çamaşır ile cümle

çamaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çamaşırhane için enzim kullanımı 1913'te Otto Rohm tarafından tanıtıldı.Uporabo encima za pranje perila je v začetku leta 1900 uvedel Otto Rohm.
Gom:Ev Seren:Çamaşır kurutma yeri.Kostiumų dailininkė: Ramunė Skrebūnaitė.
En sevmediği ev işi ise çamaşırları yıkamak.Aga on palju asju, mida ma nende heaks teha ei taha, näiteks nende pesu pesemine.
Yunak, çamaşır yıkama yeri."Sina maga, mina pesen nõud".
Buna örnek olarak plastik çamaşır sepeti ya da alüminyumdan yapılmış balon sepeti örnek verilebilir.Näiteks kingakarbi suurune plastikkonteiner või laskemoona kast.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.As mulheres, nos finais do século XIX, passavam dois dias por semana a lavar roupa.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.Frauen mussten, gegen Ende des 19. Jahrhunderts, zwei Tage pro Woche mit Wäschewaschen verbringen.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.În secolul XIX, femeile petreceau două zile pe săptămână spălând rufe.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.Kobiety pod koniec XIX wieku dwa dni w tygodniu poświęcały na pranie.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.Las mujeres, a fines del siglo XIX, pasaban dos días por semana lavando ropa.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.Le donne, alle fine dell'ottocento, spendevano due giorni alla settimana a fare il bucato.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.Les femmes, à la fin du 19e siècle, passaient deux jours par semaine à faire la lessive.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.Phụ nữ, hồi cuối thế kỷ 19, mất hai ngày một tuần để giặt giũ.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.Vrouwen waren aan het einde van de 19e eeuw twee dagen per week bezig met de was.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.Wanita, di abad ke 19, menghabiskan dua hari dalam seminggu untuk mencuci.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.Οι γυναίκες,στα τέλη του 19ου αιώνα, περνούσαν δύο ημέρες την εβδομάδα πλένοντας τα ρούχα.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.В 19-м веке женщины тратили два дня в неделю на стирку.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.Жените, в края на 19 век, прекарвали 2 дни от седмицата в пране.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.Наприкінці 19 століття жінки витрачали 2 дні лише на прання.
600 dolar, bu iki gün önceydi. Biz hızlıca bir çamasır odası yaptık.Всего за 600 долларов, два дня назад мы быстро построили из сборных элементов прачечную.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...80'er revival, kontra skaterpunk, medmindre det er vaskedag.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...80er Revival trifft auf Skaterpunk, außer am Waschtag.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...Kebangkitan 80-an ditambah skater-punk, kecuali hariku mencuci baju.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...스케이터풍의 펑크와 만나는데, 빨래하는 날은 좀 달라요.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi... MS:Revivalismo dos anos 80, encontrar "skater-punks" a não ser que seja dia de lavar a roupa.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...Odrodzone lata 80. spotykają styl skater-punk. chyba że to dzień prania.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...'patinadora punk' a menos que sea día de lavandería.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...Phong cách của thập kỷ 80 dùng đồ da như ở thập kỷ 80 trừ phi đến ngày giặt đồ.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...Renaşterea anilor '80 combinat cu stilul skater-punk, doar dacă nu e ziua de spălat rufe.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...Žena: 80. roky sa stretávajú so skejter-punkom, pokiaľ nie je deň prania.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...Επιστροφή της δεκαετίας του '80 σε συνδυασμό με σκέιτερ-πάνκ εμφάνιση. εκτός κι αν είναι μέρα μπουγάδας.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...Відголоски вісімдесятих в поєднанні з панком на скейті, ну, в день прання, може, по-іншому.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...Спомен по 80-те среща скейтърка-пънкарка, освен ако не е ден за пране.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...פוגשת פאנק של גולשי גלגיליות, אלא אם כן זהו יום כביסה.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...مقابلة متزلج فاسق إلا إذا كان يوم الغسيل.
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...洗濯の日はダメだけど MS:ジェリーのブランドは何?
ABD en temiz olduğunu söylüyorlar kirli çamaşırların içinde.Λένε ότι οι ΗΠΑ είναι οι πιο καθαρές βρώμικο στο πλυντήριο.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Am auzit ca familia ta are o spalatorie.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Hallottam, hogy a családodnak van egy szennyesgyűjtőjük
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Ich höre, deiner Familie gehört ein Waschsalon.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Ik heb gehoort dat je familie een wasserette heeft.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Jag har hört att din familj äger en tvättinrättning.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...J'ai entendu dire que ta famille tient une laverie automatique.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...빨래방 한다며 니네 집
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Kudengar keluargamu adalah tukang cuci.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Kuulin, että perheesi omistaa pesulan.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Počula som, že tvoja rodina vlastní práčovňu.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Slišala sem da ima tvoja družina pralnico.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Slyšela jsem, že tvoje rodina vlastní prádelnu . . .
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Słyszałam, że twoja rodzina prowadzi pralnię samoobsługową.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Tớ nghe nói gia đình cậu làm chủ một cửa tiệm giặt đồ.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Вам принадлежит прачечная.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Чух, че семейството ти държи пералня.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...אני שמעתי המשפחה שלך בעלים של מכבסה
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...سمعت ان عائلتك تمتلك متجر للغسيل؟
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...コインランドリーじゃなくて、ドライクリーニング店よ。
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yüzlerce hastanede görev alıyorlar. Kirli çamaşırların yıkanmasında,Robot seperti ini ada di ratusan rumah sakit di seluruh AS, dan mereka membawakan seprai kotor ke ruang cuci.
Anneannem için, çamaşır makinası bir mucizeydi.A nagymamám számára, a mosógép egy csoda volt.
Anneannem için, çamaşır makinası bir mucizeydi.Bagi nenek saya, mesin cuci adalah sebuah keajaiban.
Anneannem için, çamaşır makinası bir mucizeydi.Dla mojej babci, pralka była cudem.

İlgili Sayfalar