.
Cannibal Corpse bir Amerikan death metal grubudur.Cannibal Corpse is an American death metal band.
Candlemass etkileyici bir İsveçli doom metal grubudur.Candlemass is an influential Swedish doom metal band.
Bu çanta aşırı ağır.This bag is too heavy.
Tom canla başla çalıştı.Tom worked his fingers to the bone.
Loch Ness canavarı bir şehir efsanesidir.The Loch Ness monster is an urban myth.
Türkler çok arkadaş canlısı bir ulustur.Turks are a very friendly nation.
Dün, o kendi canına kıydı.Yesterday, she took her own life.