çalmayı ile cümle
çalmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Piyano çalmayı severim.Мені подобається грати на піаніно.
Babam gitar çalmayı sever.Мій батько любить грати на гітарі.
Caz çalmayı severdim.Раніше я обожнював грати джаз.
Banço çalmayı severim.Мені подобається грати на банджо.
Piyano çalmayı bilmiyorum.Я не вмію грати на піаніно.
Piyano çalmayı sever.Ráda hrála na klavír.
Piyano çalmayı öğrendi.Naučil se hrát na klavír.
Perry, Nashville'de demolar kaydetmeye başladı ve şarkı yazıp gitar çalmayı öğrendi.V Nashville začala nahrávat demonahrávky a učila se psát písně a hrát na kytaru.
Hatta ud çalmayı kendi başına öğrendi.Sám se na ni naučil hrát.
Günde ortalama olarak 4-6 saat pratik yaparak davul çalmayı öğrendi.Tvrdí, že jógu cvičil 4-6 hodin denně.
Burada bağlama çalmayı öğrenmiştir.Zde se naučil hrát na kornet.
Van Halen bir çocuk olarak piyano çalmayı öğrendi.Jako dítě se učil hrát na klavír.
Bir rahibe ona gitar çalmayı öğretti.Na kytaru ho naučil hrát jeho spoluvězeň.
Çocuk yaşta kendi başına davul çalmayı öğrendi.V dětství se učil hrát na housle.
Çello çalmayı öğrendi.Vyučil se zvonařem.
Bu dönemde gitar çalmayı öğrendi.V té době začal hrát na kytaru.
Ancak şu an çocuğunun hastalığıyla ilgilendiği için geçici bir süreliğine grupta çalmayı bırakmıştır.Nakonec se nepodařilo včas odcestoval z důvodu nemoci syna .
Narayan Udaipur'da doğdu ve sarangi çalmayı çocukluk çağında öğrendi.Narayan s-a născut în Udaipur și a învățat să cânte la sarangi de la o vârstă fragedă.
Trompet çalmayı öğrendi.El cântă la trompetă.
Piyano çalmayı öğrendi.O vreme a învățat să cânte la pian.
Keman ve violin çalmayı öğrendi.Aici a studiat violoncelul și vioara.
Genç yaşta müzik eğitimi aldı ve 5 yaşında klasik piyano çalmayı öğrendi.A dezvoltat un interes în muzică la vârsta de 5 ani și a învățat să cânte la pian clasic.
13 yaşındayken gitar çalmayı öğrendi.El a învățat cum să cânte la chitară la vârsta de 13 ani.
Gitar çalmayı ve şarkı söylemeyi öğrendi.A învățat să cânte la chitară, pian și să cânte.
Çok küçük yaştyken şarkı söyledi ve 10 yaşındayken gitar çalmayı öğrendi.La vârsta de 8 ani, a învățat să cânte și la chitară.
Babası ona keman çalmayı öğretmiştir.Apja megtanította kürtön játszani.
Piyano çalmayı sever.Nagyon szeret még zongorázni is.
2001-2005 yılları arasında müzik eğitimi alarak piyano çalmayı öğrendi.2001–2005 között megtanult zongorázni.
Piyano çalmayı 10 yaşında öğrendi.Tízéves korától tanult zongorázni.
Küçükken piyano çalmayı öğrendi.Már gyermekkorában megtanult zongorázni.
Hayatında daha önce gitarı ne görmüş ne duymuş olan Son, gitar çalmayı öğrenmeye karar verir.Már hétéves korától nagy hatással volt rá a gitár és elhatározta, hogy csak a gitárnak szenteli életét.
Keman ve violin çalmayı öğrendi.Ütőhangszereken és hegedűn is tanult.
Genç yaşta müzik eğitimi aldı ve 5 yaşında klasik piyano çalmayı öğrendi.Iskolájában klasszikus zenét tanult, és 8 éves korában megtanult zongorázni.
Ergenlik döneminde gitar çalmayı öğrenen Cohen, Buckskin Boys isimli bir folk grubu da kurdu.Tizenévesen tanult meg gitározni, majd alapított egy country-folk együttest Buckskin Boys néven.
Annesi Kim Young-ah bir piyano öğretmenidir ve Seohyun'a 5 yaşındayken piyano çalmayı öğretti.Hänen äitinsä Kim Young-ah on pianonopettaja, joka opetti Seohyunia tämän ollessa viisivuotias.
Piyano çalmayı ablasından öğrendi.Joseph oppi pianonsoittoa sisariltaan.
13 yaşındayken gitar çalmayı öğrendi.Hän opetteli soittamaan kitaraa 13-vuotiaana.
Gitar çalmayı ve şarkı söylemeyi öğrendi.Hän soitti kitaraa ja lauloi.
Kömür madenlerinde çalıştığı sırada basgitar çalmayı öğrendi.Kivikasoja tutkiessaan hän havaitsi niissä hiiltä.
Saksofon çalmayı ise Lisedeyken öğrenmiştir.Hän soitti lukiossa saksofonia.
Narayan Udaipur'da doğdu ve sarangi çalmayı çocukluk çağında öğrendi.Ο Νάραγιαν γεννήθηκε στο Udaipur και έμαθε να παίζει το σαράνγκι σε μικρή ηλικία.
Bu dönemde gitar çalmayı öğrendi.Την ίδια επίσης εποχή αρχίζει να μαθαίνει κιθάρα.
2001-2005 yılları arasında müzik eğitimi alarak piyano çalmayı öğrendi.Μεταξύ 2001 και 2005 έλαβε επαγγελματική εκπαίδευση στη μουσική και έμαθε να παίζει το πιάνο.
Bir rahibe ona gitar çalmayı öğretti.Ο αδερφός του παίζει κιθάρα.
Büyürken, Bieber kendi kendine piyano, bateri, gitar ve trompet çalmayı öğrendi.Μεγαλώνοντας έμαθε να παίζει πιάνο, ντραμς, κιθάρα και τρομπέτα.
Srbuk Erivan Gomidas Devlet Konservatuvarı'nda okumuş, orada kanun çalmayı öğrenmiştir.Σπούδασε στο Κρατικό Ωδείο Κομητάς του Ερεβάν, όπου έμαθε να παίζει το κανονάκι.
Keman ve violin çalmayı öğrendi.Έμαθε βιολί και τρομπόνι.
Piyano çalmayı öğrendi.Επίδειξη ικανότητας να παίζει πιάνο.
Çocukken amcasından gitar çalmayı öğrendi ve daha sonra şarkıları kendisi yazmaya başladı.Som barn lærte han at spille guitar af sin onkel og begyndte derefter hurtigt at skrive sange selv.
Büyürken, Bieber kendi kendine piyano, bateri, gitar ve trompet çalmayı öğrendi.Da han voksede op, lærte Bieber sig selv at spille klaver, trommer, guitar og trompet.
Bir rahibe ona gitar çalmayı öğretti.En guitarist er en person, der spiller guitar.
Müziksever bir aileden geliyordu, Johanna da iyi derecede piyano çalmayı öğrendi.Hun kommer fra en musikalsk familie og lærte at spille klaver i en meget ung alder.
Keman ve violin çalmayı öğrendi.Hun lærte også orgel og violin.
Trompet çalmayı öğrendi.Derudover kan han spille Trompet.
Üç ayda sonat çalmayı başardı.Afprøvningen blev vellykket afsluttet i løbet af tre måneder.
İlk kez beş yaşındayken büyükannesi ona bir akordiyon verdi ve çalmayı öğretti.Da han blev femten år, fik han sit eget klaver, og han lærte selv at spille på det.
Babası ona keman çalmayı öğretmiştir.Hans far lærte ham å spille fiolin.
Küçükken piyano çalmayı öğrendi.Som ung lærte han å spille piano.
Bu yüzden Marty gitar çalmayı kabul eder.Marty melder seg frivillig til å spille gitar.
Piyano çalmayı öğrendi.Hun lærte også å spille piano.