Canın onun hakkında konuşmak istiyor mu?Do you feel like talking about it?
Canım hiçbir şey yapmak istemiyor.I don't feel like doing anything.
Tom evrak çantasını açtı ve birkaç belge çıkardı.Tom opened his briefcase and pulled out a couple of documents.
Tom dergiyi kapattı ve onu sırt çantasına koydu.Tom closed the magazine and put it into his knapsack.
Tom çantaları arabasının bagajına yükledi.Tom loaded the bags into the trunk of his car.
Tom, Mary'yi canlı gören son kişiydi.Tom was the last person to see Mary alive.
Tom canının Mary ile konuşmak istemediğini söyledi.Tom said he didn't feel like talking to Mary.
Tom sözlüğünün çantasında olduğunu söyledi.Tom said his dictionary was in his bag.
Tom çantasından bazı hediyeler çıkardı.Tom pulled some gifts out of his bag.
Tom çantasından bazı şeyler çıkardı.Tom took some things out of his bag.
Tom eşyalarını çantasına koydu.Tom put his things in his briefcase.
Tom canının gitmek istemediğini söyledi.Tom said he didn't feel like going.
Tom sırt çantasını aldı ve gitti.Tom grabbed his backpack and left.
Tom kimsenin canını acıtmayı planlamadı.Tom didn't plan on hurting anyone.
Tom'un canı çok fazla gülmek istemiyordu.Tom didn't feel much like smiling.
Tom'un canı çok yemek yemek istemiyordu.Tom didn't feel much like eating.
Tom çalışmak için bir evrak çantası taşıyor.Tom carries a briefcase to work.
Tom çantasını Mary'nin masasına koydu.Tom put his bag on Mary's desk.
Tom canı nadiren yemek pişirmek ister.Tom seldom feels like cooking.
Tom bugün çok arkadaş canlısı gibi görünüyor.Tom seems very friendly today.
Bu senin çantan, değil mi?This is your bag, isn't it?
Bu sizin çantanız, değil mi?This is your bag, isn't it?
Tom sırt çantasının fermuarını açtı.Tom unzipped his knapsack.
Tom çantasını kaybetti.Tom closed his briefcase.
Tom evrak çantasını kapattı.Tom closed his briefcase.
Vay canına, bu şaşırtıcı değil mi?Wow, isn't that amazing?
Anahtarlar çantamdaydı.The keys were in my bag.
Bir cankurtarana ihtiyacın var.You need an ambulance.
O can sıkıcıydı.That was embarrassing.
O senin sırt çantan mı?Is that your knapsack?
Tom çok arkadaş canlısıdır.Tom is very friendly.
O benim sırt çantamda.It's in my backpack.
Çantada ne var?What's in the bag?
Tom çantasını bıraktı.Tom left his bag.
Tom çantasını unuttu.Tom left his bag.
Ateş! Canını seven kaçsın!Fire! Run for your lives!
Anne ve babasını can sıkıcı buluyor.She finds her parents embarrassing.
Gerçekten canlı müzik çalmaya başladığında, ben bilinçsizce dans etmeye başlarım.When really lively music starts playing, I start dancing unconsciously.
Sizin sorununuz, bütün köpeklerin cana yakın olduğunu düşünmenizdir.Your problem is you think all dogs are friendly.
Çantanı çaldım çünkü param kalmamıştı.I stole your bag because I ran out of money.
Keşke bu çantayı alsaydım.I wish I'd bought this bag.
Canıma kıymak istiyorum.I want to commit suicide.
Kayıtlar yerine mümkün olduğu kadar çok canlı TV izlemeye çalışıyorum.I try to watch live TV as much as possible instead of recordings.
Eğer ormana giderseniz, çocukları yiyen canavarlara dikkat edin!If you go into the forest, watch out for the ogres who eat children!
Canım havuza gitmek istiyor.I feel like going to the pool.
Çantanı seviyorum.I love your bag.
Canberra, Melbourne ve Sydney'de hiç bulunmadım.I've never been to Canberra, Melbourne, and Sydney.
Bu sende neyi canlandırıyor?What does it remind you of?
Bu sizde neyi canlandırıyor?What does it remind you of?
Tom bizi canımızdan bezdiriyor.Tom is boring the pants off us.
Ben korkarım Tom'un canı yanabilir.I'm afraid Tom might get hurt.
Onun çantası var.There's his bag.
Canım yürüyüşe gitmek istemiyor.I don't feel like going for a walk.
Ben kilise çanlarının sesini seviyorum.I love the sound of church bells.
Cannes Uluslararası Film Festivali, dünyadaki en prestijli film festivalidir.The Cannes International Film Festival is the most prestigious film festival in the world.
Mary'nin kedisi pis bir canavar.Mary's cat is a nasty beast.
Tom'un çantası ağır hasar gördü.Tom's bag was badly damaged.
Tom mutfağa yürüdü, bir yiyecek çantası taşıyordu.Tom walked into the kitchen, carrying a bag of groceries.
Mary çantasından anahtarını aldı ve kapıyı açtı.Mary took her key out of her purse and unlocked the door.
Onun çantası ayakkabılarıyla aynı renktedir.Her purse is the same color as her shoes.