Bir ilk yardım çantamız var.We've got a first aid kit.
Seni görmeye can atıyoruz.We're looking forward to seeing you.
Tom'la tanışmak için can atıyoruz.We're dying to meet Tom.
Çok canciğer olduk.We got very close.
Tom büyük bir çanta şeker taşıyordu.Tom was carrying a big bag of candy.
Tom oldukça cana yakın.Tom is quite friendly.
Senin çantan açık.Your bag's open.
O çantayı bana ver.Hand me that bag.
Çantalarını alabilir miyim?Can I take your bags?
Çantanda ne olduğunu görebilir miyim?Can I see what's in your bag?
Tom'u görmek için can atıyorum.I've been dying to see Tom.
Ben cana yakın değilim.I'm not outgoing.
Bu sadece canımı sıkıyor.It just bugs me.
Bu beni canlı hissettiriyor.It makes me feel alive.
Bunun Tom'un canını sıktığını düşünüyor musun?Do you think that bugged Tom?
Onun Tom'un canını sıktığını düşünüyor musun?Do you think that bothered Tom?
Yorgunluktan canın çıkacak.You're going to be exhausted.
O benim çantam.That's my purse.
Mary çantasını tuttu.Mary grabbed her purse.
Tom'un can sıkıcı olduğunu düşündüm.I thought Tom was annoying.
Bana çantamı getir.Bring me my bag.
Canını dişine tak.Put your back into it.
Cüzdan çantanın içinde.The wallet is in the bag.
Cüzdan çantada.The wallet is on the bag.
Fin insanlarının çoğu Çinli insanlara karşı çok arkadaş canlısıdır.Most of the Finnish people are very friendly to Chinese people.
Onun patronu arkadaş canlısıdır, Amerikalıdır.His boss is friendly, he's American.
Onun gri ve cansız gözleri, iki sıcak kömür gibi yandı.His grey and lifeless eyes burned like two hot coals.
Tom bütün gün izlemeye can attığı TV'de bir gösteri boyunca uyudu.Tom slept through a show on TV that he'd been looking forward to watching all day.
Bunu çantana koy.Slip this into your purse.
Gerçekten canını ne sıkıyor?What's really bugging you?
Mary'nin el çantasını çaldığını gördüğüm adam bu.That's the guy I saw steal Mary's handbag.
Bugün Tom'un canı dışarıda oynamak istemiyor.Tom doesn't feel like playing outside today.
Tom sırt çantasını aldı ve odadan ayrıldı.Tom grabbed his knapsack and left the room.
Tom bana karşı hiç de çok arkadaş canlısı değildi.Tom never was very friendly to me.
O, çanları çalarken sağır oldu.He became deaf ringing the bells.
Tom son derece cana yakın, değil mi?Tom is extremely outgoing, isn't he?
Tom oldukça cana yakın, değil mi?Tom is pretty outgoing, isn't he?
Tom çok cana yakın, değil mi?Tom is very outgoing, isn't he?
Tom cana yakın, değil mi?Tom is outgoing, isn't he?
Tom çok can sıkıcı, değil mi?Tom is very annoying, isn't he?
Tom can sıkıcı, değil mi?Tom is annoying, isn't he?
Tom çok can sıkıcı.Tom is very annoying.
Mary can kurtaranlardan biriyle çıkıyor.Mary is dating one of the lifeguards.
Mary can kurtaranlardan biriyle flört ediyor.Mary is dating one of the lifeguards.
Can kurtaranların bizi korumak için burada.The lifeguards are here to protect us.
Tom bir market çantası taşıyarak içeri girdi.Tom came in carrying a grocery bag.
Tom çantasından bir defter çıkardı.Tom took a notebook out of his bag.
Çantanda neyin varsa bana göster.Show me what you have in your bag.
Tom bu kutuda ne olduğunu görmeye can atıyor.Tom is dying to see what's inside this box.
Tom çantasında bir silah bulunduruyor.Tom keeps a gun in his briefcase.
Tom çantada ne olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know what was in the briefcase.
Tom para dolu bir çanta taşıyordu.Tom was carrying a briefcase full of cash.
Tom, Mary'ye timsah derisi bir çanta satın aldı.Tom bought Mary a crocodile skin handbag.
Canın ne yapmak istiyor?What do you feel like doing?
Tom çantasını tuttu ve kapıya doğru yöneldi.Tom grabbed his briefcase and headed for the door.
Bu akşam canın ne yapmak istiyor?What do you feel like doing this evening?
Tom'un canı egzersiz yapmak istemiyordu.Tom didn't feel like exercising.
Tom cana yakındı.Tom used to be friendly.
Tom arkadaş canlısı değil.Tom isn't friendly.
Tom arkadaş canlısı görünüyor.Tom seems friendly.