Ana içeriğe geç
Sözlük

çan ile cümle

çan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Evrak çantamı unuttum.I forgot my briefcase.
Tom'u çok cana yakın buldum.I found Tom very friendly.
Sanırım canım farklı bir şey yemek istemedi.I guess I felt like eating something different.
Büyük gemilerin hepsi bir cankurtaran ile donatılmıştır.Large ships are all equipped with a lifeboat.
Sizinle görüşmeye can atıyordum.I've been dying to meet you.
Canım şarkı söylemek istemiyor.I don't feel like singing.
Canım oturmak istemiyor.I don't feel like sitting down.
Canım gülümsemek istemiyor.I don't feel like smiling.
Gerçekten canım okumak istemiyor.I don't really feel like reading.
Gerçekten canım konuşmak istemiyor.I really don't feel like talking.
Bunun canımı sıkmasına izin vermeyeceğim.I won't let that bother me.
Benim oldukça canlı bir hayal gücüm var.I've got a pretty vivid imagination.
Sadece canım kalkmak istemiyordu.I just didn't feel like getting up.
Benim canım doğum günümü kutlamak istemiyor.I just don't feel like celebrating my birthday.
Benim canım bu gece onu yapmak istemiyor.I just don't feel like doing that tonight.
Onun can sıkıcı bir kişiliği var.He has an irksome personality.
Çantamı burada bıraktım.I left my bag here.
Eski Prusya dilinin canlanması seksenlerin başında başladı.The Old Prussian language revival began in the early 80's.
Tom'la görüşmeye can atıyorum.I look forward to meeting Tom.
Bir çantaya ihtiyacım var.I need a bag.
Çantama ihtiyacım var.I need my bag.
Çantanda ne olduğunu bana göstermeni istiyorum.I need you to show me what you have in your bag.
Asla can sıkıcı bir şey yapmam.I never do anything embarrassing.
Çantamı toplayacağım.I'll pack my bag.
Gerçekten canım Tom'u görmek istemiyor.I really don't feel like seeing Tom.
Gerçekten canım şu anda konuşmak istemiyor.I really don't feel like talking right now.
Gerçekten şu anda canım Tom'la konuşmak istemiyor.I really don't feel like talking to Tom right now.
Beni çantada keklik görme.Don't take me for granted.
Kızımın çantasına onun için bir rozet diktim.I sewed a badge onto my daughter's bag for her.
Tom'un çantandan bir şey çaldığını gördüm.I saw Tom stealing something out of your purse.
Çantanı bulduğunu anlıyorum.I see you found your bag.
Sanırım Tom hâlâ canlı.I think Tom is still alive.
Lütfen ıslak şemsiyeyi bu çantaya koy.Put the wet umbrella in this bag, please.
Çocuklar genellikle sabırsız ve tez canlı.Children are often impatient and restless.
Son derece arkadaş canlısıdır.He is extremely friendly.
Bir milyon dolardan daha fazla mücevher Cannes'teki bir otel odasından çalındı.More than $1 million of jewels were stolen from a hotel room in Cannes.
Canım bugün Fransızca çalışmak istemiyor.I don't feel like studying French today.
Canım bugün Fransızca konuşmak istemiyor.I don't feel like speaking French today.
Bugün canım Fransızca konuşmak istiyor.I feel like speaking French today.
Bu akşam canım biraz kebap yemek istiyor.I feel like having some kebab.
Çantalarımı odama getirin.Bring my bags up to my room.
Bu çanta yeterince büyük değil.This bag is not big enough.
İmanını canlı tut!Keep the faith alive!
O çanta dana derisinden mi yapılmış?Is that bag made of calfskin?
Mary çantasına baktı ama aradığı şeyi bulmadı.Mary looked in her purse, but she didn't find what she was looking for.
Çanta dolu.The bag is full.
Çantanızda ne var?What do you have in your suitcase?
Canını seven kaçsın!Run for your lives!
Bu adadan canlı çıkamayacağız.We won't get off this island alive.
Arabanızın bagajındaki plaj çantasında ne var?What's in the beach bag that's in the trunk of your car?
Senin insanların dilinin canlanması ile ilgileniyor mu?Are your people interested in the revival of your language?
O, sırt çantasını açtı.She opened her backpack.
O canlı!She is alive!
Tom'un ne dediğini bulmak için can atıyorum.I'm dying to find out what Tom said.
Bunun kimin çantası olduğunu biliyorum.I know whose bag this is.
Yanan binanın dışına asla canlı çıkamayacağımızı düşündüm.I thought we'd never get out of the burning building alive.
Tom'un canı neden gittiğini herkese söylemek istemiyordu.Tom didn't feel like telling everybody why he was leaving.
Tom çantasını masasının yanında yere koydu.Tom put his briefcase on the floor next to his desk.
Tom eşyasını topladı ve onu çantasına koydu.Tom picked up his stuff and put it in his briefcase.
Tom not defterini kapattı ve onu evrak çantasına koydu.Tom closed his notebook and put it in his briefcase.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod