çal ile cümle
çal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Ben öğle yemeği yerken telefon çaldı.The phone rang when I was having lunch.
Eğer gece gündüz çalışırsanız, sağlığınızı kaybedersiniz.If you work day and night, you will lose your health.
Böcek ısırıklarını kaşımaya çalışmaman gerekir.You should try not to scratch your insect bites.
Böcek ısırıklarını kaşımamaya çalışmalısınız.You should try not to scratch insect bites.
O, gece gündüz çalışıyordu.He was burning the candle at both ends.
Sabahın serinliğinde Çalış.Study in the cool of the morning.
Kahvaltı olmadan çalışmak zordu.It was hard to work without breakfast.
Naoko hızlı çalışabilir.Naoko can run fast.
Sükut altındır ama bir yabancı dil öğrenmeye çalışırken değil.Silence is golden, but not when trying to learn a foreign language.
Sokaktan gelen ses çalışmamızı etkiledi.The noise from the street affected our work.
Niçin bahçe hakkında bir şey yapmaya çalışmıyorum?Why don't I try to do something about the garden?
Kardeşim televizyon seyrediyor ve bu günlerde çok çalışmıyor.My brother just watches television and does not study very hard these days.
Hırsız, kadının çantasını çaldı.The thief made off with the woman's handbag.
Hırsızlar mücevherleri çaldılar.The thieves made off with the jewels.
At çalındıktan sonra ahırın kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door after the horse is stolen.
Çalanı yakaladık.We caught the thief.
Ben bütün gece çalıştım.I worked all night.
Dükkan sahibi çalışanların başında çalıştı.The proprietor of the store worked at the head of his employees.
Profesör Tanaka birinin kendisine çalışmasında yardım etmesini istiyor.Professor Tanaka wants somebody to help him with his study.
Bay Tanaka piyanoyu iyi çalabilir.Mr. Tanaka can play the piano well.
Lamba çalışmıyor.The light doesn't work.
Elektrikli ısıtıcımız iyi çalışmıyor.Our electric heater does not work well.
Tren her otuz dakikada bir çalışır.The train runs every thirty minutes.
Ben telefonun çaldığını duydum.I heard the telephone ringing.
Telefon tekrar çalarsa onu umursamayacağım.If the phone rings again, I will ignore it.
Telefon çalışmıyor.The telephone doesn't work.
Telefon birçok kez çaldı.The telephone rang several times.
Telefon çaldığında öğle yemeği yiyordum.I was eating lunch when the phone rang.
Telefon çaldığı zaman, derhal cevap vermelisin.When the telephone rings, you must answer right away.
Telefon çaldığında, hepimiz evden ayrılmak üzereydik.We were all set to leave when the phone rang.
Telefon çaldığında gitmek üzereydim.I was about to leave when the phone rang.
Telefon çalıyordu ama yanıtlayacak kimse yoktu.The phone was ringing, but there was no one to answer it.
Telefon çalmaya başladığında, Anne evden ayrılmak üzere idi.Anne was just about to leave the house when the phone began ringing.
Zil çalmaya devam etti.The phone kept ringing.
Telefon çalmaya devam etti.The phone kept ringing.
Telefonlardan hiçbiri çalışmıyor.None of the telephones are working.
Telefon defalarca çaldı.The telephone rang repeatedly.
Telefonlar çalışmıyor.The phones aren't working.
Ben kapatır kapatmaz telefon yine çalmaya başladı.No sooner had I hung up than the phone started ringing again.
Sıkı çalışma başarının önemli bir faktörüdür.Hard work is an essential element of success.
Çok çalışarak bir şeyi başarabiliriz.By hard work we can achieve anything.
Tokyo Üniversitesine girmeye çalışıyordum ama düşüncemi değiştirdim.I was going to try to get into Tokyo University, but I've changed my mind.
Çalınan onun defteriydi.It was his notebook that was stolen.
O, onun çalınan bisikletiydi.It was his bicycle that was stolen.
Çalmaktansa açlıktan ölmeyi yeğlerim.I would rather starve than steal.
Çalan bir kişi cezayı hak eder.A person who steals deserves punishment.
Çalmak yanlıştır.It is wrong to steal.
Çalmak kötüdür.It is bad to steal.
Çalınan araç otoparkta bulundu.The stolen car was found in the parking lot.
Doktor Yukawa bilimsel çalışmada önemli bir rol oynadı.Dr. Yukawa played an important part in the scientific study.
Kaçmaya çalışmanın faydası yok.It is no use trying to escape.
Kafan tek taraflı çalışıyor.You've got a one-track mind.
Çok sıkı çalışma.Don't work too hard.
Çalışmaktan başka alternatifimiz yok.We have no alternative but to work.
Çalışan kadın sayısı artıyor.The number of working women is increasing.
Hep aynı dizeleri çalarsan monotonluk gelişir.Monotony develops when you harp on the same string.
Ben kitap okurken telefon çaldı.When I was reading a book, the telephone rang.
Birdenbire yangın alarmı çalmaya başladı.All of a sudden, the fire alarm went off.
İç cebimden cüzdanımı çaldırdım.I had my wallet stolen from my inner pocket.
Aynı anda iki rolü oynamaya çalıştı ve başarısız oldu.He tried to play two roles at the same time and failed.