Ana içeriğe geç
Sözlük

çan ile cümle

çan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Can yelekleriyle gölde süzülen bazı yüzücüler gördüm.I saw some swimmers floating on the lake in their life jackets.
Öyle çantalarla yürümek güvenli değil.It is not safe to walk with the bags like that.
Bu çantayı istiyorum.I want this bag.
Seni seviyorum, canım.I love you, honey.
Her şey can yakar.Everything hurts.
O, sütü bir çanağa döktü.He poured the milk in a bowl.
Sırt çantası nedir?What is in the backpack?
O gerçekten can sıkıcıydı.It was really embarrassing.
Tüm canlılar varlığın tek zincirine bağlıdırlar.All living things are connected in one chain of being.
Sapık olduğumu düşünme ama onun çantasında birkaç prezervatif gördüm.Don't think I'm perverse, but I've seen several condoms in her purse.
Birçok canlı selde kayboldu.Many lives were lost in the flood.
Ben çantamı tekrar kaybettim.I've lost my purse again.
O, arkadaş canlısı.He's friendly.
Bu tür sıcakta canım hiçbir şey yapmak istemiyor.In this kind of heat, I just don't feel like doing anything.
Bu kadar soğuk olduğunda canım dışarı çıkmak istemiyor.When it's this cold, I don't like going outside.
Bu kadar sıcak olduğunda canım hiçbir şey yapmak istemiyor.When it's this hot, I don't feel like doing anything.
Bu kadar sıcak olduğunda canım bir şey yapmak istemiyor.I don't feel like doing anything when it's this hot.
Canın ne yemek istiyor?What do you feel like eating?
Bronz çan güzel ses veriyor.The bronze bell sounds nice.
"Mary'yi hiç el çantası olmadan gördün mü?" "Mary mi? Hayır, hiç.""Have you ever seen Mary without her handbag?" "Mary? No, never."
Senin hakkında daha fazla öğrenmek için can atıyorum.I'm dying to learn more about you.
"Tom'u bir el çantasıyla gördün mü?" "Tom mu? Hayır, asla.""Have you ever seen Tom with a handbag?" "Tom? No, never."
Benim bir İtalyan çantam var.I've got an Italian handbag.
Tom'u bir siyasetçi olarak kafamda canlandıramıyorum.I can't quite picture Tom as a politician.
Tom evrak çantasından bir dergi çıkardı ve onu okumaya başladı.Tom took a magazine out of his briefcase and began reading it.
Tom Mary'ye bugün canının işe gitmek istemediğini söyledi.Tom told Mary that he didn't feel like going to work today.
Tom Mary'nin çantasını taşımayı önerdi.Tom offered to carry Mary's bag.
Nasıl uyudun, canım?How did you sleep, dear?
Kaç tane çantan vardı.How many bags did you have?
Bir soyguncu benim el çantamı çaldı.A mugger stole my handbag.
Mary canımı sıkıyor.Mary bores me.
Onlar benim canımı sıkıyor.They bore me.
O el çantası benim.That handbag is mine.
Her canavar birinin bebeği olarak başlar.Every monster starts off as someone's baby.
Onların cansız olduklarını düşünüyor musun?Do you think they're dead?
Birinin canı yanacak.Someone is going to get hurt.
Bu can sıkıcı olmalı.That's got to be painful.
Bu çok can sıkıcı.This is so annoying.
Tom bir evrak çantası taşıyarak odaya girdi.Tom entered the room carrying a briefcase.
Tom çantasına uzandı ve bir kitap çıkardı.Tom reached into his bag and pulled out a book.
Beni davet etmediler - Canım istediği için geldim.They haven't invited me - I came because I felt like it.
İkimiz satrançta o kadar iyi değiliz. Sadece canımız istediği için oynuyoruz.The two of us aren't that good at chess. We're just playing because we felt like it.
Birisi çantasını bankta bıraktı.Somebody has left his bag on the bench.
Candy Crush gibi oyunların zaman kaybı olduklarını düşünüyorum.I think that games such as Candy Crush are a waste of time.
Sırt çantasında birkaç kitap var.There are a few books in the backpack.
Bugün sadece canım okula gitmek istemiyor.I just don't feel like going to school today.
Bugün canım seninle alışverişe gitmek istemiyor.I don't feel like going shopping with you today.
O, onunla sinemaya gitmeye can atıyor.She is looking forward to going to the movies with him.
Bir gün Pablo Guatemala'nın cangılında kayboldu.One day, Pablo got lost in the jungle of Guatemala.
Baban çok arkadaş canlısı gibi görünüyor.Your father seems very friendly.
Canın bir içki istiyor mu?Do you feel like a drink?
Canın bir içki içmek istiyor mu?Do you feel like having a drink?
Canım gitmek istemedi.I didn't feel like going.
Cankurtaran henüz görevde olmamasına rağmen yüzmeye gitmeye teşvik edildim.I was tempted to go swimming even though the lifeguard was not yet on duty.
Mary çantasında biber gazı taşıyor.Mary carries pepper spray in her purse.
Mary çantasında kalan parayı saydı.Mary counted the remaining money in her bag.
Mary çantasına açtı ve içine baktı.Mary opened her purse and looked around in it.
Mary çantasından bir zarf çıkardı ve onu Tom'a uzattı.Mary pulled an envelope out of her purse and handed it to Tom.
Mary çantasından cüzdanını çıkardı.Mary pulled her wallet out of her purse.
Mary çantasını mutfak masasına koydu.Mary put her purse on the kitchen table.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod