Birisi fırında şemsiyemi çaldı.Кто-то украл мой зонтик в пекарне.
Ben kitap okurken telefon çaldı.Когда я читал книгу, зазвонил телефон.
Odaya girdiğimde, o piyano çaldı.Когда я вошёл в комнату, она играла на пианино.
Ben odaya girdiğim zaman, o piyano çaldı.Когда я вошёл в комнату, она играла на пианино.
Mücevher çaldığını itiraf etti.Он признал, что украл драгоценности.
Dün gece onun değerli taşlarını çaldılar.Вчера ночью у неё украли драгоценные камни.
Yakup neden Lavan'ın ilahlarını çaldı?Зачем Иаков украл богов Лавана?
Hunt ayrıca Slaughter, Vince Neil ve daha birçok sanatçıyla canlı çaldı.Хант также играл с Slaughter, Vince Neil и многими другими.
Shagrath ayrıca başka bir Norveçli black metal grubu Ragnarok'ta klavye çaldı.Шаграт также играл на клавишах в другой норвежской блэк-метал-группе Ragnarok.
Üçlü "Terrapin", "Gigolo Aunt", "Effervescing Elephant" ve "Octopus" şarkılarını çaldılar.Трио исполнило четыре песни: «Terrapin», «Gigolo Aunt», «Effervescing Elephant» и «Octopus».
Bana şarkıyı çaldı.Украл песню.
"Miles Away"i kaydederken Timberlake, Madonna için gitar rifi çaldı ve "Bunu nasıl yapmak istiyoruz?Для записи «Miles Away» Тимберлейк сочинил гитарный рифф, спросив у Мадонны: «Как мы можем выразить это?
Laurence müzik kariyerine Tilburg Rock Akademisi'nde başladı ve birçok okul grubunda çaldı.Лоуренс начал свою музыкальную карьеру в рок-Академии в Тилбурге, играя в нескольких школьных группах.
"Black Halo Dünya Turu 2005"in ilk kısmında baş grup olarak, Epica ve Kotipelto ile çaldılar.Первая часть Black Halo World Tour 2005 прошла при поддержке групп Epica и Kotipelto.
Ayrıca grup 2005'te Royal Variety Performance'ta çaldı.В 2005 году группа также выступила на Royal Variety Performance перед королевой.
Ancak asıl şöhreti, 2000-2004 yılları arasında çaldığı Guns N' Roses'la yakaladı diyebiliriz.Бакетхэд получил большую известность как гитарист группы Guns N' Roses, в которой он состоял в 2000—2004 гг.
Bu ustaların konserlerinde onlarla beraber çaldı.Был с ней ни раз на концертах рок-групп.
Bir yıl beraber çaldıktan sonra Jens Höglin gruba davulcu olarak katıldı.После того как они проиграли год втроём, к ним в качестве барабанщика присоединился Йенс Хёглин.
Aynı zamanda Finlandya Ulusrarası Orkestrası'nda çaldı.Он также играл в Финской Национальной Опере.
Sol alttaki Ruskin Arms, Iron Maiden'ın ilk çaldığı yerlerden olan "The Ruskin Arms"'a atıftır.Надпись задом наперед сразу за правой ногой Эдди Пивная под названием «Ruskin Arms».
Bu arada çantasını çaldırır.А я не уберу чемоданчик!
Grup 11 Haziran'da Download Festivali'nde Pepsi Max Sahne Alanında çaldı.8 июня, они были хэдлайнерами на Pepsi Max Third Stage at Download Festival 2012.
Ayrıca grup şarkıyı 2006 yılında, birkaç defa canlı olarak çaldı.Также группа несколько раз играла короткие отрывки из песни на концертах в 2006 и 2008 году.
Mayhem Festival'de Jägermeister Stage'de çaldı.Они так же играли на Mayhem Festival.
Charles ve orkestra her gösteride aynı tepkiyle bir sandal gezisinde çeşitli geceler gene müzik çaldı.Чарльз и его оркестр решили исполнить композицию ещё на нескольких концертах и реакция везде была одинаковой.
Ancak üzerinde çaldığı para yoktur.Ведь не на деньги они играют.
Sonra kilise çanları çaldı.Призывал на службу звон колоколов.
Başeğmez, Van ilinin Çaldıran ilçesine bağlı bir mahalledir.Вначале он играл на корнете, одолженном у соседа.
Şarkı çaldığı sırada olanlar da filmdekine benzerdir.Музыка играющая в этот момент похожа на музыку из фильма.
Rahel babasının putlarını çaldı ancak bundan Yakup'un haberi yoktu.روى بُرية عن أبيه عن جده، وأحاديثه لا يتابعه عليها الثقات.
Hakan Demir: 4 yıldır bana çaldığın bütün şarkılarına ve o güzel ayakkabılarına.ليلتحق بدكان الموسيقار عبد العزيز جميل الذي علمه لأربع سنوات العزف على آلتي العود والكمنجة.
2005 Aralık ayında hırsızlar Henry Moore Vakfı'nın bahçesine girerek bir bronz heykel çaldı.في شهر ديسمبر لعام 2005 دخل اللصوص إلى حديقة وقْف هنري مور وسرقوا تمثالاً برونزياً .
Onun için çaldığımda apaçık biliyordu: "Evet, işte budur," dedi.فلما راحا على إبيهما، فحدثاه بشأنهما، قال لعامر: أنت مدركة، وقال لعمرو: أنت طابخة.
Kitabın özeti olarak sınıf, okulun erzağını çaldığını fark ettikleri müdüre suçüstü yapmaya hazırlanıyorlar.يشعران بالخزي جراء ما فعلوا عندما تستدعيهم مديرة المدرسة لمكتبها.
1984 yılında yazdığı ilk kitabından (Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar) dolayı yargılandı.و قد حوكمت أمينة بسبب ( سلب إيمان الشباب من خلال الأسئلة ) عن أول كتاب لها حيث أنها قامت بتأليفه في عام 1984.
Trio, rock ve blues müziklerinin bir kombinasyonunu çaldı.عزف الثلاثي مزيجا من موسيقى البلوز وموسيقى الروك.
Sahneye çıkan grubu yönetmeye başlayan Fletcher, gruba Andrew'da notasının bulunmadığı bir şarkı çaldırır.كانتقامٍ منه، يقود فلتشر الفرقة لعزف مقطوعة جديدة لم يُعطي آندرو الأوراق الموسيقية لها.
Albümde Aksu'nun uzun yıllar beraber çalıştığı Onno Tunç'un çaldığı piyano örnekleri yer almaktaydı.و أن عينات البيانو التي عزفها أونو تنتش الذي عمل مع آكسو لسنوات عديدة كانت تحتل مكاناً في الألبوم.
Telefon çaldığında banyo yapıyordum.كنت أستحم عندما رن الهاتف.
Telefonumun çaldığını duydum.سمعت هاتفي يرن.
RAF'ta yaptığı Ulusal Hizmet sırasında, sigara çaldığı için gözaltına alındı.Durante a sua Nacionais de Serviço na RAF, ele foi detido por roubar cigarros.
BBC News'ten Dave Lee, oyunun E3 2014'te "şovu çaldığını" düşünmüştür.Dave Lee da BBC News sentiu que o jogo "roubou a cena no evento" durante a conferência na E3 2014.
Orkestranın son çaldığı şarkının ne olduğu hususunda çok fazla spekülasyon ortaya çıkmıştır.Tem havido muita especulação sobre qual foi a última música tocada pelo grupo.
Önceden çaldığı gruplar; Feeling B ve Die Firma'dır.Seu primeiro grupo foi Feeling B. e Die Firma.
Filmde Shepp'in Sun Ra'nın Arkestra'sı ile çaldığı bölüm de vardır.O filme também inclui imagens de Shepp tocando com a Sun Ra's Arkestra.
Laurence müzik kariyerine Tilburg Rock Akademisi'nde başladı ve birçok okul grubunda çaldı.Laurence começou sua carreira musical na Rock Academy em Tilburg , tocando em várias bandas escolares.
Üçlü "Terrapin", "Gigolo Aunt", "Effervescing Elephant" ve "Octopus" şarkılarını çaldılar.O trio realizou quatro músicas, "Terrapin", "Gigolo Tia", "Effervescing Elephant" e "Octopus".
Birlikte çaldığı son grup Joe Strummer & The Mescaleros adını taşımaktadır.Ele também abriu concertos para Joe Strummer & The Mescaleros.
Light a Big Fire'ın ikinci albümünde bateri çaldı.Mark tocou bateria no segundo álbum da banda, Light a Big Fire.
Ayrıca şarkıda Clarence Clemons'ın saksafon çaldığını açıkladı.Também revelou o envolvimento de Clarence Clemons com o instrumental de saxofone.
8 Kasım Raw programında Goldust'ın eşi Aksana, Million Dollar Championship kemerini ondan çaldı.No Raw de 8 de novembro, Aksana roubou o Million Dollar Championship de Goldust.
1989 yılında konser turnesine başladı ve Avrupa'nın büyük orkestraları ile çaldı.Em 1989, embarcou em seu maior tour de concertos, solando com muitas das maiores orquestras da Europa.
Video, Cliff Burton'un Metallica'da çaldığı 3½ yılın bir retrospektifidir.O vídeo é uma retrospectiva dos 3 anos e meio nos quais Burton fez parte da banda.
Sonra kilise çanları çaldı.Tal como combinado, os sinos da igreja tocaram.
Atalet Zoom'un güçlerini çaldı, kendisini Kid Zoom olarak adlandırdı ve Rogue tarafından öldürüldü.Taddeus então mata a criança violentamente, decidindo se chamar Kid Zoom, e espalhar o terror.
2 yıl bu grupta çaldıktan sonra ayrılmış ve ana enstrümanını basgitara çevirmiştir.Foi uns dois anos depois que ele o pegou e começaram a tocar a sério.
Ayrıca “5 Colours in Her Hair”in giriş kısmını da çaldı.May também tocou o refrão de abertura de 5 Colours in Her Hair.
Daha sonra üç yıl boyunca okul orkestrasında akustik bas çaldı.Então, começou a tocar baixo acústico por três anos numa orquestra.
Yıllarca davul çaldı ve çok farklı stiller öğrenerek kendi tarzını geliştirdi.Ao longo dos anos tem aprendido sozinho a tocar e desenvolver seu próprio estilo.
Single olmamalarına rağmen radyolarda çaldılar.Embora não tenha sido bem-sucedido nas paradas, o single foi muito tocado em rádios.