çal ile cümle

çal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Pis su borusu iyi çalışıyor.The drain is running freely.
Kafanızda müziği yeniden oluşturmaya çalışın.Try to reproduce the music in your mind.
Müzikten anlayan kim onun çalmasının iyi olduğunu söyleyebilirdi?Who that understands music could say his playing is good?
Hiç gürültü yapmayın, ders çalışıyorum.Don't make any noise, I'm studying.
Ben bir grupta çalıyorum.I play in a band.
Konuşmacı insanları isyana teşvik etmeye çalıştı.The speaker tried to incite the people to rebellion.
İstasyon ve havaalanı arasında otobüsler çalışır.Buses run between the station and the airport.
İngilizce çalışmaya başladın mı?Have you begun studying English?
İngilizce çalışalım.Let's study English.
İngilizce çalışıyorum.I'm studying English.
Beş yıldır İngilizce çalışıyorum.I've studied English for five years.
Her gün İngilizce çalışmalısın.You must study English every day.
"Niçin çok İngilizce çalışıyorsun?""İngilizce öğretmeni olmak için.""Why are you studying English so hard?" "To be an English teacher."
İngilizceni geliştirmek istiyorsan mümkün olduğu kadar sık İngilizce konuşmaya çalış.Try to speak English as often as possible if you want to improve your English.
İngilizceni geliştirmeye çalış.Try to improve your English.
Yağışlı hava onun bahçede çalışmasını önledi.The rainy weather prevented her from working in the garden.
Genelde lise öğrencileri üniversite öğrencilerinden daha çok çalışırlar.Generally speaking, high school students study harder than college students.
Genel olarak, Japonlar çalışkandır.In general, Japanese are hardworking.
Soğuk nedeniyle yalnızca bir çalışma günümü kaçırdım ve masam kağıtlarla dolu.I only missed one day of work because of a cold and my desk is piled high with papers.
Bütün gün boyunca çiftlikte çalıştığı için, o tamamen yorgundu.Having worked on the farm all day long, he was completely tired out.
Bir tam günlük çalışmadan sonra bir bardak bira gibi bir şey yoktur.There is nothing like a glass of beer after a whole day's work.
Bir günlük sıkı çalışmadan sonra sessiz olmak istiyorum.I want to be quiet after a day's hard work.
Bir seferde bir şey yapmaya çalış.Try to do one thing at a time.
Bir grup çete parayı çaldı.A group of gangsters stole money.
Sıkı çalışırsan sınavını geçersin.If you work hard, you'll pass your exam.
Sıkı çalış ve başaracaksın.Study hard, and you'll succeed.
Sıkı çalışırsan, başarırsın.Study hard, and you'll succeed.
Sıkı çalışırsan sınavı geçeceksin.Work hard, and you will pass the examination.
Çok çalış, yoksa sınavda başarısız olacaksın.Work hard, or you will fail the examination.
Eğer çok çalışmazsan kötü puanlar almaya devam edeceksin.If you don't study hard, you'll continue to get poor scores.
Çok çalışanlar başarıya ulaşacaktır.Those who work hard will succeed.
Çok çalışarak hayallerinin gerçekleşmesini sağlayabilirsin.You can make your dream come true by working hard.
Çok çalış ve başarılı olacaksın.Work hard, and you will succeed.
Çok çalışmazsan, başarılı olmazsın.You won't succeed unless you work hard.
Sıkı çalıştıktan sonra hiçbir şey dinlenmekten daha hoş değildir.Nothing is more pleasant than taking a rest after hard work.
Çalışkan bir işçi olmasına rağmen fakir kaldı.He remained poor despite being a hard worker.
O çok çalıştı.He worked hard.
Çok çalışırsa, başarır.If he tries hard, he will succeed.
Çok çalışmazsan, başarılı olamazsın.You can't get ahead if you don't work hard.
Çok çalışırsa, başarılı olur.If he tried hard, he would succeed.
Sıkı çalışma ve kendini adama sana başarıyı getirecektir.Hard work and dedication will bring you success.
Sizin şirkette çalışmak için sabırsızlanıyoruz.I'm looking forward to serving your company.
Birlikte çalışarak, bütün evi çabucak temizlediler.Working together, they cleaned the entire house in no time.
Ben sizinle birlikte çalışabilirmiyim?May I run with you?
Elimizden gelenin en iyisini yapmak için birlikte çalışalım.Let's work together to do our best.
Doktor ona çok fazla çalışmayı bırakmasını önerdi.The doctor advised him to stop working too much.
Doktor yaralı çocuğu kurtarmak için çok çalıştı.The doctor tried hard to save the wounded boy.
Fark bu: o senden daha çok çalışıyor.The difference is this: he works harder than you.
Ben oturup dinlenir dinlenmez telefon çaldı.No sooner had I sat down and relaxed than the phone rang.
Bayan Ito öğrencilerini çok çalıştırdı.Miss Ito made her students work hard.
Kötü şirketten kaçınmaya çalışın.Try to avoid bad company.
Onlarla uzlaşmaya çalıştık.We sought to come to terms with them.
Yaşadığımız kadar çalışmalıyız.We must work as long as we live.
Antik uygarlıkların kalıntılarını korumaya çalışmalıyız.We must try to preserve the remains of ancient civilizations.
Bu çıkmazdan kurtulmaya çalışmalıyız.We must try to break the deadlock.
Şimdi Tokyo'da çalışıyorum.I'm working in Tokyo now.
Her gün yaklaşık iki saat çalışırım.I study about two hours every day.
Onu uyarmaya çalıştım ama o dinlemedi.I tried to warn her, but she wouldn't listen.
Piyanoyu çok iyi çalabilirim.I was able to play piano very well.
Hayatta derece yapmak için hepimiz çok çalışırız fakat sadece birkaç kişi başarır.We all try hard to make the grade in life, but only a few succeed.

İlgili Sayfalar